Hazanında mevsimin eser rüzgarlar sert
Uçuşur yapraklar, kurumuş, bahara dek
Hüzün değildir ki bu, belki bir kırık kalptir
Ona em olacaksa sevdaya da o gerektir.
Şikar mıyız, avcı mı, yoksa esir mi kalbe
Gül gülebilirsen
Şanslı say sen kendini,
Gül, gidebilirsen
Huzur bulduğun yere..
Gül bir bülbüle
Akmasın damla kanı,
Öyleyse..
Bırak gitsin,
sonsuzluğa;
Kaderini, kederini, düşüncelerini
Acıları, takıntıları ve sessizliğini…
Ne neyin önünde,
Ne neyin arkasında
Çözülür tüm sırlar
Suya dahi yazılsa
Kalır mı bir giz hiç,
Sanma ki yarına
Sanki hava daha da ağırlaşacak,
Umudun rengini çalarken siyah,
Yorgun bakacak gözlerin ve
soğuk nefesin hasret kokacak,
Bin keder dolarken ruhuna o gün..
Nice surları aştık
Biz gönülere aş’tık
Binbir kapıdan geçtik
Dost ilin, yar, eriştik.
Rüzgâr esti savrulduk,
Har içinde kavrulduk,
Sona esir olan her ten,
Azad olmalı fani bedenden..
Ruhlar aleminde var olan sonsuzluk,
Çağlar ötesinde çağlamalı,
Ebed sonsuzluk…
Başa mı, dedin, dönelim?
Zaten hiç gelmedik ki, gidelim,
doğmadık ki, ölelim,
biz, olamadık ki, düşelim...
Garda bir tren, evinde makinist,
Gözler hep masun, yalanla büyür,
Gözyaşı damlatır, gülüşü günün.
Her söz bir sitem, her adım zulüm,
Vefa mı? Gönülde küle döndü dün..
-
Niyetle örtülmüş maskeler bugün
Nefret etmedim senden,
Yalandan ettiğim kadar…
Darılmak mı hiç sana?
Ancak güvendiğim kadar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!