Salasını dinleyen ikiyüzelli şehit
Yüreklerde kahraman seksen milyonda yiğit
Gökler ateş yağarken arzda melekler şahit
Camilerden okunan o sala için şehit
Temel insani değer ne parada ne pulda
Kainat boyun eğer samimiyetse kulda
Güven veren her sözde ilkeli bir kişilik
Sevgiyle bakan gözde kendisinde millilik
Dostluğun gür pınarı suyu olur muhabbet
Eser sevda rüzgarı işte bu samimiyet
Yılların özlemi bir aşk busesi
Sana geliyorum ya Habiballah!
Her an her dakika çağıran sesi
Sana geliyorum ya Resulallah!
Senin hasretinle yıllara inat
Mavi gözlü denizler alırken beni benden
Gönlümün zincirleri çözülür bu limandan
Lodos bağrıma çarpıp haber getirir senden
Yokluğun mesafesi acı alır zamandan
Sarışın ufukları aşka giden suların
Her lacivert gecenin uzanıp kollarına,
Kâinatın diliyle, gönüllerden öpermiş,
O hakikat uğruna, can versen yollarına,
Saba rüzgârlarıyla ruha şebnem serpermiş,
Güzellerin bağından, gönüllerden öpermiş.
ŞAİRİN ŞAHSİYETİ
Hissiyatı deruni ufka bakar onurlu
İdeali fikrinde gözleriyse o nurlu
İlhamıysa Rabbinden dökülür tane tane
Hak badesi içerek olmuş deli divane
Şairin; yazdıklarının duygu, ilham, öngürü ve sezgileri ekseniyle şahsiyetine yansıması gerekir. Gerçi Fuzuli kinayeli bir biçimde “Şair sözü yalandır”. der ama asolan şairin hakikati duygularıyla yoğurarak yaşantısı haline getirebilmesidir.
Yaşamanın güzel yönlerini duygu atmosferine büründürerek insanlara hissettirendir şair. Ne yazık ki pek çok şairde yaşamın güzel etik ve estetik yönleri değil de adeta karamsar, bunalım, acımasız yönlerini dile getirmek bir usul haline gelmiştir. Özellikle Rus Edebiyatında pek çok şairin karamsarlığa, yokluğa bunalıma hatta intihara yönelmesinin altında inançsızlıkla birlikte yaşadığı ortamın zorluğu da göz önünden öte alınmamalıdır. Bu tür şairleri örnek alan günümüz şairlerin bir kısmı bunların kötü birer taklitçisi konumundadır.
Bu meyanda günümüz şairlerin bir kısmında gizemli ve esrarengiz bir şeyler ifade etmek için adeta karmaşanın içinde bir bunalım ve düzensizlik görülmektedir. Yaşadıklarıyla yazdıkları birbiriyle taban tabana zıt, ikiyüzlülüğün emareleri altında kalmış durumdadırlar. Yine ne yazık ki bu türler egosunu öne alıp her şeyin meşru görüldüğü bir ortamda cirit atmaktadırlar.
Sarı şafak sarardı sen hala uyuyorsun
Nehir denize vardı sen gölge boyuyorsun
Gökler şahit olsun ki barışa zeytin dalı
Şatafat dışta değil kalpte açan güldalı
"ŞEHİT Öğretmen Ayşenur Alkan'ın Azîz Ruhuna"
Bu aziz vatanın asil evladı
Hakikati bilen şehit öğretmen
Yurda hizmet etmek onun muradı
Gözyaşını silen şehit öğretmen
Lacivert gecelere düşünce mehtaplı ay
Düşünce sarmalıyla içinde başlar olay
Sarayların sultanı zamana ferman atar
Hayal alemlerinde o gönüllerde yatar
Masal diyarlarının gizemlisi Şehrazat
Sana ulaşabilmek her gönülde bir murat




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!