Maviye Acıktı Gözlerim Şiiri - Serap Çak ...

Serap Çakalır
11

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Maviye Acıktı Gözlerim

(Bütün suç üçgen güneşte)

Sahurdan sonra, tavanarasındaki çalışma odama çıktım. Ahşap eğimli tavanın bitimindeki üçgen pencere önce simsiyahtı, sonra lacivert oldu, derken oda aydınlandı.. En sonunda kitaplığıma üçgen bir güneş kondu ve bir süre orada asılı kaldı.

O kadarla kalsaydı iyiydi, ama beni baştan çıkardı. Oysa geceden randevulaşmıştık bilgisayarımla, neler neler yazacaktık bize kalırsa. Anlayacağınız, bütün suç onda!

Bir gün önce aniden soğuyan ve yağışa çeviren hava, dün yerini pırıl pırıl bir güneşe ve ılıklığa bırakmıştı. Ormana bakan terasa, öğleden sonraları gölge düşüyor, yazın bulunmaz nimet; ama dün, tenim güneşin ılıklığını duyumsamak istedi. Gözlerim, tenimin işbirlikçisi, sahurda okudu ya birkaç dize, özendi şaire, aşka geldi, dillendi: Şenlendim yeşille /yeterince /zaten ben de yeşilim / maviyi arıyor gözlerim / hadi kalk, denize gidelim.

'Haklısın,' dedim gözlerime, 'acıktın sen maviye.' Sırt çantama 'Babilde Aşk, İstanbul`da Ölüm'ü, okuma gözlüklerimi ve minderimi yükledim, sahile yürüdüm. Caddeden tek tük araba geçiyor, sokaklar ıssızlaşmış. Yazlık evlerin çoğu kapatılmış, bazılarına satılık levhaları asılmış. Evlerden birinin terasında bir işçi çalışıyor, gelecek yıla hazırlık anlaşılan, belki satılacak o da. Yolu uzattım biraz, ara sokaklarda yürümek çok hoşuma gidiyor burada. Hem kimsecikler yok ya, daha rahat inceleyebiliyorum evleri, bahçeleri..

Plaja basamaklardan iniliyor. Bir set, plajla evlerin bulunduğu yeri ayırıyor. Setin üzerindeki duvarlar oturmaya çok elverişli. Benim gözüme kestirdiğim yer, zeytin ağacının altı. Minderimi çıkarırken çantadan bir şey düşüyor, düşmüyor da atlıyor sanki. Bakıyorum, çakıltaşı. Denize girdiğim iskelenin oradaki plajda tanışmıştık. Eve dönerken benden habersiz plaj çantama girivermiş, o günden beri çantamda yaşıyor. 'Oh be, dünya varmış,' diyor kamaşan gözlerini kırpıştırarak. Herkes maviyi özlemiş meğer, bir ben farkında değilmişim. Denize bakıyorum, yağmur ve fırtınadan sonra nasıl sakin. Usul usul kıyıya vuruyor dalgalar. Ve su nasıl berrak. Kıyıya yakınca bir yerde bir kaya var. Onun çevresinde halka halka oluyor su, yansıyan ve kırılan ışıkla birlikte öyle hoş bir görüntü oluşturuyor ki. Uzakta Gelibolu Yarımada`sının ucunda şehitlik görünüyor. Bakımsızlıktan çökmek üzere olan ve benim hâlâ gidip göremediğim Çanakkale Şehitliği. Sıcaklarda ziyareti göze alamadığım için, serin günlere ertelemiştim, inşallah gideceğim bu yakınlarda. Boğazdan birkaç şilep geçiyor, kıyıya vuran minik dalgalar büyüyor. 'Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden' diye fısıldıyor Attila İlhan denizden.

Kitabım geliyor aklıma, çıkarıyorum çantadan, birkaç sayfa okuyorum; ama fazla sürmüyor. Dikkatimi veremiyorum, gözlerim isyanda. 'Evde okursun,' diyor sitemkâr bir tavırla, 'izin yapmak, dinlenmek benim de hakkım.' Bugün ikinci kez, hak veriyorum ona..İskender Pala ile Hilleli Mehmet Fuzuli efendi de onaylayınca onun arzusunu, beynim geri alıyor komutunu. Sonra başımı çeviriyorum yukarıya, dayandığım zeytin ağacının dallarına.Yeşil zeytinlerin, yaprakların arasından mavi gökyüzü görünüyor. İlerden burnuma çam ağaçlarının kokusu geliyor. Sol tarafımda bir kayık, ters çevrilerek toprağa uzatılmış. Arkamdan bir ayak sesi duyuyorum. Yanımdan geçerken görüyorum sesin sahibini; 'Merhaba' diyor bana. Saçı sakalına karışmış, çok esmer, ince bir adam. Şort giymiş, basamaklardan plaja inip denize giriyor. Epey sığ buralarda deniz. Yosunların arasından geçip açılıyor, bırakıyor kendini denize, düzenli kulaçlarla yüzmeye başlıyor. İkimizden başka kimse yok ortalıkta; o denizde ben karada.

Ağaçla hemhal olmak nicedir özlediğim bir duygu, ama uzun süre oturunca sert gövdesi sırtıma batmaya başlıyor. Duvarın ön kısmına geçip ayaklarımı sarkıtıyorum aşağıya. Denizden tatatatata balıkçı motorları geçiyor. İçlerinde toparlanmış ağları seçebiliyorum. Motorlardan birinin pruvasında bir adam, dürbünle ileriye doğru bakıyor. Oh, ne tatlı bir sıcak. Güneş, yakmıyor, batmıyor, okşuyor adeta. Tenime, 'Sen de haklıymışsın,' diyorum. Bir yere dayanmadan oturduğum için bu kez de sırtım ağrıyor. Çakıltaşı, rahatsız bir şekilde kıpırdandığımı görünce, 'Niye uzanmıyorsun şuraya? ' diye soruyor bana. Sahi, niçin olmasın? Minderimi yayıyorum duvara, üzerine uzanıyorum. Çantamı da yastık yapıyorum başımın altına.Gel keyfim gel..Katıksız aylaklığımın tadını çıkarıyorum doyasıya.Gözlerim kapanıyor bir süre sonra. Öylece uyuyacağım galiba orada..Biraz kestirsem mi?

Kendime geldiğimde saat beşe geliyor. Gözlerim dinlenmiş, tenim ısınmış, karnım acıkmış. Bir dahaki sefer, iftarı burada yapmaya karar veriyorum. Toparlanıp düşüyorum yola. Dönüşte Bakkal Halil`in dükkânına uğruyorum. Pide ayırmasını rica ediyorum kendisinden. Biraz laflıyoruz ayak üstü. Güzelyalı`ya sevdalı o da. Kışın ormana inen sisin görüntüsünü sevdiğini anlatmıştı bir keresinde. Bu kez de, sahilden geldiğimi öğrenince, 'Kışın bile, güneş olunca gider otururum kıyıda,' diyor bana.

Kendimi çok iyi hissediyorum..Ruhum hafiflemiş iyice, evimin önüne gelmişim bile. Söğütle selamlaşıyoruz, 'İyi görünüyorsun,' diyor. Gülümseyerek, 'Sen de öyle,' diyorum, demir kapıyı açıp bahçeden içeri giriyorum.

Fırtınasını da seveceğim buranın, şimdiden biliyorum.

Serab ÇAKALIR

(Eylül sonu 2006, Çanakkale)

Serap Çakalır
Kayıt Tarihi : 22.11.2006 11:11:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Çanakkale'deki ilk eylül, ilk ramazan..

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Haydar Altıntaş
    Haydar Altıntaş

    usta kalemınızden dokulen nadıde satırlarınız için yuregınıze tesekkurlerımı sunarım saygılarımla

  • Funda Erdal Şahin
    Funda Erdal Şahin

    'Haklısın,' dedim gözlerime, 'acıktın sen maviye.'
    ...mavisiz yaşanmaz bilirim gök,deniz helede yüreğin maviyse!!!
    yazan yüreğe saygıyla!!!

  • Kemal Yazan
    Kemal Yazan

    Çok güzel çok akıcı olmuş...öyle zevkle okuduk ki...bir an kendimizi oralarda hissettik.Hoş...orda olmasak bile rüzgarı gelmiştir.Çünki yakın.Ben çok beğendim.Tebrikler+Ant+10

  • İlhami Bulut
    İlhami Bulut

    tenim güneşin ılıklığını duyumsamak istedi. Gözlerim, tenimin işbirlikçisi, sahurda okudu ya birkaç dize, özendi şaire, aşka geldi, dillendi: Şenlendim yeşille /yeterince /zaten ben de yeşilim / maviyi arıyor gözlerim / hadi kalk, denize gidelim.
    .....asude dizeler, yaşamanın şans, doğanın da lutuf olduğunu anımsatan bir çalışma, çalışma günlük tadını veriyor, intak sanatını çok güzel kullanmış şairimiz, dönerken selamlaşmak için söğütü seçmesi tesadüf olmasa gerek, bu bitki farklı...naçizane bir şiirime boylu boyunca girmişti, şairimizin de izniyle, bir yudum alacağım buraya...
    SALKIM GÜZELİM'DEN
    Salkım güzelim; duymuştum; her kıvrımda bir aşk olduğunu,
    Her aşkta da; sonsuz kıvrım bulunduğunu;
    İlk defa gördüm; sen de bu kadar yaprak,
    Her yaprağında da; bu kadar kıvrım olduğunu,

  • Necat Necdet Demircan
    Necat Necdet Demircan

    Ilık bir rüzgar eser uzaktan ve bilinmeyeni getirir kondurur kaşının kenarına ve sonra bir kulak çınlaması başlar; eski zaman kucaklaşır yeni düşlerle... Tebrik ediyorum...

TÜM YORUMLAR (10)