Bir sessizlik oturmuş Munzurun gölgesine,
Kar erir ama soğuğu kalır kayalarda.
Ne adı düşer dilden dile,
Ne resimler basılır süslü dergilere.
Gözlerinde bir dağ köyünün yalın gerçeği,
Ellerinde nasırlı toprağın hesapsız izi.
O, bir cümleyi fısıldamak için değil,
Sözün kendisi olmak için yürümüştü.
Hücrelerin duvarı taş değil, kör kilit,
Geceyle gündüzün karıştığı o dar yerde.
Sesler geldi karanlığın arkasından,
Demir sesleri, soğuk ve acımasız.
Sordular yolunu, sordular yürüyenleri,
Bir fırtınanın adını istediler ondan.
Oysa o, suskunluğu bir kalkan gibi koydu ortaya,
Çeliğe su verir gibi dayadı sırtını zamana.
Tek bir sır sızmadı çatlayan dudaklarından,
Sadece baktı o karanlığın gözlerinin içine.
Korku tutunamadı o taze yüzde,
Çünkü yüreğinde bir halkın eğilmeyen başı,
Bir tarlanın bölünmemiş ekmeği vardı.
Bedenini parçaladı o ağır kış,
Ama serini vermedi toprağın saklısına,
İnancını teslim etmedi o dar vakitte.
Bir patika dolanır dağların arasından,
Eski bir hırkanın ceplerinde saklı kalır rüzgar.
Bir lambanın sarı ışığı vurur geceye,
Uzak bir köyde tek başına yanan.
O ışık ki hiç sönmez fırtınada,
Yolu düşene haritasız bir pusula olur,
Sessizce, gösterişsiz ve lekesiz.
Bir defter kapanır masanın üzerinde,
Yarıda kalmış bir dersin tebeşir kokusu yayılır.
Hiç kimse konuşmaz o gün o sınıfta,
Sadece pencerelerden içeri süzülen rüzgâr
Sayfaları çevirir kendi kendine.
Biri bir kalem bırakır tahtanın kenarına,
Eksik kalan cümlelerin, yarım duran düşlerin yerine.
Annenin gözlerindeki çeşme kurumaz belki,
Ama gurur düşer hüzünlü yaşların üstüne.
Sormaz kimse o gecenin sonunu artık,
Bilirler ki direnmek, bir fidanı toprağa sürgülemektir.
Irmaklar yine akar karlar eridiğinde,
Ve o sert kayaların arasında açan her kır çiçeği
Onun adını anmadan onun gibi durur güneşe karşı.
Toprak bilir kimin ona borçsuz girdiğini,
Taşlar tanır o dimdik yürüyen ayak izlerini.
Ne bir ağıt bekledi geride kalanlardan,
Ne de unutulmaktan korktu.
Çünkü bir kere söz verilmişti gökyüzüne;
Gece ne kadar uzun olursa olsun,
Sabaha başı dik çıkılacaktı.
Şimdi bir rüzgar eser ovadan yukarı,
Kayaların arasından sızan bir su gibi temiz.
Ne bir gösteriş kalır geriye, ne de abartılı bir söz,
Yalnızca başı dik yürümenin,
Kendi sesine ihanet etmemenin o sessiz mirası.
Ey Mayıs,
Dokusunda direniş saklı bu toprağın,
Alçak sesle geç o serden geçenlerin yanından.
Bahtiyar Cm
Kayıt Tarihi : 20.09.2026 00:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!