Yaralıydı martı, oldu düşleri kan;
Kırık kanatları sanki solgun hazan;
Savruldu rüzgârda, aradı bir liman;
Yükseldi duası, duydu gökler o an.
Sardı seni yapraklarım, sanki yünden yelek;
Koca bir çınar oldum, duana bir melek;
Ama sen alıştın acının o zehrine;
Kaçtın fundalığa, yenildin öfkene.
Her dönüşte üstünde üzgün, üstünde bir yara;
Soldu çınar; kökü oldu, dallar kara;
İhanetti kalan; aldı soğuk rüzgâr;
Şimdi aynı yazgı martıyı da sarar.
Korktun aşktan, sandın dallarım tuzak;
Kaçtın yüreğimden, benden köşe bucak;
Sıcaklığımı çektim, sırf sen yaşarsın diye;
Gagaladın kalbimi; bu kör hüsran niye?
Tükendi umudum, döndü toza bu çınar;
Sana bu yokluğum bıraktı sonbahar;
En büyük iyilik, sevmeden korumakmış;
En acı veda, aslında uçmayı öğretmekmiş.
Melekler ebediyen kalmaz iyileştirdiği kalpte;
Köklerimi çektim artık; bir veda var bu tepede;
Martı gözü yaşlı, şimdi ettiğine ağlar;
Gerçek sevgi gizlidir çınarın gidişinde.
Uç şimdi, yaralı martı, kendi gökyüzünde;
Bazen koruma için uzaklaşmak gerekmiş.
Kayıt Tarihi : 19.09.2026 10:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Daha önce yazdığım ve yayında olan “Martı ve Çınar” adlı şiirimin, şarkıya dönüştürülürken prozodiye uyması için revize edilmiş hâlidir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!