Fulya Aras Koca Antoloji.com

Kelimeler dönmekte etrafımda..
Şimcik hangisini neresinden tutup yakalasam..
Velev ki yakaladım eee peki yüreciğimin neresine, neyleyip onları kundaklasam..
Yoook!
Meğer onlar tek bir yürekte kalmak istemezlermiş de..
Yakalayıp sarmaladıkça ben onları..taşar oldular.. taşmak ne kelime...ortalarına beni koyup.. istediklerini yaptırmaya başladı keratalar...yetişemez oldum şimdilerde ben onların isteklerine.... Bazen bir hikaye.. Bazen bir şiir... şöyle anlat.. bunu böyle yaz... yok.. cık ben buraya yakışmadım benim yerime şu yanda şaşı şaşı bakanı koy.. o daha iyi anlatır.. burada olması gereken kelime o... felan ben başa çıkamıyorum inanın.. deniyorum ama... ortaya çıkanlardan komple sorumlu tutulamam yani... demem o.. yani varsa bir yanlış... kuvvetle ihtimaldir tabii.. yani eğer ki beğenmezseniz... bana hiç kızmayınız!
Valla ben onların yalancısıyım. olay sankim benden çıkmış.. Nasıl aşıp da beni... gelirlerse öyle... diziliveriyorlar önünüze, ben ki onların karşısında aciz..
..

Devamını Oku
  • Necla Küçükhurman
    Necla Küçükhurman 20.04.2018 - 11:24

    kutlarım nicelerine

  • Lütfiye Serap Kurkuz
    Lütfiye Serap Kurkuz 14.04.2018 - 21:09

    Sevgili Fulya Hanım,

    " Yalnızlık senfonisi " adlı şiirime yaptığınız yorum için çok teşekkür ederim.Yaptığınız betimlemeler günlük hayatın koşuşturması içinde hep olan şeyler zaten .Ama yazdığım şiirle öyle bağlamışsınız ki, burada sizin olayları anlatış biçiminiz o kadar güzel ve doğaçlama şekl ...

  • Mehmet Göden
    Mehmet Göden 25.03.2018 - 17:02

    Bende tesekkür etmek isterim.. Zaten siirin altinda olmus olmamis önemli degil. Ben bu isi kalbimden severek yapiyorum... Sizlerin o güzel duygu dolu tebriklerinizide kalbime ekledim.. Sagolun varolun..

Toplam 24 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


  • Ansızın Veda

    İsmail Bozkurt

    12.10.2018 - 12:56

    Esas olan bu kubbede bir hoş seda bırakmak değil midir.

    Her birimizin fani olduğunu dünyanın bizden sonra da öncesinde olduğu gibi kendi düzeninde devam edeceğini anlatan bu şiir pek tabii ki yüreğimi ağırlaştırdı.

    Biliriz ama kör yanımıza düşürürüz bu gerçeği.
    Sanki büyük işler kotarıp dü ...

  • Allaha Şükret Dostum

    İbrahim Kurt 3

    12.10.2018 - 12:46

    YA vallahi bayılıyorum böyle şiirlere.

    Aslında tiyatronun ilk oluşumu, monarşi döneminde halkın direkt söyleyemedikleri yaşam gerçeklerini ve kral hakkındaki görüşlerini hicvettikleri oyunları seyyar sahnelerde sergilemeleri ile başlar.

    Baskı ortamında gerçekler dile gelecek bir mecra arar. T ...

  • Keşkek

    Yılmaz Örmeci

    12.10.2018 - 12:25

    İlahi Yılmaz Beyciğim,
    Ağzımızın suyunu akıttırdınız.
    Siz de istemem yan cebime koy demişsiniz.
    Keşke kek yapaydı derken İzmir yollarına keşkek için revan olurum diyorsunuz.
    E hakkınız da var.
    Şiir ile duygularımızı ifade etmenin hiç bir normu yoktur. Bazen bir ikilik bazen dörtlükler boyunca s ...

Toplam 217 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • serbest kürsü

    25.03.2018 - 16:39

    kalksın perdeler!
    insin maskeler!

    çıksın,
    kör noktada bekleyen gamzeler.

    susmak haram

    bize yüklenen
    zanlardan sonra

    şiirle söylenecek altın kelam

  • serbest kürsü

    25.03.2018 - 16:27

    ........

    Ah vuslat!
    Ah sevdamın gül yüzü!
    Yüreğimin beyhude niyazını
    Sen şimdi nerelere gizledin?

    ........

  • serbest kürsü

    21.01.2018 - 13:38

    YAŞAM HAVASI

    Bir tohum
    yüz yaşam
    bin umut
    tam ilkbahar havası

    - Anneee ! Bunu görmelisin
    Elimde mutluluk çıngırakları koşturuyordum. Çocuk olmak güzeldi. Tüm düveliklerimin mazereti. İster hoplar, ister zıplar, ister çamura bulayabilirdim bayramlık patiklerimi. Gözbebeklerim bitmeyen heyecanımla büyük. Perilere inancım ise ondan da büyük Çocuğum ya; annem babam hepsi ellerinden geldiğince yetmeye çalışırken onların yetemediği yerde perilerime müracaat edebilirimdim. Mutluluk bizler içindi.
    Gelincik tarlasıysa şimdi önümdeydi.
    Bacak boyumun yetersizliği, gelincik tarlasında, bir uçtan bir uca koşturmama engel değildi. Çocukluk zaten engelsizlik demek değil miydi.. Bir de eksilmeyen tebessüm.
    - Önce birşeyler yeseydin diyor annem. Kolunda piknik sepeti.
    Benimse kolumda boynumda kalbimde yeniye merak.
    Bir tane gelincik çiçeğini kökünden özür dileyerek ayırdım. Dört parçalı çiçeğini sapına doğru indirdim, önde kalanı kopartıp, canı uf olmasın diye öpüp, günlüğümün arasında kurutmak için, eteğimin cebine koydum. Taç yapraklarının üstünde kırmızı pelerinli siyah saçlı yeni bebeğim, annemin yanına seğirttim.
    - Anne bunlar nasıl açıyor. Çiçekleri o kadar şeffaf o kadar narin ki…
    - Herşey önce bir tohum benim güzel kızım. Hayat suyunu içerek toprağa tutunuyorlar. Büyüdükçe güneşi yakalamayı umut ediyorlar tıpkı senin gibi. Bizim seni koruduğumuz gibi önce çanak yaprakları çiçeği koruyor. Mayıs ayı itibariyle açmaya başladığında çanaklar düşüyor ve geriye hafif bir esintide bile salınan bu çiçekler kalıyor, dedi. Derken yüzü bulutsuz bir gün olmasına rağmen nedense gölgelenmeye başladı. Dudak uçlarında anlamlandıramadığım bir çizgi belirdi.
    - En güzeli diye gördüğün bu çiçeklerin bile sonunda bir ömrü var. Yüz yaşam sürmüyor hiçbiri. Asıl olan doğa ana. Bir güzelliğin yerine başka bir güzellik koyma cömertliğinde. Yeter ki gözlerin bakmaya devam etsin. Kör göz değil. Bin umut olsun içinde. Görerek bak. Gidene ağlamadan yeni güzelliğe hoş geldin deyip hayatına katarak bak, diyor.
    Diyor demesine de ben pek hiçbir şey anlamamıştım. Zaten dediğinin ötesinde, bir şeyler deme sancısı, bir yaş olup yanağından kayarken, ben daha fazlasını duymaz olmuştum. Bin umut taşıyan gelincik bahçesi bana annemin hastaneye yatış öncesi son bir anne-kız günü hediyesiymiş. Bunu neden sonra onun cenazesinde elimde gelincik çiçeği beklerken anladım.

    ……………….


    Bir dalga sesi
    Yüz bal arısı
    Bin renk
    Tam yaz havası

    Bir dalga sesi ne kadar sonsuz olabilir? Veya taşıyıcılığı? Zamanın ötesi denkleminin açılımı onun tınısında mıdır? Bazıları evet derken bazıları ne saçmalıyor bu diyebilir. Ben çook şanslıyım. Deniz kenarında geçen çocukluğumda öğreticiliğini yaşadım. Küçük kıpırtıları, akşam kıyıya vuruşları, gece yakamozundaki oynaşları, her notasını belledim. Onlarla raks ettim. Fırtnalarında coşmuşluğum da var, süt liman halinde boğulmuşluğum da. Deniz ve yaşam. Benim ayrılmazım.
    Bugün yine deniz kıyısındayım. Çocuklarımın tatili benim iş kaçamağım. Yorgunluklarımı onun kıyısına seriyorum. Çocuklarımın dalıp çıkışlarında mutluluk dalgaları yayılıyor ruhuma. Ne iyi yaptık buraya gelerek diye düşünüyorum. Oğlum, ayakları kumlu saçlarından su damlar halde kıyada bulduğu midyeyi koşarak yanıma getiriyor.
    - Anne yengeç var mıdır bunun içinde ?
    - Yok hayatım. Onlar minare içinde olur. Ama istersen solucan arayalım kıyıda diyorum.
    - Oluuur. Diyor. Mutluluk ne kadar basit. Denizin kenarına solucan aramak için çukur açarken biz ellerimizi kürek etmişiz kumu attırıyoruz. Deniz yarısını suyla geri taşıyor, biz; hayal kırıklığına yer yok, inancı kaybetmek yok, bulsak da zaten salıvereceğiz dünyasına geri, çukur açıp solucanımızı aramaya devam ediyoruz.
    Kızım belli ki akranı bir gençle tanışmış sohbette. Kendi keşfini yaşıyor. Gençliğinin, duygularının keşfini…
    Ne çabuk büyüdüler. Çiçeğim benim. Gün gelecek yüz bal arısından bir tanesinin de çiçeği olacak. Onunla kendini özel sayacak. Yıllar içinde nicesi olsa da ilk olan onun için hep ayrı olacak. Dalga seslerinde yıldırımın sesini duyacak. Aynı döngüler.. Zamanında benim yaşadığımı şimdi onlar yaşayacak. Hayat işte. Bin renge bulanıp bin defa solacaklar ama dalgaların sesini duymayı öğrenirlerse onunla hep yeniden yeniden toparlanacaklar. Durmak yok hayata devam.

    ………………

    Bir esinti
    Yüz yaprak
    Bin yağmur damlası
    Tam sonbahar havası

    Niçin kapıyı açık bıraktı ki?
    Arkasına bile bakmadan çıkarken... Bana geri dönebilirim mi demek istedi.
    Sanmam.
    Gitmesi prangayken bir de uzaklaşmasının her salisesini görmemi istemiştir.
    Yaramı kanatmak bu.
    Ben onda eksilirken, yüzünde tek bir kas oynamadan, çırpınışlarımı izleyen onun için bile bu fazla… Gaddarlık.
    Bir esinti vurmakta açık bıraktığı kapıdan. Öyle ferahlatan bir esinti değil. Tokatlayan, yumruklayan. Gidişinin ardında bıraktığı avaz yüreğimin, ayazını yansıtan. Onsuzluk. Yalnızlık değil. Gitti ya; Onsuzluk düşüncesi donma noktam.
    Yüz yaprak döküldü bahçede. Sallarken, enseme öpücük kondurduğu salıncağa, çocuklarımın oyuncaklarını saçtığı verandaya, yine yeni yeniden onun portresini yaparken kullandığım şövaleme, dalına oturup, günbatımı renklerince aşkla, onun gelişini beklediğim ağacın altına .. Gitti ya; yapraklar kavruk bir şarkı mırıldanmakta
    Bin yağmur damlası da aksa sönmez bu harman yeri ateşi. Nadası olmaz. Başka başak can bulmaz. Gitti ya, gündöndü bitmez artık güneşten uzakta.
    Açık bıraktığı kapıdan, uzaklaşırken, nokta haline geldiği yerde, guguk kuşları saatleriyle vedasını şakımakta.

    …………….

    Bir can
    Yüz mezar
    Bin gözyaşı
    Tam kış havası

    Hep zor olduğu söylendi. Tutunmak, kalmak isterken, yapacak nice düşün varken, gitmek zorunda olmak. Bir cansın nihayetinde. Bin yürekte de yaşamış olsan, bir can verişince ömrümüz var. Gelişimiz kutlu, gidişimiz…. kelimesi yok, sesi yok, ifadesi yok. Bıraktıklarımızla değil yaşadıklarımızla dolu. Yüz mezar yan yana da dursa her bir mezar taşı farklı bir ismin evsahibi. Farklı yaşanmışlıkların emanetçisi. Bin gözyaşının debisiz nehri.
    Kalmak mı. Evet ben de isterdim. Giden kocamın ardından çocuklarımın -belki de çocuklarımın çocukları- yanında kalmak. Gitmek mi ? O da sorun değil. Belki yıllar önce giden annemin yanına…
    Son nefesi ardında bırakmanın hep zor olduğu söylendi ya öyleyse ben niye mutluyum?
    Elimde gelincik çiçekleri, kulağımda dalga sesleri, tenimde sonbahar esintisi, üstüme düşen kar taneleri…
    Belki ; Renkleri tanımanın huzuru
    Belki; Mevsimleri yaşamanın huzuru,
    Belki insan olarak kalmıştığın huzuru.
    Belki de sadece çocukluğumdan kalan şiirimin huzuru

    Bir ben, yüz sen, bin duygu
    Tam yaşam havası

Toplam 5 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR