Her yerde var bir üst akıl. Bizim üst komşumuz Kamuran Bey biraz akıllıdır. Eee o akıllı olmasında ben mi akıllı olayım? Adam Merkez Bankasında üst düzey bir yönetici idi emekli olmadan önce, her halde benden üstün bir aklı vardır değil mi?
Amerika'da da var bir üst akıl, Almanya'da da vardır herhalde... Ama bu akıllar ne kadar üstte bir de ona bakmak lazım. Üst akıl varsa o zaman bir de bu üst akılın altında olan alt akıllar var demektir değil mi? Hayır mantığım böyle diyor yani...
Dünyanın efendileri imiş onlar, yani üst akıllar... İyi de bu akıl onları kurtaracak mı, bir de ona bakmalı, kurtarmayacaksa, sadece dünya hayatında bir avantaj sağlayacaksa bu üst akıl o kişiye, ahirete de bir faydası yoksa, çarpayım ben o zaman o üst akıla sahip olan kişiye... Hem de ne demişler akıl yaşta değil baştadır...
Çok genç yaşta da üst akıllar var mıdır? Vardı belki ne bileyim? Çok genç yaşta ki üst akıllılar da kimselere hava atmasınlar, ben de üst aklım diye... Hayır bir de bu üst akıl denilen insanlar kaç kişi bunu bilmemiz lazım. Nerelerdeler bu üst akıla sahip insanlar. Kimseler bilmesin diye de bir yerlerde saklanıyorlar mı acaba?
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta