Bu kadar hengame, bu kadar telaş
Göçebe bir rûha fazla değil mi
Yer bellidir, mekan belli yurt belli,
Hırsa bürünüşün fazla değil mi?
Bir kaç metre, toprak altında yerin
Yağmur mu sağnakmı başıma yağan,
Elin çamuruna hiç bulaşamam.
Bana kastediyor bak! benden doğan,
Ben bu dertle gardaş fazla yaşamam
Kimi büktü kimi kırdı kolumdan
Gönlümün göğünden bakan dîdeler
Şimdi kime bakar söyle nerdeler
Bir sevgi ki bende canı irdeler
Derdim'in içinde dermân okutur.
Taşıyamaz oldu zaman kanadı
Nedâmet,derin bir hıçkırık,artan
Sessizliğin duvarlarını yırtan,
Issız gölgelerimde yankılanan
Dirilen bir rûhun feryâtnâmesi.
Kaderimin bukâğâsı başımda
Kimse bu dünyada bâki değildir
Nemrut gibi filan falanda ölür
Hepsi bir değer âfâki değildir
Anan baban amcan halanda ölür.
Eski alışmanlıklar nüksederse
Fındık diktim tallıya
Rüzgar dalı sallıya
Bizim köyün gızları
Yanıktır sakallıya
Alfistanlı güzel gız
Bizim oralarda yıl, iki mevsim,
Biri fındık, biri fındıktan sonra.
Çarşıdan pazardan alsan nevresim
Ödemesi ancak fındıktan sonra!
Bizim oralarda fındık "umut"tur
Kağıtlarla helalleşir ellerim
Kalemlerle fikir suçu işlerim
Dökülür Türkülere gülüşlerim
Fren tutmaz şiirlerim dillerim.
Nasıl gönlüme gam yerleştiririm
Köftelerde et yok, dondurmada süt,
Anam! kalçam gibi şişirilmiş but
Nasihat almayan dinler mi öğüt
Haram giren evde huzur olur mu?
Çiçekte aroma boşa arama
Mevsim bahar ama hava ayazdır
Allâhım bu duâ bu bir niyazdır
Tarihi yeniden Türklere yazdır
Gâlîp et Allâhım nolur gâlîp et !
Yüce Mevlam senden şudur dileğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!