Tililili... Şiiri - Serap Çakalır

Serap Çakalır
11

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Tililili...

1982`de sekiz Akademi Ödülü kazanan 'Gandhi' filmini üçüncü kez izledim. Ben Kingsley`in muhteşem performansıyla canlandırdığı Gandi`nin bağımsızlık mücadelesini izlerken bu kez bir başka etkilendim. Neden mi? Anlatayım.

İngiltere`den bağımsızlık savaşının kazanılıp ülkenin kanlı Hindu-Müslüman iç savaşına sürüklendiği günlerde bir Hindu, Gandi`nin yolunu keserek, Müslümanlara ödün verdiği gerekçesiyle, ona öfkeyle bağırır.

Gandi`nin cevabı şu olur: 'Ben Müslümanım.'

Sonra ekler: 'Ben Hıristiyanım, ben Yahudiyim, ben Hinduyum.'

Gandi, Hindudur.

Gandi, ülkesinin parçalanmasına engel olmaya çalışmaktadır. Müslümanların lideri Cinnah ise, Hindistan`ın bölünerek Müslümanların Pakistan olarak adlandırdığı yeni ülkeye yerleşmesinden yanadır. Hindistan`ın bölünmesini engellemeye çalışan Gandi, Cinnah`a başbakan olmasını, kabineyi de Müslümanlardan oluşturmasını önerir. Hindu lider Nehru, Cinnah`ın başkanlığını kabul eder, ancak Cinnah öneriyi kabul etmez. İngiliz desteğiyle Pakistan`ı kurar, böylece kanlı bir göç ve iç savaş başlar.

Sonuç: Bir İslam devleti olarak doğan Pakistan, kuruluşunun üzerinden altmış yıl geçmesine rağmen bir türlü toparlanamaz, bugünkü durumu malum. Çeşitli dilleri konuşan farklı etnik grupların oluşturduğu, kast sistemine sahip Hindistan ise demokrasiyle yönetilmekte ve bugün dünyanın en hızlı gelişen ülkeleri arasındadır.(Konu hakkında ayrıntılı bilgi için,Sami Kohen`in,Hindistan ile Pakistan`ı karşılaştırdığı,17 Ağustos 2007 tarihli yazısı. http://www.milliyet.com.tr/2007/08/17/yazar/kohen.html)

Silahsız yürüttüğü bağımsızlık mücadelesini sivil itaatsizlik ve protesto üzerine kuran Gandi, Müslüman-Hindu çatışmasına son verdirmek için ölüm orucuna başlar. İleri yaşında giriştiği bu eylem etkili olur. Kanlı çatışmalar tamamen durur.

Ancak barışın tadını çıkaramaz. Kendisini, Müslümanların yararına ülkenin bölünmesine neden olmakla suçlayan radikal milliyetçi bir grubun adamı tarafından öldürülür. Tarih: 30 Ocak 1948.

Ne hazin değil mi, yapmak istediğinin tam tersiyle suçlanmak ve onca başarıya karşın, hayatını bir 'yanlış anlama' sonucu yitirmek?

Bugün Hrant Dink`in ölüm yıldönümü. Agos Gazetesi`nin önünde insanlar toplanıp onu anacak. Geçen yılki yürüyüşlerde 'Hepimiz Hrantız/Hepimiz Ermeniyiz' yazılı pankartlar yer almıştı. Bunu anlamayanlarca ya da anlamak istemeyenlerce eleştirildi, tepki gördü. Hatta kimilerince 'Hepimiz Türküz/Hepimiz Mehmetiz' şeklinde karşı slogan oluşturuldu. Bu sloganların karşı karşıya getirilmesinin ne anlamı/gereği/faydası varsa...

301`den hakkında dava açılan Hırant Dink, suçlu bulunacağına inanmamıştı. Ama onu en çok üzen yanlış anlaşılmaktı. 'Nasıl olur, ben hakaret etmişsem, hakaret ettiğim insanların yüzüne nasıl bakarım, onlarla birlikte nasıl yaşarım? Bu şerefsizlik olur, eğer suçlu bulunursam bu ülkeden giderim.' diyordu.

Hrant Dink ölüm tehditleri alıyordu. Bir güvercin tedirginliği içindeydi. Yine de, 'Bu ülkede güvercinleri vurmazlar,' diyordu

Ama vurdular...

Radikal milliyetçilik 'yanlış anlama' konusunda sınır tanımıyor. Küresel yöntemlerle 'derinden' çalışıyor.

Sonuç: Agos Gazetesi önünde katledilen Hrant Dink, ölümünden sonra, 'Türklüğü aşağılamak ve adli yargıyı etkilemeye teşebbüs' suçundan yargılandığı iki davadan da beraat etti.

Önyargılar adaletin ve barışın en büyük engeli. Huzurun ve mutluluğun da...

Gandi, Hindu idi.

Ülkesinin tam bağımsızlığını istiyor, bölünmesinden korkuyordu.
'Ben Müslümanım, ben Hıristiyanım, ben Yahudiyim,' demişti.

Ben Serap`ım. Ülkemin serap olmasını istemiyorum.

Ben ürkek bir güvercin tedirginliğiyle yaşamak istemiyorum.

Ben adalet istiyorum.

Ben Hrant`ım...

Serap Çakalır
Kayıt Tarihi : 19.1.2008 13:21:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bir şiir yazmak istemiştim aslında, elimden bu kadarı geldi...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Burhan Gündoğan
    Burhan Gündoğan

    Merhaba Serap Hanım

    İnsan doğduğu yere benzer,demişti Edip Cansever. Doğrudur, insan şiir yazmak için oturur;ama dilde düşenler bir deneme olur çıkar. yazdıklarınız gerçekten önemsenmesi gereken düşünceler. Yalnız bunları söyelemek bizden fakat bizimle her şey şekillenmiyor. Bunun için birlerin yüz yüzlerin bin olması gerekiyor. Selamlarımla.

  • Mehmet Alı Kepez
    Mehmet Alı Kepez

    Hırant Dink in katedilişindeki protesto eylemlerinde atılan sloğanlara halen itiraz eden radikal milliyetçiler (irkçilar) var anlamadıkları şuki eğer insanlar ırkından dolayı öldürülüyorsa bizlerde Ermeniyiz gelin bizide öldüründü bunun anlaşılmayacak bir tarafı yok sadece niyetlerinin bozuk olduğunun kanıtıdır bu itiraz . ve bu ırkçı yaklağımların kendine aydınım diyen koşe yazarları şairim diyenler tarafında yapılması çok ürpertici sevgili Serap tüm yüreğimle seni kutluyorum

  • Mirage Gazelle
    Mirage Gazelle

    'Vurgulamak istediğim; Bizim millet olarak Demokrasiye sahip çıkmayışımızı vurgulamaktı. derdimi anlatamadım. Aslında Sahip çıkamadığımız Demokrasi tam işlese biz tartıştığımız konuyu tartışma ihtiyacı duymayacaktık diye düşünüyorm.' sözlerinizde haklısınız, Necati Bey. Esas mesele bu. Herkes demokrasiyi yüceltiyor, ama yalnızca işine geldiği anlamda. Demokrasiyi tam işletebilmek için tartışma kültürümüzü geliştirebilecek olgunluğa ulaşmamız gerek. Bu da her şeyden önce samimi olmayı, önyargılardan arınmayı ve tek standartlı olmayı gerektiriyor. O zaman birbirimizi 'duyabilir' ve anlayabiliriz. Farklı fikirler zenginliktir, olgun düzeyde tartışmak da zevklidir. Keşke herkes güzel bir fikir tartışmasının zevkine varabilse. Bu tartışma fırsatını yarattığınız için teşekkür ederim

  • Necati Kavlak
    Necati Kavlak

    Serap Hanım!

    Belkide değişik kelimelerle aynı şeyleri söylüyor olabiliriz. Bence önemli olan ortaya bir fikir koyup onu tartışabilmek önemli.
    Biz bunu Millet olarak başarabilseydik, bu gün zaten, tartığımız konuların tartışlmasına ihtiyac olmazdı diye düşünüyorum.
    Hrant'a sahip çıkmak elbette bir insani duygu, olaya tepki, aynı tepkiyi bende duydum. Duymayan az insan olduğunu düşünüyorum. Ancak Hepimiz Ermeniyiz hepimiz Hrant'ız ifade ediliş biçimi sanki yanlış gibi geliyor.
    Gandi'nin Ben müslümanım, hıristiyanım,
    yahudiyim, ve hiduyum ifadesi, sanki Ben Ermeniyim ben Hrant'ım ifadesiyle örtüşmüyor.
    Geçenlere Başbakan Erdoğan,Irak'ı ziyaret ettiğinde;
    Şii'lerle sünnilere ben şii ne sünniyim Ben müslümanım diye bir beyanda bulundu. Bu ifade
    Gandinin ifadesiyle örtüştürülebilir ama diyeri Bence tartışmaya açık diye düşünüyorum.
    Tartışmaya açık olduğunuz için gerçekten teşekkür ederim. Aslında ben düşüncelerimi yazdım. Vurgulamak istediğim; Bizim millet olarak Demokrasiye sahip çıkmayışımızı vurgulamaktı.
    derdimi anlatamadım. Aslında Sahip çıkamadığımız Demokrasi tam işlese biz tartıştığımız konuyu tartışma ihtiyacı duymayacaktık diye düşünüyorm.
    Saygılarımla...**

  • Mirage Gazelle
    Mirage Gazelle

    Sayın Kavlak,

    'Tililili' başlıklı yazıma yaptığınız değerli yorum için size teşekkür ederim. Önyargılar, demokrasi ve değindiğiniz diğer konulara ilişkin görüşlerinize katılmamam mümkün değil. “Hırantım” ifadesinin tartışılmakta olduğu malum; ama önemli olan, herkesin –tartışmaların ötesine geçtiğinde, yani “kendi olduğunda” vicdanınında ne hissettiği/düşündüğü değil mi? Yazı, Hindu Gandi’nin, önyargılı suçlamalara muhatap olurken verdiği “Ben Müslümanım” yanıtıyla birlikte değerlendiririldiğinde, “Ben Hırantım” ifadesinin – zamandan/milliyetten/dinden bağımsız- evrenselliği de ortaya çıkacaktır. Yazıda bir yandan bu evrenselliğe vurgu yapılırken diğer yandan duyarlılığın ve empatinin insanların/ toplumların gücüne güç kattığını göstermek amaçlanmıştı. “Herkes kendisi olmalı” sözüyle neyi kastettiğinizi tam olarak bilemiyorum; ama benim için kendim olmak, “farkında olmakla” eşdeğerdir. En başta vicdanım olmak üzere, duygularımın, düşüncelerimin ve tercihlerimin…İşte böylece, ben-sen-o derken, birden çok insanda ortak bir vicdan oluşabiliyor ve kendilerini mağdur gördükleri kişi ya da kesimle özdeşleştirerek bir araya gelebiliyorlar. Burada en önemli noktanın, adalet duygusu ile, kavramları kışkırtıcı olabilecek şekilde karşı karşıya getirmekten kaçınma sağduyusu olduğunu düşünmekteyim.

    Son olarak; “kendi olmak”, “BİR olmak” farkındalığıyla değerlendirildiğinde daha bir anlam ve güç kazanıyor diye düşünüyorum. Çünkü o zaman insan yalnızca aklıyla değil, ruhuyla da anlamış oluyor olan biteni…

    Saygılarımla.
    Serap Çakalır

TÜM YORUMLAR (6)