Kaldi ki eskiyen yipranmisliklar ve dagilip devrilen kesintisiz yikimlar kadar ihtiyat ve itibar sahipliligini yine ayni akil fikir bilinc bellek dayanak ve duyarliliklariyla daima uyanik tutarak, ugratildigi tüm saldiri taciz tecavüz isgal yagma talan vurgun soygun sömürü ve yikimlarin icat insani ve OYUNCAK HAYATLAR tüketim - takipci tutsagi olmamanin tavir ve tepki koyan direncine dipdiri tutabilsin. Bu yasamsal hayati temel ilke dayanagini izleyip yol alirsak eger, varilan eski zaman buluntu kazilarinda bir de ne görürsüne ayak basan yerden hortlayip beliren NeciP –NaZim ikilikliligine dayali döseli muazzam bir PARAMPARCALASMA dolup bosalmasidir, tarafa bölüsülmüs alanlariyla sonsuz sinirsiz bir dünya hayatini olabileceginden cok fazlasiyla felaket denecek düzeyli hiclige yorulmanin akil fikir mantik vicdan ahlak ve onur disi ihmale, geri kalmisliga, bagnazliga, dayatmaya, üstünkörülüge, önyargiya, üst üste cikmaya, üstünlük taslamaya, bogusmaya, sonucsuzluga, karamsarliga, didismeye, catismaya, nefrete, anlasamamaya….varan SENLiK-BENLiK`liligin insanlik harici saplantilarla catisip calkalanarak beden büyüten kuraklasmalarin cöl ve coraklasma kayitsizlik seyri ve sicil sökümüdür.
Ister `Ben Bir Ceviz Agaciyim Gülhane Parkinda ` desin, ister `Yasamak Güzel Sey Be Kardesim` veya `Karli Kayin Ormaninda` veya `` Benerci Kendini Nicin Öldürdü` veya `Taranta Baba` ya Mektuplar` veya `Varan 3` veya `Jakond ile Si-ya-u ` veya `Gece Gelen Telgraf `veya 1+1= 1 siirleri yanisirasina, `Kan konusmaz ` gibisine Roman; `Unutulan Adam`, `Inek`, Òcak Basinda`, `Yusuf ile Menofis `gibisine Oyun; `It Ürür Kervan Yürür `gibisine Fikra; `Kemal Tahir`e Hapishaneden Mektuplar,`Vala-Nulara Mektuplar`, `Nazim ile Piraye` gibisine yazilmis yollanmis Mektup; `Sevdali Bulut `gibisine Masal….kime neye nicin nezaman nerde ne yazar okursa okusun Ran Nazim; TANRISI ÖLDÜGÜNDE iki dünyasi birden yikilan ve cöküp yikildigi yerde bir daha kendini kolay kolay düzeltip dogrultamayacagi CÜRÜMELERE TERK edecegi düs ve hayal kkirikliklarinin ADANMIS PESINATCISI olarak kendi hayatinda kendini hicbir zaman ugrayip kullanmayan UZAK BAKISLILIGIN düsünce safsatacisi ve Edebiyat DÜRBÜNCÜSÜDÜR. Varligini ikilesmislik üzerine arzedip nizama koyarak duyurup bildiren Necip`se, Nazim Koordinatlaniyla kendini kavrayip kesin KARSITLIK DÖNEM tarikatlasmasina Erken Rezervasyonu yapilmisligin herseyi yasadigi toplum gercekligiyle hicbir bagintisi olmayana birebir kosullanmis siyasal kutup basligidir.
Bu baglamla Bahri Hazer`de Hikmet Ran :
„ Ufuklardan ufuklara/ Ordu ordu köpüklü mor dalgalar kosuyordu;/Hazer rüzgarlarin dilini konusuyordu balam/ Konusup cosuyordu.!/ Kim demis cört vazmi !/ Hazer ölü birg göle benzer/ Ucsuz bucaksiz basi bos tuzlu bir sudur Hazer ! /Hazerde dost gezer e..y/ Düsman gezer !/Dalga bir dagdir / kayik bir geyik !/ Dalga bir kuyu / Kayik bir kova !/Cikiyor kayik/ iniyor kayik/Devrilen / bir ata/ sirtindan inip/ sahlanan/ bir ata/ biniyor kayik ! ….
….diye sürükleyip cekip götürdügü siirselinde herseyin basini sonundan kapip kacan MUTLAK ve KACINILMAZ varislarin cok gürültülülügünü mahmuzlayip kirbaclar gibi, tüm dünyayi SIYASAL BIR KAPANIN kusattigi abidesel duvarlasmisligin yogun bakim üniteliligine mahkum sanatsal bir kompozisyon olarak görüp, herseyin ve herkesin hic kacari olmaksizin bu dizginlenmis idareye bagli ve bagimliligini yöneterek sahneye koyan yumusak huylu, sosyalist arsivci ve komintaci MILITANCILIGIN agiz dilliliginin söz yazarciligini yerlesir ve yayimlanir. Necip`se ona zidden tersi kutupta aynisinin aynisiyla varlik gösterime sunum sergilesir.
Yine Kiyamet Sureleri`n de Hikmet Nazim :
„ Cok Yorgunum Kaptan, seyir defterini baskasi yazsin, cinarli kubbeli beni o limana cikaramazsin“ ..satirlara yorgun bezgin bitik söz yazip dizen veya „Yoldaslar, ölürsem o günden önce yani öylece de gibi görünüyor, Anadoluda bir köy mezarligina gömün beni ve de uyarina gelirse tepemde bir de cinar olursa tas mas da istemez hani..“ ….söz ve satir dizeleriyle bütün ömrü boyunca sapkanin icinden tavsan cikarmak kadar yalan yanlis asilsiz ve GIZLI ÖZNESI bulunan Fiil ve Faaliyetler edilgenligini kimi zaman yumusak geciskenli ROMANTiK esintileriyle kimi zaman dünya karma karisigi IYIMSERLIK GÜZELLEYEN evrensel giyim kusam kostümcülügüyle ve kimi zaman da-aslinda her sartta kendini zorlayip sürtünerek heybetli kivilcimlar söktüren- ASiLiK ve IHTILALCiLiK sosyalcililigi koz ve pozuyla ota cöpe dalgaya ayriliga isiga korkuya aglamaya raylara trene mapusa…herseye yazip dizip süsleyip söyleyecek lakirtisi olan HiKMet Ran Nazim, topraginda siginmaci olarak yasadigi yillar boyunca neredeyse gördügü kabulün karsiligini haketmenin özel siparis verilmis PROPAGAN AJANI gibi adanmis ve kodlanmis görevliligin hizmetkari gibi yasam sürdürdü. Ayni yillar boyunca dünyanin binbir hallerine lafi lakirtisi ve söz süsleyiciligi tevatür tikirinda olan Nazim, sözde Esitlik, Hukuk, Hak, Insanca Yasam ve ÖZGÜRLÜK diye kapilip gittigi büyülenmisligin adresini SOVYET MOSKOVASI olarak aldanip kanarken,icinde yasadigi yasam gercekligine tek cümlelik SORGULAMA YAPMAYA hicbir tavir tutum cesaret özgürlük ve özgür iradelilik göstermeksizin-tek bir cümlelik dahi olsa elestirel bakista bulunup gercekci tutarlilikta bulunmaksizin- kendi tapindigi aldanmisliklarini hic filitrelemeden ve oldugu gibi yeryüzünün cenneti olarak- sovyet sosyalistliginin ic yüzündeki yalan yanlislari bilse bile susarak- kendine HAYRANLIK besleyenlere afyonlayip ARIZALI INSAN YETISTIRME tapinakciligi sunup sergilendi. Aslinda `Cok Yorgunum Kaptan` ve `Anadoluda Bir Köy Mezarligina Gömün Beni` dipten derinden inandigi tüm aldanmisliklarin NAZim Ran Namina ENKAZ ve Fiyasko Bildirimi`nden baska hicbirsey degildi.
Yirminci Yüzyil`in karakteristik SOGUK SAVAS kalibina uygun egitimi kültürü inanci bilimi ulasimi teknolojiyi beslenmeyi barinmayi bütün sosyolojik ve siyasal etkenleriyle beraber kusursuz kullanim araci haline hacizleyip gömen gerilim bozgun yikim yagma isgal ve catisma egilimi; özellikle özellestirip dokudugu Ayrismalar, Kutuplasmalar toplumsal parcalanmisliginin dergilerle, mecmualarla, kitaplarla basin yayin ve diger ilan baski yahut reklam ünitelriyle tüm sanat kollarini bu egilimin KIRALIK TETIKCISI kivaminda dosyalayip definini dürdü. Türkiye de NAZIM RAN karsitligini sürekli NECip Kisakürek Fazil ile devsirip dengede tutarken, degisen dünya kosullarindan tamamen kopuk ve INSAN degiskenligini ve duruma göre kaliba giren karakteristik özelligini hep gözardi eden HAYALPERESTLIGIN ne TURAN, ne de KOMINIZM devrim veya ülküsünü asla tamama erdiremeyen güdümlülügün –dünya ve insanlik gercegiyle hicbir ilgisi ve samimiyeti olmayan- esir ve TUTSAK ameleleriydi.
Bundan ötürüdür ki Edebi Hayatinin büyük bir bölümünü NaZiM `in karsit kutubuna kondurulup konuslandirilan NECip FAZIL :
O da Nazim gibi gittigi YURTDISI (Fransiz-) Edebiyat vesair etkilesimini kendince karman corman ederek ve daha ziyade Hece Vezni ile yazip yayinlayarak tipki Nazim gibi hem kendi zamane devrini hem de kendinden sonra gelecek olan günümüz dahil tüm kusaklari yönlendirip yönetmenin adeta TAPINAKCILIGINI tarikatlastirdi.
Erdem Beyazit, Cahit Zafiroglu, Mustafa Özcelik, Sezai Karakoc,Alaaddin Soykan, Abdurrahman Karakoc,Ismail Killioglu, Atasoy Müftüoglu, Bahattin Karakoc, Mehmet Nazif Gürdogan, Hasan Seyithanoglu, Osman Sari, Turan Koc, Ramazan Dikmen, mehmet Ocaktan, Cumali Ünaldi, Berat Demirci, Necip Tosun, Ali Haydar Haksal, Ibrahim Sadri, Nabi Avci, Ilhan Kutluer, Mehmet Atilla Maras, Mustafa Ruhi, Necati Polat, Ismet Özel, Kadir Tanir, Cemal Sakar, Hasan Aycin, Senol Demiröz, Ebubekir Eroglu, Edip Gönenc, Mustafa Ruhi Sirin,Ramazan Dikmen, Mustafa Islamoglu, Akif Inan,Nureddin Topcu,Nurullah Genc, Senai Demirci, Arif Nihat Asya, Dursun Ali Erzincanli, Fethi Gemihlioglu, Hüseyin Alkan, Mustafa Celik, Asim Gültekin, Serdar Tuncer, Rasim Özdenören…….gibi öne cikip isim yapmis sair yazar yayinci veya dergici veya sosyal siyasiler, Necip Fazil örneginden kendini benzestirme gayreti güdenlerden bazilaridirlar.
Okudugu hic bir dal veya kolu sonuna kadar tamamlayamayan Fazil Necip, Burslu olarak devlet tesvikiyle gittigi Fransa`dan Felsefe okumak icin gittigi okulu da yarida birakip geri dönmüs. Sonra degisik bankalarda degisik zaman araliklariyla memur veya müfettis olarak calismis.Dil Tarih, Güzel Sanatlar, ve Devlet Konservatuarinda mögretmenlikler yapmis.degisik dergi gazete ve mecmualarda yazilar yazip siirler yayinlamis. Roman, Oyunlar yazip ve Agac, Büyük Dogu adiyla uzun süreli fikir ve edebiyat dergileri cikarmis. Sayisiz ödüller sahibi oldugunun yanisirasina `kaldirimlar sairi`Üstad`veya `sairler sultani `gibi degisik zamanlarda ün ve ünvan sahibi olmus.
Yine onlarin kaleminden düsüp dökülen SIYASAL POLEMIKLILIGIN icinde her türlü kavga kir cöküs gecimsizlik ayrisma sogulma yilginlik yanilginlik belirsizlik bilinmezlik karamsarlik kargasa kopus cöküs kusku cinnet girdap cikmaz saplanti bela ilgisizlik itibarsizlik sorunlar yigan yumak sariminda, TELIF HAKKI kendilerinin olmayan akil fikir duygu düsünce kavrayis anlayis ve aliskanliklari kendilerine hayranlikla baglanan kitle kütlelerine fazlalastirarak aktarmanin arac gerecleri olarak, etraflarina dolusmus ve donanmis herseyin DILE GETIREN ICRACISI olarak kendilerini ve kendilerinden baska hickimseyi görüp bilmenin AHKAM KESIMIYLE; kendilerini hakli cikarmanin yönetip yönlendirdikleri sandiklari hayatin dizginini elde tuttmak saplantisinin `simdi sira sende acil susam acil` veya `gelip yeserebilirsin bahar müsade senin` veya `hadi simdi Turan olsun ` yahut `kiskirip koptugu yerden Devrim cikip kapiya dayansin` gibi yasadigi dünyada, kiside, toplumda hicbir öznel ve nesnel karsiligi olmayan HAYAL PERESTLIGIN alim –satim tüccarligini yaparlar.
`Angina Petrokis`de Hikmet Nazim :
„ Yarisi burdaysa kalbimin/ yarisi cindedir doktor /Sari nehre dogru akan/ ordunun icindedir/ Sonra,her safak vakti, doktor,/her safak vakti kalbim/ Yunanistan da kursuna dizilir / sonra, bizim burada mahkumlar uykuya varip revirden el ayak cekilinc kalbim camlicada bir harap konaktir her gece doktor „
……….`kalbinin iman tahtasinda en uzak yildiza carptigina SOSYAIST ENTERNE bir gezegen aygiti gibi, bazan kendini güden kosullandirmalara ister istemez ispatlamak zorunda hisseder ki bu BEKLENTIYE GÖRE veya USULÜN ICABINA dair igretiligin satir dökümlerini daha sonraki devirlerde Dogu Alman, Cekoslavakya, Macaristan. Yugoslavya gezip turlayan REKLAM TABELASI niteliginde radyo yayinciligindan tut ki konferans kompozisyonculuguna varincaya kadar, ne denli ULUSLARARASI bir büyüklügün varlik sahibi oldugu arka pilanindan, ögütülüp ufalanmis seylerdir Angina Petrokis`i Nazim Hikmet`in.
`Karli Kayin Ormaninda`ysa Hikmet Nazim :
„ Memleket mi yildizlar mi / Gencligim mi daha uzak / Kayinlarin arasinda/ Bir pencere, sari, sicak /…………..Eski takvim hesabyle / Bu sabah basladi bahar/Geri geldi Memedime /Yolladigim oyuncaklar / Kurulmamis zemberegi/ Küskün duruyor kamyonet / Yüzdüremedi legende/ Beyaz kotrasini Memet „
Iyiyiye güzele bilgiye özgürlüge huzura güvene ilgiye sagliga egitime saygiya hakka ve hukuka asama artirip gelismis ve ilerlemis düzeyli seviye kaydetmek, kendiliginden yuvarlanip gelen hayal ürünü veya kuruntu kaynakli olup bitiveren sihirbazligin hüner-marifet eser muammasi sunum sergisi degildir.
Üreten esitleyen örgütleyen bölüsen paylasan düsünen danisan gören duyan yoran soran sorgulayan deger bilen ve deger katan özgür ve ÖZGÜN iradeliligin kendi akil fikir idrak deneyim birikim duygu mantik denge INSAN KAYNAKLILIGINA dayanan ve inanip güvenen israri ve inanciyla ancak bütün yasamsal varligini bozmaksizin ileri bir hayata gelistirip güzellestiren asamayi daim kilar ve kayda gecirir.
NeciP`i karsisina kondurtarak edebiyata yaz-boz dengesi kuran NaZim`dan devamla:
AGA CAMI´ basligiyla Hece veznini yazarken neredeyse ` Bu ezanlar ki sahadetleri dinin temeli/ Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli`..Mehmet Akif Ersoy beyitlerine cok da farklilik göstermeyen his ve duyumsamalari dillendirirken :
„ Ey bu Cami`nin ruhu : Bize mucize göster/ Mukaddes huzurunda el baglamayan bu yer/ Bir gün harap olmazsa Türkün kilic kiniyla,/ Bastanbasa tutussun göklerin yanginiyla „…
Muhtemeldir ki herseyini kaybetmisligin öldürücü aci kahir hüzün ve sancilarini ezilen ve üzülen kederlilige tutsak duyarliliklarla duygusal tepki verip hissi payda hissedarlik yaparken Aga Cami`sinde Ran Nazim, ayni Mehmet Akif `in ASIM´daki :
Saglam ve sert kabuklu kuraklaşmaların amansız can çekişerek hic bir dokunuşa cevap nitelikli tepki vermeyecek bezgin, üzgün pörsümelerle cümle hayatın can özünden soğulup ölümcül suskunluğa bürünmesi, değersiz bakımsıza terkederek yaşamını kaybetmiş İNSANLIK künyesinin intihar ve imha tutanak bildirimidir. Bundan dolayıdır ki tüm zamanlar adına yaşamın yorgunluk yahut yıkım eğilimi gösteren bozulmalara karşın teminat sağlayıcısı, doğal döngüsünde karakteristik özelliğinin gereği her eskiyen değer birikimlerini aslından olan kök ve kaynaklardan doyurup besleyerek tazelikler ve diri topraklanmalar sağlayıp sunarken; aynı zamanda da devamlılığı sağlayacak olan nesil coğalımlarının aklını, fikrini, sorumluluğunu, bilgisini, özgürlüğünü,becerisini, vicdanını ,sevgisini, emeğini, ahlakını, özgüvenini, cesaretini tüm zor ve kolaylıklarıyla tamir yahut tedarik eden bilgeliği devir teslim eder.
"kimin umurunda saat yatsiyi geçmis bile
koyarmis anam manti kazanini sobaya
kerme ile odlayinca baslarmis manti kaynamaya
hoplarmis yumruk gibi mantilar kazan içinde
Ilkesiz tutarsiz özgürlügü ve özgür iradeliligi olmayan gelisimsizligin kisiyi kendi yapan bütün donanimlarindan yoksun kalarak, yücelttigi yasam eksikliklerini ve yoksulluklari hic bir sartta kurtulup kopamayacagi köktenciligin saplanti katinda kutsayip; ve bizzat yüceltip kutsadigi toplum kalabaliklarina kendini hayran birakan adanmisliga misliyle tanrilasirken hayalini seklini icabini kendine kodlanan güdümler soyutlulugunda yazip bozdugu TOPLUM VARSAYIMI`ni da bütün hayati gerceklerden uzaklarla bulanmis boyanmis ve süslenmis, sayisini ve yogunlugunu yoktan kalabaliklastirip cogalmasini umunmanin sahne sergisi olarak yönetir ve yönlendirir Nazim –Necip siir sanat edep yahut edebiyatciligi.
Kurdugu hayal düzenegine dolup bosalanlara bakarak kendine ilahi yükseltiler söküp koparan, her türlü yasam kiyisi ezikliginin bütün caresiz umutsuz cikissiz yokluga ve yoksunluga saglayicileriyla perem perisanligin ulu ortaliklarinda kalanlari büsbütün teslimiyete tutsak odaklanmalara kamcilayip kiskirtarak, düzgün harabeler halinde uyusup avunmaya dair sapasaglam konuslandirildigi yerden dokunmadikca aklina bilincine bellegine iradesine algisina özgürlügüne yahut özgüvenine kimildayamayan sosyal kisirlasmayi, toplumsal güdümlülügü, amansiz sogulmayi, yapay dogurganligi, yasamsal buzullasmayi, sekilsel salginlasmayi ve kalabaliklastikca önü alinamayacak derecede kalabaliklasan yalniz, yitik, zavalli, yoksun, batak, cürümesi ve cöküsü hic bitmeyen kendi dünya hayatinin yabancisi insan bitmis tükenmisligini kodlayip kotardi Nazim-Necip yazbozculugu.
Herkesin boyuna posuna takip,aklini fikrini iradesini ilmini vicdanini bilincini onurunu ahlakini bilincini iradesini idrakini özgürlügünü en kullanimsiz hale getiren ve üstüne basina kusandigi tüketim piyasasi kurgularina göre icabet edip sartlandirildigi kulluga kölelik etmekte kusur islemeyen bagimliliklari ve zincirleri vardi ki, devletini milletini topragini dagini deresini kültürünü bütün toplumsal ve özgüün degerleriyle yerle bir edip rafa kaldirdigini ve tek adam parti devletine devraldigini ilan beyan eden yerel ve küresel cikar odakciligini, `tuttugum taraf kazandiysa demek ki ben de kazandim ` kin, kör, karanlik, nefret, ayrisma ve paramparcalasma gözüdönmüslügü, kendine dönük bütün talan tecavüz isgal ve sömürü saldirganliginin resmiyet kazanisina cildirasiya sokaklara dökülüp, kadinli erkekli col cocuk her türlü silahlasmalarla ugratildigi Bop intihar girisiminden havai fisekler mayinlayip ülkesiyle beraber rafa kaldirilan kendi ölüsüne kursunlar yagdirdi adeta.
Siyasal sosyal kültürel ekonomik…bütün bir yasami icine alan hayati kapsamda her cesit sorun, cikmaz, tikaniklik ve celiskileriyle zorunlu göclere mecbur birakilan ve asla geri dönüsü olmayan carpik yapilasmalarin mutlak uyum süreci sürükleyisine akin akin sökülüp giderek ait oldugu topraklari kökleri aliskanliklari bütün öznel ve nesnel kimligiyle terkederken, henüz koparip götüren sancilarin ezen üzen yoran eziyetinin üstesinden gelemedigi ve sürgünlük acimasizca duygusunun kusattigi darmadaginikliklarla, vardigi yerde bir türlü bereberinde söküp getirdigi basibos akintilara kapilmisligin sürüklenisine karsilayan deger dengelerden yer bulamayan hicligin, yabancililigin,yitikligin bilinmeyen belirsizliklerinden cok kenar mahalleli sehirler ördü, kaydi ve kayda degerliligi olmayan birikip yiginlasmalarla önü arkasi kesilmedik savrulup sacilmalar boyanip sivandi. Nazim-Necip`se, günümüze kadar gelecek ve belki de daha nice zamanlari etkin kullanisli kafasina göre toplum icat etme ASOSYALCILIGI`yle yüceltip kutsadigi böylesi bir tapinakta `ben de sizin ordanim, ben de varosum, ben de ayni mahallenin cocuguyum ` laf söz yazi veya kisirdöngüler özetiyle, kendilerine adanmis cogalttiklarikalabaliklarin üstünde avutan uyutan soyutlayan ve sindiren sosyal susturuculugunu vazife edindiler.
Hic tanimadigi cevreye iliskiye karmasaya ve iletisim kosullarina geri dönüsü olmayan ve baska hicbir secenegi olmaksizinuyma mecburiyetiyle esir ve tutsak kesintisiz göc agirlikli toplumsak kackinlik, örülüp sivandigi sehir carpikliginin zamanla bütün yapi bozukluklarini ( rüsvet, siddet, tehdit, hukuksuzluk, gecimsizlik, sevgisizlik, bencillik, bagnazlik, ahlaksizlik, kopukluk, sogukluk, yalnizlik, yapaylik…) kendinden her saniye ve hizla uzaklasarak bilinmezlik öznesine nesnellestigi maddi manevi her bakimdan cöken, büzülen, pörsüyen,sapan,cürüyen sinir tanimamazliga benzesip, sivrilen ve genisleyen basibozuklugun etkin elemani haline geldigi gibi, kendine ait olmayan topraklara GECEKONDULASARAK`da varolan toplumsal bozulusun yaygin yerlesik hale gelmesinin suc ve sabikasi yüksek katilan ve katki sunani oldu gitti.
Durum böyle olunca herkesin herkesi baglayip bagimli kilan amansiz kokusma ve cürümeleriyle altyapisi ve karsiligi olmayan dengesiz devrilislere gösteris ve sekil olsun diye bastan savilan hicbir tepkisel sikayetin, yankinin, yansimanin tavir veya tutumun ne icerigi vardi ne de kiside kendini bulan karsiligi. Cünkü bütün talan vurgun soygun siddet nefret kin ayrisma bunalim gerilim ihanet tarafgirlik hile dümen isgal tecavüz sömürü haksiz hukuksuzlugunda herkesin kendince payina düsen tutarsiz iradesiz acimasiz doyumsuz,tutsakligi ve tüketime bagimli esareti sözkonusuydu.Tüm insanligini her türlü degersizliklerle dengeleyen esaret ve tutsakliga tepeden tirnaga ve en kidemli sartlanmisliklarla teslim edenlerinse, asla ne secme yetenegi vardi, ne de ayirdedebilen fakindaligin ilgisi bilgisi bellegi iradesi yahut insan haysiyetiyle ve hassasiyetiyle soran gören bilen kararliligi ve yetkinligi.
_...bastan sona ve rastgelesiye hepisine tümüne, sadece `siir nedir ` ANTOLOJiK eprik- cürük tahtaravaliloss HAZIRKALIP dolgu cevapliliginin kendinden tatminkar soru sinirlamasina bagli ve bagimli degil, siire bitisik bütün sanat zerafet perde ses sergi salon yazi yayin bülten ilan duyuru cagiri anons kayit bildirim söylem meyil iletisim ve sunumlara dair bugünü düne rehin sultalayan bütün Hanimagalara ve Feristah Babalara _
Büyük hikayelerin asil toprak köken ve saglayicilari kendine kücük roller adlandirilip tanimlanan öznel-nesnel variklardir. Tohum gibi… ekini sacini harman edecek bin bir basak yol ve yolculugunun yasam sofrasini hem göze hem gönüle serip sergileyen ara gecisligiyle herseyin kendine pay ölcüp bicen donanimdan etraflandigi TOHUM –Cekirdek gibi…
Tohumdan cekirdekten özü esasi olmayan; kücüklügünü ve kücüklügüyle büyüterek büyüyemeyen; `Diger` kavraminin da hicbir ne kayda degerliligi vardir, ne de özenesi nesnesine dair ciddiye alinir ömemlilikle hususu yahut hikayesi. Bu yüzden, kol, yüz, el, dirsek, mimik, oynama, bükülme, ziplama, kimildama, kivranma,büzülme,hoplama, gerilme, cagirma, seslenme, duman tütütme, isaret fisekleme,cik dönme yahut dikey takla parentelenmelerle kundak cagindan yürüyüp gelen; merak ettikce de daha cok ihtiyac cogaltan; ihtiyac cogalttika da karmakarisik hale gelen bilinmezleri saplanip daha cok yalinlik ve sadeligi yasamsal zorunluluk olarak daha cok yeryüzü hayatina kendini ifade edemeyen yetersizliginin geregi daha cok SÖZE ve YAZIYA davranarak DOGALLIGI olmayan bir hayatin gercekligini kendi varligindan bildigi halde kapildigi kaybin LÜKS ÜNVAN plakalayan bagimliliklarindan kurtulamayip; her seferinde hurda egilimi gösteren dünyayi tamir etmeye kalkisip; her yeltenisinde bir türlü kurtulamadigi bagimliliklarindan dolayi SÖZÜ ve YAZIYI insan yasaminin kalibina buyuranina ve kurallarina sekillenilmedikce insanüstü, müsadesiz erisilmez kutsali gibi mayinlandi ve tahrip edildi EDEBIYAT dili ve SOSYO-KÜLTÜREL Edebiyata iliskin sanat müzik resim sinema mimari ahlak felsefe bilim egitim iletisim alani.
Bütün bir varlik yokluga dair dönen duran yürüyen veya beklesen ucsuz bucaksizligi sondan tekrar basa dönderen karanlik, kof, kati, yapay, silik, dar, düsük, kesat,kör, caresiz,verimsiz, kurak,kisitli, devamsiz örenlesmelerle sadece kendi kaliplastirdigi kendine bagli ve kendinden dogma tapinmisliga kapanip kilitlenerek sözü ve yaziyi saplantisina cakilip kalan DÜRTÜ GÜDÜMLÜ kalabaliklara TAPINAKLASTIRIP insan hayatindan cekirip cikarmak, sadece ay veya yildiz degil,topyekün kainat tutulmasinin ta kendisiydi. NAZIM -NECIP ikilik catistirarak vaziyetten durum cikaran buraya ait mimarinin, plani projesi sosyal -soyut dökümlerden makul TOPLUMSAL viranlasmayi ören ve örgütleyen, ünlü namli Sair –Yazar mütahit ve sirket sahibiydi.
Hani sen cikip dikileceksin dünya denen INSANLIK meydanina; özgürlük diyeceksin, yurttaslik diyeceksin, esitlik diyeceksin, hak hukuk sevgi saygi ve bilimum derli toplu dil tarih cografya hal yol durum ve yasama hakki kisinin kendinden baska kimsenin kullanim iradesi yetkisi ve keyfi degildir diyeceksin…sonra da bütün topyekün bunlari sana madde ve ciro eden SÜSLÜ söz ve yazi afyonlamalar aktarimlayicisi adanmislik ve bagimlilik moluzuyla kökten cekirdekten söküp tohumsuz topraksiz toplumsuzluk sifirlayip söndürdürdügün bitkisel koma sakinligine`TÜRÜNÜN EN BÜYÜGÜ` mabet ve mefta sutunlari dikeceksin…NAZIM-NECIP namli ünlülügünün ektiginden bictigi EDEBIYAT kurakligi bu corakliktan cöküp cürüyüp sürekli kendini dogurganliga ürün veren artik ve atik KÜTLE KALABALIGINA kapanip kilitlenen carkit bozuk devrandi.
Cünkü insan hayatini durumuna hakim oldukca sayginlik ve deger kazandiran merak güven idrak algi bilgi beceri anlam kavram mantik yorum cikarim düsünce özgürlük ve hele hele de SORGULAMA yetenegi, deneyim ve birikimlerle derinligine indigi bütün karisikliklarin ve kargasalarin üstesinden gelebilecek özgüven teminatini kaynaklar. Burayi hileli maskeli mayinli OYNAKLIKLARLA tüm bu hayatiligi köreltip sekline yahut görselligine HAYRAN KALDIGININ agiz artigi yahut yonttugundan dogurganlastirdigi kullanim kuklasi külüstürüyle insanligina dair yazidan sözden ilgiden iletisimden ve varlik gösterdigi bütün yasam duyarliligindan feragat etmek kusatilmisligina teslim alir.
Isigin daha öncesi gölgenin daha sonrasi zamanin daha sonsuzu yansimanin daha koyusu yankilanmanin daha vurgunu kivilcimin daha sargini caglayanin daha girdabi dalganin daha uc ve uzak boyutlusu, esyanin tabiatin nerde baslar nerde biterliligine dair kapsam genisligi kainat ve insan kadar anlam, deger, emek,fikir, düsünce, hayal, fedakarlik, sevgi, ahlak, bilgi, saygi, aidiyet, idrak, samimiyet, itibar ve sorumluluklarla tanimlanabilmenin bütün kazanim, deneyim ve birikimleriyle sayginligini bularak kendi öz kaynagindan devamliligini saglayan seydir hayat..
Aksi takdirde gözle görülür elle duyulur akilla idrak edilir fikir ve düsüncelerle yolu yordami ahlaki onuru hakki ve hukuku gönül seckisiyle süzülüp akil-mantik vicdaniyla muhasebe ve muhakeme edilen SOMUTLULUGUN olanca belirgin ve bilinen dünyasi terkedilerek, olmayan yere olmaz insanlar sesler renkler sezgiler varsayimlar suretler olaylar krgular hayal kirikliklari ve düssel kabuslar doldurup bosaltan; sanat, müzzik, siyaset, egitim, sosyete, moda, gida, algi, aliskanlik, tezgah, teknoloji, hüner, entrika, sihirbazlik, edebiyat, insan veya insana benzer uyusumu müsait carsi- pazar yorar ve yozlasir.
Bu yüzden, nasil ki ille yeni söz iz yol söylem eylem sanat siyaset ve siir-roman bulup bulusturmalara yasadigi hayatin bütün tanikliligiyla bir ve ait oldugu SOMUT toplumun hayat gercekliginden cikarak sanki hic bilinmeyenlerin icadiymis gibi hususi arayisa gittigi yerden beynini bilincini yüklenerek sevindirik bir hallerde Türkiye`ye dönen fal bakiciligi, yikim pahasi nereye varirsa varsin cok ilgi duyulup en cok gözde kalmalarin begenilmelerine yasamin gerceklliginden akil fikir vican ve sorumluluk yorarak degil, hayatin hep kenarinda kalanlarini icine dolduran ve karsiliginda hicbir sorumluluk ve yükümlülük almayan, gittigi kacaklardan karakter ayarlayip kisilik teminli dolgululugun piyasa uygunu verimliliklere göre insan uydurdu ve hayalini düsünü ezip bozdu isigin, gölgenin, sesin, siirin, sözün, yazinin ve diger diger hayat denen sanatin..
Bu yüzden kipkirli boya bulasigi duvar yazilariyla bütün kokusmus cürümüs gerilimini disa vuran sanayi merkezli süper METROPOL`lere tutsak uyusmus kalmis batakligin Madonna`si, Castin Timbirleyk`i, Leydi Gaga`si, CHrISTINE AGGULERASI ve daha nice nicesi, azgin sapkinlikta sinir tanimayan soyut toplum tutsaklik tezgahinda sürekli yasam KENARINDA KALANLARI icine doldurarak yigilmis yozlasmisliklara kendilerini yepyeni, cildirasiya ciplak, azami sapkin ve devamli deplek degisik pornog-grafiklik numaralar karisimlayip sergileyerek, örüp sergiledikleri viraneye tapinanlar üstünden kendilerini adeta dünyanin bugününe TANRILASTIRDILAR.
Icinde yasadigi ve yasadikca alisip kaniksadigi amansiz savaslara, silahlasmalara, yikimlara, talanlara, tecavüzlere, ihanetlere, isgallere, ölümlere ve zulümlere kayitsiz ilgisiz ruhsuz ve duyarsiz kala kala, kendine dolaysiz yönelen bütün sapkinlastirici ve canavarlastirici kafesleyip kusatmalara hicbir tepki vermeksizin benimseyip benzesen insan avlanmisligini her ülke özelinde kopyalanip cogaltilmis ORJINLERI bulunan Madonna`giller ve piyasasi pazari uygun uygun sair yazar siyasetci müzisyen yahut diger afyon arac gerec vesairleri vardi.
Solun yanina sagi koyarak bugünü isaretleyen büyük toplumsal parcalanmisliginin, Nazim namiyla henüz yenice kurulmus cicegi burnunda imar ve insaat halindeki Türkiye Cumhuriyeti`ni kendine yetersiz bularak gittigi yerden siire ancak merdiven dayayarak cikilabilen KALIPSIZ KAIPLAR cakmayi `sekizyüz otuzbes satir`la kapip kamyonlayip Türkiye`ye sevindirik bir sevindirik hallerde dayayip döseyenliligin, yeter ki adanmis tapinmislari cok olsun fakat sözkonusu kurdugu fantaziye göre `Toplum Kodlama` tanriciligi taslamasini anlayip kavrayani olarak isterse hic kimse olmasin niyet ve mantik güdümüyle, hayatin bütün kenarda kalanlarini adeta bütün aciya kesik sorunlariyla birlikte kutsayip yücelterek, her türlü ayrismis kopmusluga en cok da birbiriyle nispet yaristirici TARIKATLASAN ve SIYASALLASAN söz yazi sanat edebiyat cevrim carki atesleyip tutusturarak, yücelttigi kuyuyu kendine ilahlastiran zaman-mekan firsatcisiydi. Ve mevcut durumun asagidaki bütün yasam kenarinda kalanlari avlayip afyonlayarak depoladigi insan tutsakligina yukaridan daha yukarilara yükseldikce,` bize dükkan mi kapattiracaksin` din tüccarlarinin karsilikli pay hisse ve koz kapistigi Madonna`gillerden, Ne Ran Nazim`in farki vardi ne de Fazil Necip`in..
Icinde bogdugu toplumun soyut silik sürgün veren nesilleri sürekli kokusmus cürümüs ayrisimlarla birbirini geren yoran desen didikleyen bunalimlar gecirip birbiriyle bozulan ve bogusan siddetli gecimsizligin baskisini, korkusunu, kaygisini, dehsetini, siddetini, kinini, öfkesini, karanligini, kuskusunu, sevgisizlgini, bilgisizligini, ice kapanmisligini, bagnazligini, önyargisini, karamsarligini, liyakatsizligini, idraksizligini, kisiliksizligini ve karakter yoksunlugunu yasadigi hayatin tümüne yüklenip bosalarak, yaziklara düskün caresizlik yövmiyesine bel baglayan tavri-durusu belirsizligin MECHUL CIGLIKCISI Nazim Hikmet-Necip Fazil birlikteligine ayni mechul mecrada tarz iz yol ve duvarlar sürükleyen VAROS tasraciligi veya kent karmasasi insan gercekligine aykiri SEHIR HARABESI `Grafiti` beton boyama bulasikciligi; Robi Wiliams, Madonna, Angelina Jodi, Roky, Terminatör, Rihanna,Kim Kardesyan, Pamela Anderson, Laydi Gaga, Christine Aggulere, Britney…neresini nasil hangi azami sapkin ve azginlikta pazar piyasasi edecegine demir yalayip kazmaya kürege kerkinen yüksek vurgun getirisi porno –müzik medya marketciliginin, devamli HAYATIN KENARINDA KALANLARINI ören kuran sahneleyen yöneten yönlendiren ve yutan, toplumsal bataklik ve sosyal girdap TANRICILIGIYDI.
Hem dedesinin hem babasinin ortak isim bileseni olan Nazim Hikmet, hemen karsitin karsisina konulan ve amansiz bir ayrismanin bütün saglayan olumsuzluklariyla birlikte sözü yaziyi anlami icerigi itibari ifadeyi sadece birbirine sövüp sayisarak BIAT ETTiGI kulluk ve köleligin birincisi olma ve tek basina KAZANANI ugruna bütün insanligini kul kurban eden TAKMA KAFALILIGIN kosulsuz güdümünü itirazsiz ve tepkisiz yüklenip hayati boyunca tasimayi onur, iffet, yasama bahanesi ve vakit oyalama ÖLDÜRGESI bilen bugünümüzü, adim adim; soluk soluga; hinca hinc; kiran kirana;icinde her türlü öfke barindiran siddet unsur arac ve gerecleriyle; hic durmak dinlenmek bilmeyen cabanin diger yorup kurup kotaraniydi Necip Fazil …
Isadan Önce Isadan Sonra gibi..Necipten Önceki Necip veya Nazim öncesi Nazim akil fikir sapkinligini insanlik cölünde ac susuzluga mumla imdat aranirken dünya, Ürdün`de ki irmaga girip ciktiktan sonra Petrus`a kendini yudurup `artik senden baska bu alemin ilahi ve ilahisi yoktur` kalibina giydirip kutsatarak eskisi olan bizzat kendini taninmayacak kadar yasam seyrini ayiran bölen parcalayan INSAN DOGALLIGINI her cesit `Sahtekar`liligin sihirbazligiyla birden bire yeryüzüne öngörülerek indirilmis öncesi ve sonrasi ancak TANRILARA mahsus yüklemine öznelestirildigi gibi, Nazim` dan sonra Nazim…sekizyüz otuzbes satir`la meskenini ve miladini söze yaziya edebe romana ve edebiyat denen sanata ve siire yontup kazidi. Bu kabristan kralliginin diger tabutunda ise `kaldirimlar ` la meskenini ve miladini bulan Necip`ten önceki Necip ve Necip`ten sonraki Fazil Necip; siir sanat söz yazi yönelim egilim söylem roman edep ve edebiyat adina, mayasinda IDEOLOJIK SAPLANTILAR ve SIYASI DOGMALAR biat ve tarikatciligi bulandirip bulasiklandigiyla kenikendini ilahlastiran milada isim yontu, söhret kazidi, insanlik gömdü ve tüm gelecek zamanlari kurdugu ve kotardigi tutsakligin kurtulusssuz izleyip itaat eden kesin KARSITLIKLILIGIN amansiz ayrisan bölünen catisan cürüyen kokusan ve yozlastikca yozlasan korkuya karanliga siddete nefrete sapkinliga acimasizliga talana vurguna soyguna sömürüye yikima yagmaya tereddütsüz tecavüze isgale kaniksayip boyun egen kulluk köleligini tanrilasti.
………Devam Edecegim………..
Fikri olmalı şiirin
Yedeksiz ve aslen kalbin neşredip nakşettiğinden
Aşkı işleyen sanatı olmalı yalın
Açıksözlü
Ömrüne vefakardan özlü
Duyumları olmalı candan canandan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!