Dolu dizgin koşuyor zaman
hiç durmamacasına bir an bile
Yetişmek ne mümkün arkasından
koşup dursan nâfile
Durdurmak imkansız bağırıp
çağırsan da can havliyle
Bembeyaz renkli gelinliğini giymiş
bir gelin edâsıyla göklerde süzülüp
duran dolunay bakışlı sevgilim benim
Parıldar o nurlu güzelliğinin eşsiz
yansımaları beyaz bir çarşaf misâli
gönlüme serilmiş kar kristallerinde
Gecemin tek ışığıydın, dolunaydan parlak
Gönlümün tek güneşiydin, sevilirdin içten
Hep yaşardık ikimiz aşkı, yürekten duyarak
Sözlerin baldı akan, gönle petekten süzülen
Ne güzel günlerimiz geçti berâber senle
Bahar gelir, yaz gelir
Güz gelir, kış gelir
Mevsimlerin biri gider
Yerine bir diğeri gelir
Yalnız bırakmazlar hiç bizleri
Kimisi ısıtır içimizi
Hiç azalmadı sevgim, geçen onca yıl sonra.
Miras gibi kaldı hep, her bir hatıran bana.
Ayrılık hasretiyle, doyamadım ben sana.
Yüreğimde yalnızca yâr senin aşkın vardı.
Benle bir ömür boyu sen kalsaydın ne vardı?
Dünlerin hepsi dünlerde kaldı
Bugünler de yarın mâzi olacak
Şâyet kapımızı yarınlar tek tek çalarsa
dünler gibi yarınlar da bir gün solacak
(25 Ekim 2006/ İstanbul)
Dünyâ dönüyor kim ne derse desin
Sense baktığım hemen her yerdesin
(22 Temmuz 2006/ Ören-Balıkesir)
Senin ansızın çıkagelişin
Kızgın çöllere yağan yağmurlar gibidir
Senin tatlı bir gülüşün
Karakış ortasında açan güneşler gibidir
Senin bir anlık bakışın
Karanlığı nurlandıran dolunaylar gibidir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!