Bazen tek bir kelimeye sığar koskoca bir dünya…
Bazen yedi düvel bir araya gelse
dolduramaz insanın içindeki boşluğu.
Bir kelime söylersin…
Dost.
Ama öyle herkesin dilinde kolayca taşınan
bir kelime değildir dostluk.
Dost;
sen sustuğunda sessizliğinin dilini anlayandır.
Gözlerinin içine bakıp
“Bir şeyin var.” demeden,
içinde bir şeylerin eksildiğini fark edendir.
Kalabalıklar içinde yalnız kaldığında
yanına oturandır…
Sana akıl vermek için değil,
o yalnızlığı seninle paylaşmak için.
Yargılamaz dost.
Çünkü insanın en çok
anlaşılmaya ihtiyaç duyduğu yerleri bilir.
Kırıldığın yerleri tek tek hatırlar,
ama hiçbirini bir gün
silah gibi sana doğrultmaz.
Çünkü dost dediğin;
yarana parmağını basıp
ne kadar acıdığını soran değil…
Kanadığını gördüğünde
sessizce üzerine elini koyandır.
Düşerken tutan çoktur…
Asıl dost,
daha düşmeden
adımlarındaki titremeyi fark edendir.
Sen “İyiyim.” dediğinde
gözlerinin “Değilim.” dediğini anlayandır.
Uzaklık korkutmaz onu.
Yıllar girse araya,
şehirler değişse,
hayatlar başka yollara savrulsa bile…
Bir gün gelen tek bir selamla
kaldığı yerden devam edendir.
Çünkü gerçek dostluk
zamana yenilmez.
Menfaat bittiğinde başlamaz dostluk…
Menfaatin olmadığı yerde
kendini belli eder.
Hesabın, kitabın sustuğu…
İnsanların birbirinden ne alacağını değil,
birbirine ne bırakacağını düşündüğü yerde
dostluğun gerçek yüzü çıkar ortaya.
Şimdi insan ister istemez soruyor:
Var mı gerçekten böyle bir dost?
Belki vardır…
Ama çok değildir.
Bir elin parmaklarını geçmez belki.
Belki ömrün boyunca yalnızca bir kez rastlarsın
kalbine iyi gelen o insana.
Ama bulduysan…
Kaybetme.
Çünkü bu dünyada
binlerce insanın seni tanıması önemli değildir.
Önemli olan;
herkes senden uzaklaşırken
bir kişinin yanında kalmasıdır.
Herkes yarana bakıp
neden kanadığını sorarken,
birinin sessizce yarana dokunup
“Buradayım.”
diyebilmesidir.
İşte dost dediğin budur.
Ne en güzel gününde yanında olandır,
ne de düştüğünde elinden tutan…
Sen herkesin gözünde bittiğinde bile
sende hâlâ bir umut görebilendir.
Ve belki de insanın bu hayatta
sahip olabileceği en büyük zenginlik şudur:
Arkasında kalabalıklar değil,
yokluğunda bile adını kalbinde taşıyan
tek bir dost bırakabilmek…
Çünkü gün gelir;
Evler susar…
Telefonlar çalmaz…
Kalabalıklar dağılır…
Ve insan kendi sessizliğiyle baş başa kalır.
İşte o gün anlarsın…
Dost, hayatının en güzel günlerinde
yanında olan değildir.
Dost;
Hayatın senden her şeyi aldığı gün,
senin hâlâ
“Yalnız değilim…”
diyebilme sebebindir.
Ve belki de gerçek dostluk budur…
Herkes seni unuttuğunda
adını hatırlayan değil…
Sen kendini unuttuğunda bile
seni hatırlayandır.
Çünkü insan bu dünyadan
malını, mülkünü, makamını değil…
Kendisine gerçekten yürekten dokunan
kaç insan olduğunu götürür.
Ve ömrün sonunda geriye
kalabalıkların sesi değil,
bir dostun sessizce söylediği
tek bir cümle kalır:
“Ben buradaydım…
Sen yalnız değildin.”
Kayıt Tarihi : 13.09.2026 10:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!