Şükran Günay Şiirleri - Şair Şükran Günay

Şükran Günay


İnadına bakıyorum her birinize
Size ne ellerim benek benek
Yüzümde yitirdiğim yılların hediyesi
Saçlarımda kar beyazı
Üzüm salkımı misali sarkmışsa kollarım

Devamını Oku
Şükran Günay

BİR BAŞKADIR BİZİM KÖYLÜMÜZ

Bilirsin:
El ayak nasırlı
Yüreği ekmek sıcağı
Hazır sofra bezi-kasnağı

Devamını Oku
Şükran Günay

Yoksula el verir dedim fakirden başkan olunca,
Cebini doldurdu önce, mazlumları yaktı gitti.
Hırsıza yol vermez dedim fakirden başkan olunca,
Yağlı kapıyı görünce, mazlumları yaktı gitti.

Emekçinin sofrasına bağdaş kurup çöküverdi,

Devamını Oku
Şükran Günay


Bir tek sen okursun içimi dışımı,
Gecede gündüzde sana koşar tinim.
Sen bilirsin ancak gurbetçi başımı,
Hasretin inletir her dem inim inim.

Devamını Oku
Şükran Günay


İğnenin deliğinden geçmeyi
Beddua etmeden ŞÜKRÜ seçmeyi
Dilerse öğrenir insan

İnan bana, açtığı çukuru unutup

Devamını Oku
Şükran Günay



Bir ben bilirim bir de siz
Neler neler gizlerim
İzlerim sessiz çaresiz
Saklı kalır yürek sözlerim

Devamını Oku
Şükran Günay

Sahip olduğumuz güzelliklerin, nimetlerin çoğalmasını kim istemez? İsteriz elbet. Kimimiz güzellikleri paylaşarak yaşar, kimimiz tam aksine biriktirmeye, başkalarından, hatta en yakınlarımızdan uzak tutmaya çalışırız.
Çocuktum o kişiyi tanıdığımda. Adı Ali’ydi. Çalışkan, dürüst, mal mülk sahibi olmuş, esmer güzeli, simsiyah dolgun saçları, kara kaşlı, iri gözlü, yakışıklı mı yakışıklı, ince yapılı, orta boyluydu. Amca derdim ona. Komşumuzdu. Yaradan eş, iş ve evlat vermişti kızından oğlundan. Çalışmalarının semeresini almıştı. Yazın karpuz tarlasına taşınırlardı. Bir yaz beni de götürdüler. O yaz çok şey öğrendim hem ondan hem eşi Ayşe’den. Sabahleyin kahvaltıda zeytini üç dört defada yememi önerirdi hep. Peyniri de küçük parçalar halinde tüketmemi isterdi. Bizim evde böylesi bir durum olmadığı için dikkatimi çekmişti. Tabii onun gibi zeytini üç dört defada yemek istesem de unutuveriyor, ağzıma tümden alıveriyordum. Peyniri de küçük parçalar halinde yemesini beceremiyordum. Karpuz tarlasının kenarlarında incir ağaçları vardı. Onlardan da birlikte toplardık taze incirleri. Karpuzların arasında gezerken kırlangıçları görürdüm. Portakal büyüklüğünde, üstü sarılı beyazlı, damgalı, küçük kavun gibi görünümü vardı hepsinin. Mis gibi kokularını bilmeyen yoktur sanırım.
- Sakın onları koparma Şükran. Zamanı gelince ben sana bir tane koparır veririm.
- Koparmam Ali amca.
- Canın karpuz kavun istediğinde bize söyle biz senin için koparır, keseriz.
- Tamam Ayşe teyze.

Devamını Oku
Şükran Günay


Arkadaşların seni takdir ettiğinde daha bir canla sarılırsın değil mi işlerine?
Güç verir değil mi onların sözlü, yazılı övgüleri?
Hayatımıza renk katar.
Yaşamı daha bir çekilir yapar.
Coşarız değil mi bir başka?

Devamını Oku
Şükran Günay


Yedi asır öncesi gönüllere girmeyi
Kadın ile erkeği eş ayarda görmeyi
Anadilin Türkçede Hakk diliyle demişsin
Karanlığı delensin Hacı Bektaş-i Veli

Devamını Oku