Nadir Şener Hatunoğlu Antoloji.com

Özgeçmiş: Nadir Şener Hatunoğlu

1933 Tercan (Mamahatun) doğumluyum. Babam, adliye yazı işleri müdürü ve noter Zekeriya; annem de tarihi ( 1919 ) Erzurum İL kongresi üyesi, müstantik (sorgu yargıcı) Ahmet beyin kızı Memnune'dir.
İlkokulu Tercan'da okudum. İlçelerin çoğunda olduğu gibi, Tercan'da da orta okul yoktu. Tek kapı, köy enstitüsü idi. Tercan bölgesi, Sivas-Pamukpınar köy enstitüsüne bağlıydı; bu okula kaydım yapıldı. O günün koşullarına göre ulaşım, sadece trenle sağlanabiliyordu. O nedenle trenler pek sıkışık oluyordu. Trenin koridorunda bile, ayakta duracak boşluk bulunmuyordu. Ayrıca da tren azlığı nedeniyle, aktarmalar oluyordu. Bu yüzden Tercan-Sivas köy enstitüsü  yolculuğu, ancak otuz saatte tamamlanabiliyordu. Yolculuk sırasındaki konaklama yerleri; ' han ' dediğimiz, insanların hayvanlarıyla birlikte konakladıkları yerlerdi. On iki yaşındaki bir çocuğun, böylesine eziyetli, riskli yolculuğa katlanabilmesi zordu. O nedenle babam Milli Eğitim Bakanlığı'na başvurarak, önceki ilimiz olan Erzurum-Pulur Köy Enstitüsü'ne naklimi istedi. Burası Tercan'a, bin-in bir saatlik yol. Bakalık dikkate almış olacak ki babamın dilekçesinden sonra Tercanlı çocuklar, Erzurum'a  alınmaya başladı. Ben orta okul birici sınıfı Sivas'ta okuduktan sonra, 1947 ylında, orta okul ikinci sınıfa, Erzurum-Pulur Köy Enstitüsü'nde başladım. Mesleğimin ellinci yılında benim için yapılan tanıtma toplandısında ( 19 Aralık 2008 / Ankara Milli Kütüphane Salonu) belirtildiği üzere, Sivas'ta daha orta okul birinci sınıfında iken, özellile matematik ve fen derslerinde, Türkçe kompozisyonda, üstün başarı göstermiştim. Bu nedenle öğretmenlerim Hüseyin Başaran (matematik), Hakkı Arıkan (Tarih), Siyami Millik (kimya), ve ingilizce öğretmeni, Erzurum -Pulur Köy Enstitüsü'ndeki öğretmen arkadaşlarına mektup yazarak, bana verdiler. Ben de Erzurum'daki öğretmenlerime teslim ettim. Bu öğretmenlerim; Hüseyin Bülbül (matematik), Ferruh Öklü (tarih), Tahir Altın (beden eğitimi) idi. Erzurum'da da daha ilk aylarda öğretmenlerimin dikkatini çektim. Matematik öğretmenim Hasan Sertel ve Fizik öğretmenim Meliha (Coşkun) Sertel, benim ufkumu açmak için özel ilgi gösterdiler. Bugün hala fizik öğretmenim Meliha (Coşkun) Sertel öğretmenimle, İstanbul'da görüşmekteyim.  
 
1951 yılında,Köy öğretmeni olarak Erzurum'dan mezun oldum. O yıl, köy enstitülerinin yüksek öğrenim kapısı olan , Ankara-Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı. Yirmi yıllık zorunlu hizmetimiz olduğu için, başka kapılara yönelemiyorduk. O nedenle, Tercan'ın Beşkaya köyünde öğretmenliğe başladım. Önceki savaşların yıkıntısı üstüne bir de İkinci Dünya Savaşı eklenince, halk iyice yoksul, eğitimsiz kalmış. Penceresiz yapılarda, hayvanlarla bilikte kalıyorlardı. İlçeyle köy arasındaki ırmağı, buzlarını kırarak çıplak bedenimle geçiyordum. Tezekle ısınıyorduk. Köyde fırın, bakkal, lokanta ve başka esnaf olmadığı için, yağda yumurta ve çökelek-ekmekle besleniyordum. Haftada bir ilçeye giderek, erzak alıyordum, Karda ve çamurlu yollarda yaya yürümek, beni yoruyordu.

..

Devamını Oku
  • Sevgi Şen
    Sevgi Şen 23.01.2011 - 16:29

    Müsadenizle size öğretmenim diye hitap etmek isterim. Çok Değerli Öğretmenim, sayfamı ziyaret etmiş değerli görüşlerinizi yazmışsınız. Çok memnun oldum, değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Saygılarımla..

  • Müjgan Kızıleniş
    Müjgan Kızıleniş 25.12.2010 - 19:17

    beni ağlattınız.üstelik her defasındaki gibi değil.nedendir bilmem ağlarken gülümsedim.gözlerimden yaş döküldü ama beni içtenliğinizle ağlattınız.saygılarımla...

Toplam 2 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


  • Kaplan! Kaplan!

    William Blake

    26.01.2012 - 19:38

    Saygı ile.. Şairimiz Osman TUĞLU, şiirin kendisine yüklediği duyguyu, bizlerle paylaşma cömertliğini göstermiş. Williams BLAKE ve çeviri için teşekkürler.
    Çeviri şiirler hakkındaki görüşlerimi daha önceleri belirtmiştim: Çeviride melodi arama hakkımız olamaz. Buluş var ise, uyak şart değildir diye ...

  • Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!

    Didem Madak

    25.01.2012 - 12:56

    Saygı ve rahmet ile anarak..
    Şairimiz Didem MADAK, 'yakınma' yüklü bir şiirsel söyleşi ile bizleri karşılıyor. 'Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım' başlıklı bu söyleşide, hatırı sayılır buluş ve vuruşlar var:
    1)Ölüm, çok iri bir sözcük değil bayım.
    2)İllegal bir yağmurum; bir yağarsam pahalıy ...

  • 'a GÖZLERİN GÜNAH SENiN

    Ünal Beşkese

    16.01.2012 - 18:06

    Saygı ile.. Şairimiz Ünal BEŞKESE, notasız bir şarkı sunmuş okurlara: 'Gözlerin Günah Senin.' Birisi benden şarkı isteyecek olsa, herhalde bu şiiri okurum. Kutluyorum.
    Antoloji.com/da kayıtlı 'romantik Bir Günah' başlıklı şiirimle,kendisine eşliketmek istiyorum:

    'Beyoğlu'nda bir meyhane
    'Teslim ...

Toplam 344 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • akıl

    06.12.2011 - 21:05

    Matematikçiyim. Şiire ve felsefeye yakın dururum. Zihinsel oluşumlar üzerine makaleler yazdım, kitaplarımda da kısaca değindim. Aklın en sınırlı, anlaşılır tanımı olarak, şunu benimsedim:
    ' Akıl, zekânın duyguları yönetebilme becerisidir.'
    Meraklısı için kitaplar:1) Socrates'in Sırrı 1) Aklın Yönetimi İçin Kurallar: Réne Descartes 3) Metot Üzerine Konuşmalar: Réne Descartes4) Düşünce ve devingen: Henry Bergson

  • ironi

    07.05.2011 - 22:31

    Saygı ile.. 'İroni' Fransızca bir sözcük. 'İnceden, çaktırmadan alay' anlamına geliyor. BVir örnek daha öceleri vermiştim. Sonradan aklıma gelen ve hemen herkesin gözünden kaşmış olşana tarîhi bir 'ironi' var ki şimdi herkesle paylaşmak istiyorum.
    Bilindiği üzere dyerkürenin (dünyanın) döndüğünü, ilk Galileo Galile görmüş, kanıtlamıştır. Bunun üzerine dönemin yargıçları, Galile'yi yargılamaya almışlar. 'Sen Allah' işine ne karışıyorsun? Cezan büyük.' Galile bakmış durum kötü; demiş ki ifadesinde:

    'Başka bir tepeden bakılırsa, belki de dönmüyordur.! ? '
    Galilenin fotoğrafına dikkatlice bakılırsa, insanlara (yargılayanlara) acıyarak baktığı görülür.
    *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi- bilim uzmanı*

  • GİRESUN TİREBOLU KUSKUNLU KÖYÜ

    23.04.2011 - 17:46

    Saygı ile.. Çoğu at koşum eşyasını tanırız. Dizgin, özengi, eyer gibi. Bir tanesi de 'kuskun' dediğimiz parçadır. Kemer gibi deridendir. İki uçtan eyere bağlıdır. Halka haline gelen öteki bölüm, atın kuyruğunun altına geçirilir. Yokuş aşağı inişlerde, 'kuskun' kuyruğun dibine geçirildiği için, binici atın boynuna doğru kayamaz.
    *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

Toplam 96 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR