Sönmeyen Kor
Karanlığından beslenen o amansız yangın senmişsin meğer;
Seni sevmek, ellerimle kendi kuyumu kazıp, içine cenneti sığdırmakmış.
Sen ki tek bir kelimene ömrümü serdiğim adam,
Gelişinle sustu içimdeki o hırçın rüzgâr, dindi fırtına.
Sen göğsümün kuytusunda kök salan en mağrur ağaçsın;
Gölgen nefesim, dalların sığınağım.
Sana dolandıkça kenetlendi ruhum ruhuna,
İhmal edilmiş her zerrem, parmaklarının ucunda yeniden doğdu.
Zaman dediğin nedir ki senin yanında?
Gözlerinin aynasında kaybolan küçücük bir an...
Dudaklarında asılı kaldı kadınlığımın en hoyrat, en derin sancısı;
Ne senden vazgeçecek kadar akıllıyım artık,
Ne de bu yangında sana teslim olmaktan korkacak kadar yabancı.
Sen içimdeki en dilsiz arzu,
En şifalı, en yaralayıcı dokunuşsun.
Gözlerine baktığım an, kendimi yitirdiğim yerdir benim evim;
ben, senin adamlığında kaybolmaktan başka hiçbir yol bilmem...
Şimdi kapat gözlerini ve dinle içimdeki o derin ufku;
Sana adanmış her nefes, kıyamete basılmış son mühürdür.
Ben senin gecende yanmaya razı bir çıra,
Sen ise benim küllerimden doğduğum tek mabet...
Bırak, dünya kendi etrafında dönüp dursun sahtelikleriyle;
Biz birbirimizde kaybolalım,
Zaman usulca çekilsin aramızdan,
aşk, ikimizin adıyla anılsın sonsuza kadar.
Kayıt Tarihi : 20.10.2026 16:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!