Yine aynı masaya oturdum,
Yine aynı saatte
Her cumartesi buluştuğumuz kafede..
Sarı kurdeleler yapmıştım sana
Takmak için mor saçlarına
Yeşil dallarına umudumu asmıştım
Bahçenin en güzel gülleri avuçlarımdayken
Her birini gülüşüne kurban etmedim mi?
O güller ki;
Kimi kanımın kimi umudumun rengiydi
Şimdi böyle vicdansız olmana sebep ne a yârim
Seni lalezarın ortasında
Sen bir uçurumdun, çağlayandın
Bıraksaydım avuçlarımdan akacaktın
Ben hep sana doğru yüzdüm
Sende boğulmak istedim
Ki, bildiğim tek deniz sendin.!
Ben hep, biraz sana ağladım
Ne yaşadıysam hepsi senin yüzünden
Bu zamansız akan gözyaşlarım
Bu birden bire gelen uçma isteği
Uçurumlardan ve kanatsız…
Çekip gitmek istiyorum çoğu zaman
Kendimin dahi olmadığı bir deniz kenarına
sabaha kalmasın
şimdi ıslat yanaklarını
yarın olmazsam yanında
kimse silmez yaşlarını
ağlamak istiyorsan
gitme sakın buralardan üşürsün
en harlı ateşte bile ısınamazsın
ağustos güneşi soğuk gelir
ellerimin sıcaklığını ararsın
karanlık olur geceler
Şimdi gitmek de var, kalmak da..
Hatırlar mısın gözlerimin rengini
Başka kollarda!.
Umudumu sattım sana
Gözlerine karşılık
Şimdi bütün hayallerim, isminle karışık
En çok da güneş doğarken severdim seni
Yüzünün yarısı karanlıkken,
Yarısı güneşin en güzel eseriydi
Beraber gidecektik seninle
Geleceğin en uzak vakitlerine…
Sonra bir bulut geçti umudumun üstünden
Buraları sensiz kara kış oldu sevgili
Sizin oralara bahar geldi mi?
Güneş küsmüş bize sanki
Geç doğuyor bu aralar
Sizin oralarda hep çiçekler mi açar
Geldin.!
Seni severken Gülnare
Beş bahara beş kış ekledim
Belki bu sefer yeşerir diye
Umudumu her sabah toprağa ektim
Oysa her mevsimde gülebilirmiş insan,
Ben bilemedim…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!