Sıyrık Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4808

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Sıyrık

Büyük meydana doğru çıktı bilge,
Ardında onu izleyen bir gölge,
Sözlerinde kaldı garip bir bölge.
*
Talebesi yaklaştı ona doğru,
İçlerinde büyürdü büyük korku,
Dediler nasıl aşarız biz zoru?
*
Bilge adam tebessüm edip güldü,
Sanki içinden geçenler döküldü,
Tüm sessizlik aniden orda öldü.
*
Söz dediğin keskin kılıçtan beter,
Halkın kalbine hitap etmek yeter,
İnsanın sözü elbet bir gün biter.
*
Biri atıldı kılıcım var benim,
Savaş meydanında çok güçlü tenim,
Düşmanı yener her daim bedenim.
*
Başka biri kanun yazarım ancak,
Adaletle yükselecek bu sancak,
Bütün insanlar barışa doyacak.
*
Üçüncü genç şöyle dedi şevk ile,
İstemem ki kimse çekmesin çile,
Şarkı söylerim dökülür hep dile.
*
Köşede müzisyen çaldığı sazdı,
Ezgiler havada uçuşan yazdı,
Duyguları bize notayla kazdı.
*
Usta bilge dinledi her birini,
Gördü insanların gizli kirini,
Keşfetti onların derin yerini.
*
Sordular ustaya doğru hangisi?
Kimindir bu yolların efendisi?
Ruhumuzun şifası ve sevgisi?
*
Usta dedi hepsi kendi yolunda,
Yürür durur hayatın sağ solunda,
İnanç taşır varlığın her kolunda.
*
Yaşlı bir yoksul orada dururdu,
Dizlerine hayalleri vururdu,
Kendi kendine konuşup kururdu.
*
Usta ona döndü sen ayağa kalk,
Boş durmayı bırak, etrafına bak,
Tembellik kötüdür ateşini yak.
*
Saygı duymak gerekir genç yaşlara,
Yeni fikir veren akil başlara,
Düşünce eken güzel bakışlara.
*
Ama yaşı büyük olup bilmeyen,
Kendi kusurunu hiç göremeyen,
Saygı beklemesin aşka gelmeyen.
*
Usta yazdı sözü taşa işledi,
Gerçeğin gücünü halkla düşledi,
Kitlelere gür sesiyle kükredi.
*
İçinde intizam olmayan insan,
Topluma fayda sağlamaz hiçbir an,
Kelimeler olur zehirli yılan.
*
Düzeni bozuksa lider kişinin,
Anlamı kalmaz ki yaptığı işin,
Sızısı bitmez o çürümüş dişin.
*
Ölümden sonrasını hiç anmadı,
Boş hayallere bilerek kanmadı,
Söylev ateşiyle her gün yanmadı.
*
Ve şöyle haykırdı yüksek kürsüden:
Aşırılık insanı yorar dünden,
Dengeni şaşarsan kendi yönünden.
*
Ortada durmaktır asıl marifet,
Kendini bulup da kalbine hapset,
Bu sözlerle koptu büyük kıyamet.
*
Sordular bir adam cinayet yapsa,
Doğru yoldan çıkıp günaha sapsa,
Kötülük zincirini hemen kapsa.
*
Babası gizler mi onu saklayıp?
Adalet önünde bir an aklayıp?
Yoksa durur mu hep öylece bakıp?
*
Usta cevap verdi sükunet ile,
Sevgi gelir geçer çekilmez çile,
Baba korur onu bilemez hile.
*
Kızını evlendirdi mahkum gence,
Genç hapisteydi çekti hep işkence,
Güvendi sadece kalbe kendince.
*
Ve konuştu usta eski liderler,
Dengeli konuşup devleti bekler,
İyilik üstüne iyilik ekler.
*
Tarihi yazan şu yüce katipler,
Bilmediği yere nokta çektiler,
Sadece doğruyu ekip biçtiler.
*
Fakat bu erdemler mazide kaldı,
İnsanlar gerçeği yalanla çaldı,
Derin bir uykuya uyanmaz daldı.
*
Kişiliğin yoksa eğer özünde,
Bir anlam bulunmaz tatlı sözünde,
Ateşler parlamaz sönük közünde.
*
Hitabet sanatı bir koca deniz,
İçinde kaybolur gider gövdemiz,
Sözlerle büyüsün temiz çevremiz.
*
Doğudan batıya rüzgar esince,
Çiçekler dökülsün yere serince,
Sözler anlamsızdır sesler kesince.
*
Ben tutmaya çalıştım çiçekleri,
Havada uçuşan kelebekleri,
Kurtarmak istedim hep bebekleri.
*
Söylev bittiğinde sessizlik çöktü,
Gözlerden yaşları aniden döktü,
İçindeki pası kökünden söktü.
*
Bilgenin sözleri ışıklı bahar,
Dinleyen kalplere hep neşe katar,
Yürekte biriken dertleri atar.
*
Konuşmak kolay da düşünmesi zor,
Cahilin kalbine sönmez ateş kor,
Bilgeye danışıp hakikati sor.
*
Sözcükler ordudur dudak ucunda,
Adalet bekliyor yolun sonunda,
Hikmet yatar insanın avucunda.
*
Kürsüde yükselen o güçlü sözler,
Hakikat ışığı arayan gözler,
Yanıp tutuşan alevlidir közler.
*
Hitabetle kılıç çekilir kından,
Kurtarır insanı kendi kanından,
Uzaklaştırır hep kötü yanından.
*
Meydanlar dolusu insan toplanır,
Sözlerin gücüyle kalpler aklanır,
Sevgiyle her yana neşe saklanır.
*
Konuşan dillerde yalan olmasın,
Dinleyen yüzlerde hüzün solmasın,
Hiçbir kalp kin ile nefret dolmasın.
*
Söylevin temeli dürüstlüktedir,
Bütün bilgelikler de sözlüktedir,
Asıl zenginlik de temizliktedir.
*
Söz ustası çıktı yine kürsüye,
Gülümsedi dertli olan sürüye,
Işık tutmak için bütün örtüye.
*
Düşünceniz sağlam olmalı derin,
Hakkını verin siz hep bu günlerin,
Ateşi sönmesin hiç yüreklerin.
*
Halk dinledi onu sessiz sedasız,
Anladı her şeyi artık nidasız,
Yol aldı hepsi de kinsiz davasız.
*
Hedefi bulması asla güç değil,
Birazcık çabala ve öne eğil,
Yeter ki doğruya vermiş ol meyil.
*
Söylev bitti herkes evine döndü,
Yürekte yanan o ateşler söndü,
Gece karanlığı güne büründü.
*
Cinayet işleyen cezasın çeker,
Gözünden sadece kanlı yaş döker,
Vicdanın yükü her bedeni söker.
*
Suçluyu saklayan ortak sayılır,
Adalet yolları böyle ayrılır,
Hakikat güneş gibi hep yayılır.
*
Konuşan liderin dengesi haktır,
Topluma bıraktığı izler paktır,
Yüreği kararmış olan ahmaktır.
*
Ben hatırlarım eski alimleri,
Boşa harcanmayan o bilimleri,
Tükenmez arayan o ilimleri.
*
Kişilik yok ise müzik anlamsız,
Güzelim şiirler kalır tamamsız,
Söylevler yankılanır hep zamansız.
*
Çiçekler savrulsun bahçelerinden,
Koparılsın hayatın tellerinden,
Kaçmasınlar insanın ellerinden.
*
Söylevler bitmez ki kelam oldukça,
İnsanlar meydanda böyle durdukça,
Adalet saat gibi hep vurdukça.
*
Kürsüden inen adam yürüyordu,
Halk da onu saygıyla görüyordu,
Önlerinde bir umut büyüyordu.
*
Gençlerden birisi hemen yanaştı,
Ustanın bilgisi dağları aştı,
Sorduğu sorular o kalpten taştı.
*
Sözlerin kuvveti nereden gelir,
Bir insan hakkı nasıl böyle bilir,
Kötülük dünyadan nasıl silinir.
*
Usta güldü sevgiyle yana yana,
Dedi erdem katmalısın sen cana,
Doğruluk kalkan olmalı hep sana.
*
Eğer için temizse sesin gürler,
Karanlık dağılır kötüler terler,
Meydanı doldurur o yiğit erler.
*
Söylevcilik kalbin dışa vuruşu,
Adaletin dünyadaki duruşu,
Hakikatin sağlam kale kuruşu.
*
Ancak bencil isen faydası olmaz,
İnsanlar dinler akılda da kalmaz,
Yalan olan sözler içeri dolmaz.
*
Genç öğrenci sustu başını eğdi,
Bu sözler ruhunun teline değdi,
Anlamıştı artık erdem her şeydi.
*
Kalabalık meydan artık boşaldı,
Herkes payına ne düştüyse aldı,
Usta yine yalnız başına kaldı.
*
Güneş batıyordu dağdan usulca,
Sessizlik yayıldı ormana bolca,
Usta yürüyordu uzun bir yolca.
*
Elindeki tahta değneğe vurdu,
Yolun kenarında aniden durdu,
Kendi kendine yeni bir düş kurdu.
*
Söylemek istediği çok şey vardı,
Dünyanın sınırları ona dardı,
Zaman geçiyordu saçları kardı.
*
Her çocuğun akıl pınarı taşkın,
Derinliklerine bakanlar şaşkın,
Olmasın doğası nefrete yatkın.
*
Fakat yaşlanıp da bir şey bilmeyen,
Kendini geliştirip de gülmeyen,
Topluma faydası olup sevmeyen.
*
Saygıyı hak etmez böyle bir insan,
Boşa geçer gider konuşulan an,
Sözleri yalandır zehirlidir kan.
*
Devleti yöneten liderler eğer,
Bilgeye sanatçıya verir değer,
Halkın refahı yükselirmiş meğer.
*
Böylece düzen kurulur her yerde,
Umut ışık olur bütün dertlerde,
Söylevler yankılanır hep göklerde.
*
Ustamız sözünü bitirdi artık,
Karanlık perdede kalmadı yırtık,
Kalplerde kalmadı en ufak sıyrık.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 18.08.2026 03:35:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!