Bu şehre gelenlere, hüzün kokusu siner,
Resûl’ün duâsını andıkça hüzün diner.
Mekke’den Tâif’e dek, uzanır çetin yollar,
Kutlu bir davet için, aşılmış nice dağlar.
Kapılar yüz çevirdi, duyulmadı o nidâ,
Taşlar yağdı üstüne, yükseldi yine duâ.
Mübârek ayaklardan, toprağa kanlar aktı,
O, yine merhametle, kalplerde iz bıraktı.
Bir bağın gölgesinde, Addâs üzüm getirdi,
Yûnus’un adı ile, gönlüne îmân girdi.
Dağlar dile gelse de, anlatamaz o hâli,
Bir duâda saklıydı, merhametin cemâli.
Taş atanlar bilmedi, gönlündeki rahmeti,
O, onların nesline diledi hidâyeti.
İbn Abbâs Câmii, ilimden nurlar saçar,
Onun ilim mîrâsı, nice ufuklar açar.
Çöl içinde bir vaha, yeşillikle donanmış,
Gül açan bahçeleri, serin suya hep kanmış.
Yüksek dağlar koynunda, serin eser rüzgârı,
Güllerinden yükselir, Tâif’in hoş bahârı.
Taşların hâtırası, gönüllere iz çizer,
Sabâ yeli estikçe, mâzîden sesler gezer.
Bir şehrin hâfızası, yalnız taşta mı yaşar?
Duâya dönen sabır, asırları da aşar.
Kayıt Tarihi : 15.10.2026 10:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




serin iklimi, bağ ve bahçeleriyle tanınan tarihî bir şehirdir. Hz.
Peygamber, Mekke döneminde İslâm’a davet amacıyla Tâif’e gitmiş;
burada reddedilmiş ve taşlanmıştır. Bu olayla ilgili ayaklarının
kanamasına dair anlatım siyer rivayetlerinde yer alır. Dağlar meleğiyle
ilgili sahih hadiste ise Hz. Peygamber, kendisine kötülük edenlerin
soyundan Allah’a kulluk edecek kimselerin çıkmasını ümit ettiğini
bildirmiştir. Bir bağda kendisine üzüm getiren Addâs’ın Hz. Yûnus
hakkında yapılan konuşmanın ardından Müslüman olduğu da siyer
kaynaklarında anlatılır. Tâif’te bulunan Abdullah b. Abbas Camii,
sahâbî ve müfessir Abdullah b. Abbas’ın şehirdeki hâtırasıyla
ilişkilidir. Şiirde taşlar tarihî hâtırayı, duâ ve merhamet ise bu hâtıranın
mânevî anlamını temsil eder
TÜM YORUMLAR (1)