Gurbet denen şehire sor
Balımdaki zehire sor
Azgın sele nehire sor
Taşıp sana geliyorum
Ayan beyân berrâk gibi
Sevme beni benim kadar
Yoksa aşktan çıran yanar
Aşkım adını kim anar
Sana sevdâm olmasaydı.
Sarıl bana sarmaşığım
Bir gün yanılır da sana gelirsem
Mecrûh yutkunuşlar gelse delirsem
Sihir lambasından çıkıp belirsem
Gönlümü gönlüne yaslayacağım.
Gönlüm dağlar kızı âhu ceylânda
İzinsiz ne düşer bindiği daldan
Kader de! yazı de ! daldan sanma dost !
Elmaymış armutmuş deme ki nardan
Aldığın lezzeti baldan sanma dost !
Bahar yaza döner yaz sonbahara
Beklemem göğüme güneşi senden
Korkmanı isterim Cehennemimden
Odunu sendendir ateşi benden
Bir yudum su dökmem közlerinize
Kurgulanmış olaylara gebeyiz,
Meğer baştan başa renkli çiçekmiş
Küçükken ülkeyi ben laz sanmışım
Balı tatlı ama kendi böcekmiş
Bingöl'de kaymağa ekmek banmışım.
Antep'te acıyı sererler yere
Görülen manzara hiçte hoş değil
Salonlar kapalı içim coş değil
Sazın teli kırık içi boş değil
Beni saz değil söz kırar be gülüm.
Sözler tükenipte sazlar susunca
İki ara bir derede kalmadı
Gelene gidene saraydır gönlüm
Ya sevdim ya sildim gene olmadı
Gözü yaşlılara kolaydır gönlüm!
Selviye benzemez ama orta boy,
Mekan eylemişler gurbet elleri
Hâlis ana babanın her evladı
Ben dalında koklamıştım gülleri
Acemi bahçevan gülün celladı!
Selâm olsun selâm geldi Yağızdan
Gelin gelin hoş gelin de
Aşk ile sarhoş gelin
Arzu edersen Orduya
Elleriniz boş gelin.
İnek attım ahıra da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!