Şükran Günay Şiirleri - Şair Şükran Günay

Şükran Günay

Gençlik yıllarımda annemi, etrafımdaki ev hanımlarını örnek aldım. Eşimin ve çevremdekilerin sevdiklerini pişirmeyi öğrendim. Yıllar birbirini kovaladı ve ben çeşit çeşit börekler, pastalar, sebze yemekleri ile donattım sofraları. Kısmeti olanlar bol bol, afiyetle yediler. Kimileri teşekkür etti, kimileri –eline sağlık- bile demediler. Bense yedirdikçe mutlu oldum. Hem yedim hem yedirdim…

Her geçen yıl bedenimde ağrılar artmaya başladı. Gençlik yılllarımda arka arkaya geçirdiğim ağır ameliyatlara bağlıyordum sancılarımı, ağrılarımı. Almanya’ya beş öğretim yıllığına öğretmen olarak görevli gelen abilerimizden birine tercümanlık için doktora gittiğimde ilk defa sağlık ile ilgili önemli bilgilere ulaşmış oldum. O güne kadar hep geleneksel bilgilerimle yemek pişiriyor, evin işlerini bitirmeye, çocuklarımın okul eğitimini desteklemeye ve okul çalışmalarımı iyi bir şekilde yapmaya özen gösteriyordum. O gün anladım ki, mutfağımda birçok zararlı ürünleri bulunduruyormuşum. Margarin, donmuş yağlar, mısır yağı, çokça yağlı peynir çeşitleri… Hazır yoğurtlar, içinde tatlandırıcı olan hazır yiyecekler. Çikolatalar, şekerler… Daha neler neler… En önemlisi beyaz un! Beyaz ekmek ve pideler… Beyaz un ile yaptığım saç börekleri, kıvrım veya su börekleri, kızartmalar… Şu an aklıma gelmeyenler de cabası…

O yıl içinde sağlık üzerine yazılmış kitaplara yoğunlaştım. Dr. Mehmet Öz’ün desteklediği “Yemek İçin Değil, Yaşamak İçin Ye ” adlı eseri okudukça kendime geldim. Arkasından bilgisayar sayesinde YouTube’da yayınlanan sağlık üzerine olan videoları, çekimleri izledim. Gazete, derg vb. yayınları takip ettim. Gözlerim hep sağlık ile ilgili eserleri arıyordu. Okudukça, izledikçe bedenime ve zihnime verdiğim zehirlerin farkına varıyor, onları terketmek için elimden geleni yapmak için didiniyordum. Bazen uygulayabiliyor, bazen de yenilgiye uğruyordum.

Devamını Oku
Şükran Günay


Saçımın siyahı beyaza karıştı
Yüzümde çizgiler delice yarıştı
Gelişin gidişi düşünce aklıma
Çektiğim çileler akarak gittiler

Devamını Oku
Şükran Günay


Zeytinime dokunma diyoruz da yeşil gözlüm;
Sana dokundular zaten,
Zengin olmak isteyen çıkardı elinden,
Köşeyi dönenler betonları diktiler;
Fakiri yoksulu ekmek teknesinden,

Devamını Oku
Şükran Günay


Yüreğim yağmış
Çatıya, dala, her bir yana
Üflesem ateşimi
Damlar toprağa

Devamını Oku
Şükran Günay



Bir ömür bitti bitecek Yunusleyin pişemedim
El ayak düştü düşecek Hakk yoluna düşemedim
Nefesim gitti gidecek ne bilsin kimseler halim?
Bedenim soldu solacak dertlerimi aşamadım

Devamını Oku
Şükran Günay

Bu kalabalık da ne? Nereye gidiyorlar? Üzerinde yürüdüğümüz yol yokuş, ama nasıl da yorulmaz insan, anlamıyorum. Yorulmuyorum, zorlanmıyorum. Diğerleri de öyle. Oysa onların içinde çok yaşlı olanlar da var.



Hayret! Onca yolu nasıl da aştık ve buralara geliverdik. Hem de göz kırpması kadarcık bir zamanda? İki onluktan biraz fazla olan hayatımda böylesi bir bina hiç görmemiştim. Kaç katlı olduğunu bile sayamıyorum. Nasıl ve nereden en üst kata çıkıverdik? Gökyüzüne çıkmış gibi yükseklerdeyiz. Galiba gökdelen dedikleri bu olacak. Kimsenin beni gördüğü yok. Farkında bile değiller aralarına katıldığımın. Sessiz sedasız yürüyor kalabalık. Bir Allah’ın kulu yok konuşan. Şu duvarlara bak, bembeyaz! En üst kattayız, spor sahası büyüklüğündeki salon, biz insancıklarla tıklım tıklım dopdolu. Ne bir resim ne de bir başka nesne var!

Devamını Oku
Şükran Günay


Ben yanlız yaşıyorum. Evimi, eşyalarımı kendim kullanıyorum. Çocuklarım başından beri sadece genel ağ ortamında beni arıyorlar. "Taşıyıcı olabilirz, sana zarar verebiliriz."diye. Ailece işin ciddiyetinin farkındayız. Yavrularım ihtiyaçlarımı alıyor, kapıdan bırakıp gidiyorlar

Haberleri izledikçe bende de panik başladı. Araştırmaya başladım. Ne yapabilirim? Ne yemeliyim? Neleri evde bulundurmalıyım? gibi sorular beynimi kurcaladı. Televizyon haberlerinde bir sürü öneriler vardı. Ayrıca YouTube kanalında da çeşitli öneriler buldum. Kısacası hiç turşu yemeyen ben hazır turşu aldım. Korunma amaçlı bol bol turşu yemeye başladım. Suyunu içtim. Ne de tatlı gelmişti. Yedikçe yiyesim, içtikçe içesim geldi.

O ara kolumun ağrısı şiddetlendi, gözlerim şişti ve oldukça kötü görmeye başladım. Başlangıçta düşünemedim nedenini. Sonra ama uzun uzun neler yediğimi bir bir sıraladım. Sonunda turşunun dokunduğuna inandım. Tuz! Ve de katkı maddeleri! Hazır turşu hiç yemezdim aslında. Hep kendim yapardım. Türkiye haberlerinde gösterilen turşular o kadar güzeldi ki, soluğu Türk bakkalında almıştım. Acı biber, karışık turşu, salatalık tursuşu… Ne buldumsa almıştım.

Devamını Oku
Şükran Günay


Biz Türklerde el yıkama önemlidir. Çocuk yıllarımızda öğretilir bize el yıkamanın önemi. Benim çocukluğumda mikrop, virüs gibi sözcükler yoktu kelime haznemizde.
Yemek yemeğe başlamadan önce, yemek yedikten sonra, tuvaletten çıktıktan sonra, her hangi bir işe başlarken, daha doğrusu her fırsatta ellerimizi yıkar, kurulardık. Çeşme yoktu evlerde genelde. Toplumun çoğunluğundan bahsediyorum. Her evde bir tulumba vardı en azından. Tulumba yok ise testilere doldurulmuş sularımız vardı. Ellerimizi yıkamak için ibriklerimiz, sabunlarımız vardı. Her evin bir el yıkama yeri vardı. Ellerimizi mutlaka yıkamamız şarttı.

Büyüklerimiz çok ciddiydi bu konuda.
‘’ Ellerini yıkadın mı? Hadi git bir daha yıka. İyice yıka, elinde pislikler kalmasın. Allah temiz çocukları sever. ‘’ derler, temiz olmayı yaşatarak zihinlerimize kazırlardı. Kendisi temiz olmayan anne babalar da vardı kesin, ama biz genelinden söz ediyoruz şimdi.

Devamını Oku
Şükran Günay


Ne yerde ne gökteyim
Kâh bende kâh sendeyim
Olamam senden ayrı
Döşümde izindeyim

Devamını Oku
Şükran Günay

Yeni edebiyat akımı: Gülce/ Buluşma / Mustafa Ceylan kardeşimizin anısına saygıyla.

Harikalar diyarı Yaradan’dan nakışlı
Peri bacalarınla gönüllerde destansın
Kayalara oyulan evler kiliselerle
Asırların ardından kanlı canlı anısın

Devamını Oku