Demiş ya hani Nâzım;
"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? "
Ben seninle kır çiçeği elbiseli heykelini diktim
Dikişi aşktır, ipliği saçların, kumaşı ipekten tenin...
S.Güler-15.3.2016
Keşke insanların hep mutlu kalemleri olsa
Çiçek yazsa rengârenk, harfleri mis koksa
Böcek yazsa, uğur getirse ya da ateş saçsa
Gökyüzünü mavi yapsa, beyaz buluta çalsa
Yeşil çimene toprak, toprağa da ağaç yazsa
Ağaçta kuş yazsa, ötseler, cıvıl cıvıl şakıtsa
Martının kaptığı her simitte atılan kahkahadır mutluluk
Uzun bir kıştan sonra, çat kapı ilkbahara göz kırpmaktır.
Tam kalkarken duraktan, otobüse yetişmektir mutluluk
Ladeste kızdırıp kaybedeni, öfke hırsından çatlatmaktır.
Ustasından, eli başında okkalı aferin almaktır mutluluk
Lokum ve aşkı bisküvi, o gariban pastasına diş atmaktır.
Mutluluk kağıt uçak olsaydı
Ben de mutluluk olsaydım
Gökyüzü, saçlarında uçardım.
Mutluluk kır çiçekleri olsaydı
Ben de mutluluk olsaydım
Neyi isterdim en çok? Sordum kendime o mudur, bu mudur?
Sayısız mutluluk mudur gönlümdeki, yoksa sonsuz huzur mudur?
Düşündüm, düşündüm, düşündüm...
Meselâ meyve yemek mutluluktur, meyve veren ağaç kuytusu huzur
Kestane kebap mutluluktur, kestane pişirilen o sobanın sıcağı huzur
Martıları elle beslemek mutluluktur, martıları barındıran deniz huzur
Dün öğlen vakitleriydi, ben çok mutlu öldüm
Ona ilk aşık olduğum yaşta attı yorgun kalbim
Sanki ona yaktığım ilk sigara dumanını öksürdüm.
Dün öğle vakitleriydi, ben çok mutlu öldüm
Bir sürü şen kasabalı vardı huzurumda musallasız
Dünyaları verseniz bile bir yetişkine, asla adam sayılmazsınız
Kirli elinde pastasını dişleyen ki mutlu çikolata lekeleri yüzünde
Bir çocuğun o keyfi yerinde kalp atışlarını asla duyamazsınız...
S.Güler-3.9.2015
Ne yazık ki bu mutsuzluk denen şey bulaşıcı
Tıpkı özlem gibi, tıpkı aşk gibi veya hayal kırıklığı
Kalbin bir yanından öbür yanına sıçrıyor ağrısı sızısı...
S.Güler-11.6.2019
Sonsuzluğundan sonsuzluğuma
Koridor kenarı bir yolculuktur artık bu hayat
Odalar arası gidiş ıssız dönüş sessiz seyahat
Evimizin içi soğuk bir cami avlusu,
Mutfakta banyoda buzdan şadırvan muslukları
Yatak, kanepe, her bir koltuk ayrı bir musalla, dilde salavat
Gün akşam oldu yine, sen hâlâ doğmadın
Taşmayacak kadar boştu bu yürek, yine içine dolmadın.
Dün güfte oldu yine, sen hâlâ duymadın
Nakarat bitti sona dayandı şarkımız, yine başa sarmadın...
S.Güler-22.4.2015




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!