Bahtiyârım benim bu sırça sarâyım efendim,
Ne hana değişem, ne hânzâdeye değişem efendim.
Nice cümle sığar fakîr-hâneme her dem,
Mürekkebim atlas, al yazma ile süzem efendim.
Ne yerlere değişem, ne göklere yüz tutam,
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




İç dünyanın inceliği, hayal sarayı, zihinsel mekân;
fakîrhâne, dış dünyanın mütevazı hali, ruhun yoksul ama üretken yurdu.
bir ben var (iç sarayda),
diğer yandan “fakîr” bir ben var (dış mekânda).
İkisi birleşince tevazu + derinlik dengesi kurup. “Sırça saray”’la bilinçli bir tezat oluşturdum. Elimden geldiğince…
Saygı ve selamlarımla teşekkür ederim.
Herkesin sarayı kendine,
Kimi sırça köşk
Kimi "fakirhane"
Olsa bile!
Tebrikler Ata Kızı..
İç dünyanın inceliği, hayal sarayı, zihinsel mekân;
fakîrhâne, dış dünyanın mütevazı hali, ruhun yoksul ama üretken yurdu.
bir ben var (iç sarayda),
diğer yandan “fakîr” bir ben var (dış mekânda).
İkisi birleşince tevazu + derinlik dengesi kurup. “Sırça saray”’la bilinçli bir tezat oluşturdum. Elimden geldiğince…
Saygı ve selamlarımla teşekkür ederim.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta