Serkan Güneş Şiirleri - Şair Serkan Güneş

Serkan Güneş

Bir düş gördüm uykulardan uyandım
Kaç mevsim yokluğundan habersiz yaşadım
Bir yanım yalnız bir yanım eksik bir yanım garipti
Huzursuz, suskun, dalgındı yüreğim
Saklambaç oynuyordum kendimle sensiz
Nerede saklanıyordu inciden naif gözlerin

Devamını Oku
Serkan Güneş

Yeni doğmuş kaplumbağa gibi denize koştuk
Aramıza set çektiler, varamadık, kavuşamadık, başaramadık..
Suya düştü hayallerimiz nefes alırken boğulduk biz
Şimdi kaynıyor yüreğim hiç durmayan alevlerle
Yalnızlığa perçinlendi kaderim
Alın yazım silindi belki baştan yazacak Yaradan

Devamını Oku
Serkan Güneş

Esrarengiz hallerin
Dalıp giden gözlerin
Ağladıkça yüzlerin
Matemi yaşatma güzel

Ellerinle sardığın

Devamını Oku
Serkan Güneş


Sen bende iken güzeldin sevgili
Soldurmuşlar seni rengin değişmiş
Acıya bal çalar söylerdin de...
Susmuşsun, tadın tuzun kalmamış

Devamını Oku
Serkan Güneş

Gök gürültüsü şarkımız olsun
Yağan yağmurlar ise gözyaşlarımız
Bulutlar hüznümüz olsun
Yıldırımlar ise çığlıklarımız
Ömrümüz olsun mevsimler
Çocuklarımız olsun açan çiçekler

Devamını Oku
Serkan Güneş

Ezan seslerin sürgün mü yedi Akmescit’im
Akyar’dan Yalta’dan duyulmaz sesin
Karadeniz’in Kara’sı mıdır Arabat köyün
Gemilerde inciler dökülür, pırlantadan yüzün

Vagonların tabut mudur ? Mayıs gelende

Devamını Oku
Serkan Güneş

Loş bir oda, şafak söktü sökecek, yerde yıllanmış bir hasır, kim bilir kaç asır bir köşede eski çaydanlık, kaç bin yudumluk, duvarda takvim, sarı yapraklı, gazetenin olmadığı zamanlar, insanlar birbirinden habersiz sen benden ben senden... Eski bir seccade eskicide bulamazsın kaç bin sevap'lık bir de ahşap saat, her saat başı kilise çanı gibi vuranın dan kalp atışı gibi çarpanından kalp demişken sen gelirsin aklıma göğüs kafesim daralır içinde sıkışan bir kuş, uçamadı bir türlü, uçup da konamadı bir dala, yel mi kırdı o dalları kuşlar mı küstü ağaçlara bilemedim, belki o kuş bir gün özgürlüğüne kavuşur, bazı ağaçların meyvesi kuştur, ağaç sen misin kuş ben miyim bilemedim... birde kovalı soba ne kışlar geçirdi ne ayazlar gördü yandı ha yandı acaba o ağacın dallarını bu kovalı soba mı yaktı, düşündüm de soba sen misin yanan ben miyim bilemedim.. küçük bir çekmece içinde misketler bazıları kırık, darbeli, beş taş oynamamışlar belli hınzır bir çocuğun işi bu, çocuk sen misin misket ben miyim bilemedim eski ipek bir mendil göz yaşı var üzerinde kurumuş.. gözyaşlarım sen misin mendil ben miyim, bilemedim... Küçük penceremden bir ses, bir Sela şafak vakti hasırın üzerinde seccade elinde çaydanlık soğumuş takvim işlevini yitirmiş saat durmuş kalp deki kuş özgürlüğüne kavuşmuş ağacın dalına tabutuna konmuş kovalı soba son kez yanmış misketler dağılmış mendil elinde kalakalmış... Loş bir oda sen misin yoksa ölen ben miyim bilemedim...

Devamını Oku
Serkan Güneş

Neredesin sevgili
Her yerde seni ararım
Hangi dağın ardında hangi taşın altındasın
Hangi memleketin rüzgarı saçlarını tarar
Hangi dağların suyunu içer
Hangi bahçelerde gezersin

Devamını Oku
Serkan Güneş

Rüzgarlar haber getirse senden
Sana doğru yürümeye başlasam
Bir adım atsam son bin adım daha
Koşmaya başlasam, düşsem sonra
Dizlerim kanasa, o an aklıma sen gelsen
Gülümsemeye başlasam tekrar koşarak

Devamını Oku
Serkan Güneş

Bilmiyorum nasıl anlatsam,
Var mıdır lisan da yeri kelimelerde kifayeti
Ellerim titrer yazarken üşümekten değil
Kalbim tüm bedenime dağılmış toy atın koşması gibi
Bilirim rüya değil, ab-ı hayat hiç değil
Belki hayaldir belki hayalden de öte

Devamını Oku