Ey tek bir bakışıyla gökyüzünün yaldızını utandırıp, yıldızları hasede boğan,
Tebessümüyle sabahın ilk ışıklarını çarmıha gerip, güneşi hükümsüz kılan kadın...
Şu serseri rüzgârın asırlık telaşı, poyrazın yeryüzündeki o bitmez tükenmez gayreti,
İnan ki sırf senin o narin tenine, o kâinatın en kusursuz coğrafyasına bir kez dokunabilmek içindir.
Benimki de öyle bir savrulmak işte... Pusulası bozuk bir geminin, senin limanına o çaresiz sürüklenişi...
Benden yana bir felaket bekleme, korkutmasın seni içimde fokurdayan bu cehennem,
Bana o kitaplarda yazan, aklı baştan alan o deli tayfunlar gibi sırılsıklam aşık olmanı beklemiyorum.
Hatta çek sürgülerini, yüreğinin o sarp, o aşılmaz kapılarını bana açma, beni sevme bile!
Sadece mantığının o serin, o kışlamsı avlusunda; ufacık, buz gibi ama makul bir yer ver bana.
İçinden usulca, hesap kitap yapar gibi de ki; "Bu adam beni yarı yolda koymaz, bu adam beni yaşatır."
Bırak kalbin sus pus otursun, aklın beni onaylasın; inan bu gövdeye o kadarı da kâfidir.
Zihnine kazı şu gerçeği, bir matematik formülü gibi kesin, bir kanun gibi net olsun:
"Bu adam benim için kâinatı yakar, çorak dünyamı tek kelimemle devasa bir ormana çevirir," de.
Hayat o acımasız, o kahpe yükünü omuzlarına bindirmeye, nefesini kesmeye kalktığında,
"Bu adam o koca dağı, o bitmez kahrı hiç sızlanmadan, benim yerime kendi sırtına çiviler," de.
Ben senin uçurumlarına en sağlam köprü, en dipsiz karanlığına fener, ayağının tökezlediği her taşa balyoz olurum.
Sen yeter ki benim şu paramparça gölgemde dinlenmeyi, sadece yanımda durmayı akla yatkın bul.
Gün gelip de o çetin yolları aştığımızda, kucağımıza cennetten masum bir nefes düştüğünde,
"Bu adamdan o sabiliğe harikulade bir baba, omuzlarına gök çökse yıkılmaz bir çınar olur" de.
Ve aynalar yüzümüze o ağır fermanı yıllar sonra okuduğunda, gençlik avuçlarımızdan su gibi kayıp gittiğinde...
Zaman, o taptığım çehrene, o eşsiz yüzüne ilk ince çizgilerini, kırışıklarını acımasızca kazıdığında,
"Bu adam benim yaşlılığıma, solan rengime, çizgilerime bile anadan doğma âmâ olur" de!
Çünkü benim sana olan bu eğilişim, etten kemikten çok öte, ruhani bir secde, koca bir ibadet gibidir.
Sana yeminim olsun, benden yana zerre telaş, zerre kuşku düşmesin o güzel içine,
Bana tutkuyla yanma, benim için dünyaları karşına alma, kalbini yorma, bir saniye bile sevme beni!
Sadece aklının o hassas, o acımasız tüccar terazisinde tart beni; "Evet, bununla bir ömür ziyan olmadan geçer" de.
Gözlerime bakarken için titremesin, dizlerinin bağı çözülmesin, beni sadece ve sadece güvenli bul...
Ben o ufacık ihtimalin çorak toprağında, o makul denilen sağır ve soğuk köşede bile sana koca bir cennet büyütürüm.
Sen beni sevmeye yeltenme bile, ben o eksikliği kendi içimdeki devasa okyanusla seve seve kapatırım.
Fakat...
Olur da bir gün, o çelikten aklının yanına usulca kalbin de ilişirse...
O sarsılmaz mantığının duvarları, benim bu sağır edici sevdama bakarken ufacık bir çatlak verirse...
Hani diyorum, ziyanı yok, dünya yıkılmaz ya...
İstersen, hani içinden gelirse, şöyle kıyısından köşesinden...
Bir ara beni birazcık sevebilirsin de.
Kayıt Tarihi : 26.09.2026 09:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!