Bu şehre gelenlere, hüzün kokusu siner,
Resûl’ün duâsını andıkça hüzün diner.
Mekke’den Tâif’e dek, uzanır çetin yollar,
Kutlu bir davet için, aşılmış nice dağlar.
Kapılar yüz çevirdi, duyulmadı o nidâ,
könül ayrılmayır öz baharından,
söhbet baharından söz baharından
deyirem vetenin birce qış günü
yaxşıdır qürbetin yüz baharından.
Devamını Oku
söhbet baharından söz baharından
deyirem vetenin birce qış günü
yaxşıdır qürbetin yüz baharından.




Tâif, Mekke’nin doğusunda, Hicaz’ın yüksek kesimlerinde yer alan;
serin iklimi, bağ ve bahçeleriyle tanınan tarihî bir şehirdir. Hz.
Peygamber, Mekke döneminde İslâm’a davet amacıyla Tâif’e gitmiş;
burada reddedilmiş ve taşlanmıştır. Bu olayla ilgili ayaklarının
kanamasına dair anlatım siyer rivayetlerinde yer alır. Dağlar meleğiyle
ilgili sahih hadiste ise Hz. Peygamber, kendisine kötülük edenlerin
soyundan Allah’a kulluk edecek kimselerin çıkmasını ümit ettiğini
bildirmiştir. Bir bağda kendisine üzüm getiren Addâs’ın Hz. Yûnus
hakkında yapılan konuşmanın ardından Müslüman olduğu da siyer
kaynaklarında anlatılır. Tâif’te bulunan Abdullah b. Abbas Camii,
sahâbî ve müfessir Abdullah b. Abbas’ın şehirdeki hâtırasıyla
ilişkilidir. Şiirde taşlar tarihî hâtırayı, duâ ve merhamet ise bu hâtıranın
mânevî anlamını temsil eder
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta