Sana selam olsun ey! Yalnız yürüyen yiğit
Seni bekler mazlumlar uyuyanları dirilt
Kainata yayılsın gözlerindeki ümit
Dik dur asla eğilme müminler seninle mert
Sana selam olsun ey! Yalnız yürüyen yiğit
Odun yandı mı sandın yanarsa yürek yanar
Adın andı mı sandın anarsa yürek anar
Vefa gördün mü sandın gördüğün yürek bakar
Cefa çektin mi sandın çektiğin yürek akar
Mor dağların gözleri şafaklarla uyandı
Seni düşünmek için kalbim adını andı
Anmak ne kelime ki bir katre alev yandı
Ufuk çizgileriyle şafaklara dayandı
Elbette Yaratana gizli açık ayandı
Gümüş tepside zaman doludizgin bir koşu
Vuslat tutkulu umut ince çıkar yokuşu
Gün indi dağ ardına kuşlar kızıl kıyamda
Yakut yüklü dallara hüzün çöken akşamda
Ve Allah dedi Ömer dilde Allahu Ekber
Şehadete yürürken toplu vurdu yürekler
Ve Allah dedi kalem döküldü bin bir kelam
Yazıldı levh-i mahfuz selam üstüne selam
En çetin göreviyle düşünüyordu makas
Açarak kollarını özüne varan temas
Ve de başladı makas bir terzi heybetiyle
Çizgi çizgi kesildi nazenin hürmetiyle
Bölebilmek acıyı bir sana bir de bana
Ve de başladı makas onu atma yabana
VER ELİNİ AKDENİZ
Mavi bir sonsuzlukta çalkanırken aklım
Huzura yelken açar mutluluk salkım salkım
Göklerin maviliği yansırken billur suya
Tarih coğrafya dalar tabiatta duyguya
A
Geceleyin doğarken nur içinde bir yıldız
Ansızın kapı çalan bir yolcudur ki yalnız
Zuhal, Süreyya, kutup bütün yıldızlara denk
Yaratan tam yaratmış ne de güzel bir ahenk
Acımamış haline mekan olmuş harabe
Yıkılmış kapıları okunmuyor kitabe
Bir zamanın sarayı şimdi olmuş virane
Zaman akmış üstünden dökülüp tane tane
Ata yurdu hanede oynanmıyor körebe
YENİLİKÇİ ÖĞRETMEN
Hakikatın yolunda daima en ileri
O ruhların mimarı kalbe şifa dilleri
Çağının ötesinde ilimden meşalesi
İçinde öngörüsü aydınlığın kalesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!