Varlıktan yokluğa yollara düştük
Başımıza gelen tâlihimizdir
Takvâya varmadan kullara eştik
Allâh sevgilisi sâlihimizdir
Yolumuza çıkan kısmetimizdir,
Yalan bir tohumdur bire kırk verir
Kırkın her biride sana kırk verir
Bilgide tohumdur bire yüz verir
Ona ilhâm, sana bilgelik verir
Zekâ dersen sudur durmaz yerinde
Rasûlümüz birdir mirâcımız bir
Bir insan oğluyuz mizâcımız bir
Değil mi Allâha inancımız bir
Alevî de benim Sünnî de benim.
Dört kitap kırk makam ihlâsı dinde
Kalmadı bende neşe,
Ne mutluluk nede kut.
İçimdeki ateşe,
Düşüyorum! hakkı tut!
Al fikrimi aklı tut,
İnsanoğlu bir silkinsin
Özellikle kal giderken
Şu hâlinle çok çirkinsin
Güzellikle al giderken.
Yaptığını yermiyorsan
Sana soğuk gelmesin sözüm asla!
Nefretini bana yaslarsan yasla
Ne kadar üstünlük taslarsan tasla
En son sözü alın yazısı söyler.
Kelebeğin ömrü gün kadar çoktur,
Bir yol tutturmuşlar yaşıyor herkes,
Kimi evli barklı kimisi metres.
Acabâ nerede diye bir adres,
Sorup gidecektik oysa bir kelam..
Vura vura indirdiler yarıya
Muhtaç oldum kuru soğan darıya
Benden ne kalacak bilmem geriye
Yüklendim kendimi alıp giderim.
Çulsuzun evini barkı soyarlar
Alıp giydik hep marka,
Ne ön kaldı ne arka.
Düz yolda şaşıyoruz
Etrafa sarka sarka.
Ucuzu beğenmeyiz
Dünyâdaki zevk-i sefâ
Verir başa binbir belâ
Tâkip ettim bir kaç defâ
İçten içe yanıyorsun.
Dünyâ denen kerhâneye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!