Sabrımı zorlayıp durma durmadan,
Kaçık ayarına ayarım senin!
Konuşturma, sus, yüzüne vurmadan;
Gizlini saklını yayarım senin.
Zulanı patlatıp ortaya saçar,
Kapalı kutunu açarım, açar;
Kuş kadar aklın da başından kaçar,
Enini dibini sayarım senin.
Kuyunu kazarım öyle derince,
Dibine girersin yerin yerince.
Midesi bulanır kulak verince;
Eşini dostunu bayarım senin.
Bir ağız dolusu boş lafa kanma,
Pişmanlık pişirir, bin beter yanma!
Hâline acıyıp, sakın ha, sanma;
Mâzîni teşhirden cayarım senin.
Kusur kıyaslarsan kadı kızıyla,
Yarınların yaralanır sızıyla.
Masaya yatırıp ışık hızıyla,
Bugünden dününe kayarım senin.
Şerif der: "Sararıp solar, kurursun;
Ellerini dizlerine vurursun.
Sivri kazık yemiş gibi durursun,
Kıçına tekmeyi dayarım senin!"
17 Haziran 2026
İzmir
Kayıt Tarihi : 17.06.2026 13:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!