AVUCUMDAKI ÇIRPINTI
Sana kelebek desem,
Hemen ölecekmiş gibi bakma yüzüme.
Öyle renkli kanatlarım, süslü desenlerim de yok;
Sadece, ismini duyduğumda
BİR YAMAYLA KAPATIRDI DÜŞLERİMİZİ
Annemdi belki, belki de çocukluğun o ilk sığınağı.
Geceyi sabırla bekleyen elleri vardı.
BU GELEN SEN MİSİN
Sen misin o gecenin karanlığında beliren?
Bakışları bahar, gülüşü dertli yarim.
DÖRT MEVSİM SEN
Gözlerinle başladı takvimde ilk yaprak.
Hani o kıştan kalma soğukları dağıtan,
Toprağın uyanışı, kalbimin çırpınışı gibiydi.
Önce kardelenler deldi bağrımdaki buzu,
DUVARLARIN ARDINDAKİ BEYAZ ÖLÜM
Zaman paslı bir çivi gibi çakıldı duvara.
Yıl iki bin, aylardan kasım.
Bir sabah sessizlik çöktü demir kapılara.
İçeride insan, dışarıda kör bir kasırga.
EYLÜL VURGUNU
Derindir yaralar, bilmezsin,
Bir yangın yürür içten içe.
Kördür bu gemi, rotasız,
Dökülür siyah geceye.
FAİLİ MEÇHUL AKŞAMLAR
Bir ses kalır benden geriye, duvarlarda yankılanan,
Bir de sana yazdığım o yarım yamalak dizeler.
GECEYİ SANA YAZDIM
Çünkü gündüzün gözü kördür sevgilim, görmez içimdeki bu yangını.
Herkes telaşla bir yerlere koşarken,
Ben senin sustuğun yerde bekledim.
Saatler tam ortasından kırıldı.
GÖĞSÜMDE UNUTULAN ŞEHİR
Kaç milat eskir bir vedanın ardından?
Kaç mevsim soyunur yapraklarını?
Bilmez misin, sen gidersen,
Bu ömrün bütün şiirleri yetim kalır,
İÇİMDEKİ ÜLKE
Adımı her çağırışında,
Dünyanın bütün dilleri sustu.
Sesin, sürgünlüğüme açılan
Sessiz bir ülkeydi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!