Zamanın eriyip aktığı o kadife boşlukta
Mıknatıslı gölgeler gibi çarpışırken kemiklerimiz;
Ağzından dökülen kuşları yutuyorum,
Nefesin, odadaki yerçekimini büken dumanlı bir nehir…
Sonsuzluk eğrisini çiziyor parmaklarım,
Dokunduğum yerde tenin, sıvı bir gökyüzüne dönüşüyor;
Avuçlarımda iki canlı gezegen gibi dönüyor ufkunda zaman…
Boynumdan aşağı akan bir lav şelalesi dudakların,
Ellerin, kaburgamın altında uyuyan güneşi kundaklıyor;
Beni sütün ve kristalin henüz keşfedilmemiş zirvelerine,
Gecenin göğsünde dikilen o sönmez deniz fenerlerine,
Aklın sınırlarını çiğnemeye fırlatıyorsun…
Parmaklarım, haritası çizilmemiş o nemli ormanda kayboluyor,
Zamanın ötesinden gelen bir yağmur bulutu patlıyor teninde;
Yaban briyantini ve etçil çiçeklerin kokusuyla yıkanıyor kabuslarım…
Gökyüzünde gümüş bir göz gibi açılan dolunayın,
İçimizdeki yırtıcıyı kafesinden saldığı,
Eti akışkan bir rüyaya, mantığı küle çevirdiği
O tutku gecelerinde…
Özcan İşler
Özcan İşler 2Kayıt Tarihi : 7.09.2026 19:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!