Eğri büğrü mektup yazsısı gibi öyle karmaşık bakma bana. Gülkurusu, can ağrısı gülüşlerinden yer bırak sevinçlerime. Konuşurken dudağında tebessümdür
mürdüm gül. Sen okunan ve bitmeyen bir mektupsun
aykırı anlamlar yüklediğim. Pencere önünde beklediğim
ve güneş içirdiğim fesleğenimsin kokusuyla derinlere
daldığım... Hep bekleyenim ben, gelmeyecek seni. Vakit daraldıkça kış olurum ben. Fırtınaya teslim ederim
ipekten kanat dallarımı. Sen yoksun şimdi yüreğim yaralı bir atmaca kuşu misali kendi derinliğinde çırpınmakta.
Hekimsiz kalmış hasta misali gelincik düşlerine uyanırım. Sen gidince ben ayaza tutulurum, yok olur çiçeklerim. Yüzlerce yıl birikmiş bir acının eşiğinde sallanır
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta