Sana seni anlatacak bir şiir yazayım dedim yar,
Kaç kalem tükettim, kaç kâğıt eskittim bilmiyorum.
Yokluğunu anlatmaya dilim varmadı,
Çünkü seni anlatmak, bir ömrü birkaç kelimeye sığdırmaktı.
Ne doğunun yanık ağıtları susturdu içimdeki çığlığı,
Ne İç Anadolu’nun âşık sesleri dindirdi hasretimi.
Ne Karadeniz’in o hüzünlü kemençesi,
Unutturdu bana gözlerini, gülüşünü, sevgimi.
Ahhh ahhh hasretim...
Yandı yandı be yüreğim,
Sen beni kör alevlerin ortasında bıraktın.
Bir damla umut aradım sensiz gecelerde,
Ama her sabah biraz daha eksildim, biraz daha yoruldum.
Aşıklar toplandı dört bir yandan,
Doğudan, batıdan, kuzeyden güneye...
Kimi neyini aldı eline, kimi bağlamasını,
Kimi kanununu, kimi gitarını...
Ağıtlar yaktılar bizim sevdamıza.
Ama hiçbir türkü geri getirmedi seni,
Hiçbir melodi doldurmadı yokluğunun yerini.
Çünkü bazı insanlar giderken,
Yanında sadece kendini değil, bir parçanı da götürür.
Şimdi söyle bana sevgilim,
Nasıl alışayım sensiz geçen günlere?
Nasıl bakayım aynalara,
Orada seni arayan gözlerime?
Nasıl susturayım içimde sana koşan kalbimi?
Ve şimdi...
İki Fatiha ile bırakıp mı gideceğim seni?
Bir avuç toprağa mı anlatacağım derdimi?
Gözyaşlarımla mı sulayacağım toprağını?
Kokunu ararken ellerim mi kalacak boşlukta?
İnsan sevdiğini kendi elleriyle uğurlar mı yar?
Üzerine kara toprak atmaya dayanır mı?
Bir zamanlar sarıldığı elleri,
Son kez soğuk bir taşa mı emanet eder mi?
Hoşça kal sevdiğim...
Ben seni bir mezara değil, kalbime gömdüm.
Toprak seni benden ayırsa da,
Dualarım sana ulaşır her gece.
Adını anarken titrer bu yorgun yüreğim,
Çünkü bazı vedalar vardır...
Ömür biter ama hasreti bitmez.
Kayıt Tarihi : 12.09.2026 00:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!