Serhat Çalışkan Şiirleri - Şair Serhat Ç ...

Serhat Çalışkan

Beni kandırdı,uzaktan güzel göründü
Sandımki,onsuz hayat olmaz
Sandımki nefes alıp vermeme sebep
Tüm çiçekler ona yaratılmış,
Tüm şiirler ona yazılmış.
Her dublenin sipariş sebebiydi,

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

''Gül yüzlü yarin yanağından gayrı neyim varsa bölüşmeye hazır olduğum dostlarım;
özür diliyorum sizlerden,yerli yersiz kalplerinizi kırıyorum bu aralar''

Orhan günlüğüne böyle düşüyordu,dostlarını tek tek arayıp söyleyemediği duygularını.Çünkü gerçekten son zamanlarda bir çok dostunu,arkadaşını,ticari ilişkide olduğu insanları,gereksiz yere kırıyordu.
Mavinin önceden hiç olmazsa yokluğunu yaşıyordu,şimdi birde onu bir başkasıyla düşünmek içini tarifi imkansız ateşlerde yakıyordu.Bunu haketmediğine inanıyordu,tanrının kendisine yardım etmesini istiyordu ama tanrı aşk,meşk işlerine pek karışmıyordu galiba.Çünkü adaletinden şüphe edilmeyecek olan tanrı,Maviyi onu ençok sevene verecek olsa,Orhana verirdi.Demekki birini sevmek onunla olmaya yetmiyordu,
Eşit şartlarda olsalar belkide,Maviyi şu an birlikte olduğu insandan önce elda edbilirdi.''elde etmek'' bu nekadar tutarsız ve hayvanca bir düşünceydi.Orhan maviyi sanki bir eşya,araba,kariyer gibi birşeymi sanıyordu; tabiki hayır,sadece yanlış cümleler kuruyordu ve zaten başına ne geldiyse yanlış kurduğu cümleler yüzünden gelmişti.Mavi ona bir fırsat vermiş ama o bu şansı iyi kullanamamıştı,şimdi Mavi aynı şansı bir başkasına vermişti ve galiba diğer taraf bu şansı iyi kullanmıştı,yada doğru yerde doğru cümleleri kurmuştu.Tabii onun bir avantajıda mavinin yanında,en azından etrafında olmasıydı,Orhanın 360km den yapmaya çalıştığını,o belkide Mavinin gözlerine birkez bakarak yapmıştı.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Önünde duran deftere son birkez,baktı,boş açıp,boş kapatmak istemedi.
Şu kadar karalayabildi;
Sana bir şiir yazmak istedim,olmadı yapamadım.Neden biliyormusun?
Aklıma senden başka birşey gelmedi.

Koltuktan kalktı,uyuşan bacağını rahatlatmak için sağa sola bir iki adım attı,neden sonra merdivenlere yönelip,dükkanın alt katına indi.Masayı,defteri öylece bıraktı.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Her insana bazen olur,bir an gelir kardeşiniz,yada anneniz bir fincan kahveyi size uzatır,o an kahvedökülür,siz biran durup ''ben bu sahneyi yaşamıştım ''diye düşünürsünüz.kahvenin döküleceğini biliyorsunuzdur,oanda babanızın askerlik arkadaşından bahsettiği senaryo kulağınıza sanki daha önce anlatılmıştır.Bu durum Orhanada olurdu,hemde sıklıkla,
Daha bir kaç gün önce Maviyle yaşadığı alacakaranlık kuşaklarını aratmayan karmaşık ilişkisini HIRSIZ POLİS dizisindeki Mavinin hayatına uyarlamış,kendisini bir yazar olarak senaryoya dahil etmişti,sonra senaryoda iki rakip aşık olduğunu düşünmek canın sıkmış,senaryoyu iptal etmiş,Maviyikimseyle paylaşmaya,yada düello için olmadık rakipler üretmeye gerek olmadığın düşünmüştü.Ama şimdi senaryoya kendisi dışında biri daha girmişti,ve Orhan rakibini tanımıyordu.,üstelik rakibi kendisinden avantıjlıydı,çünkü hem Maviye kendisinden daha yakındı,hemde nasıl yaptıysa yapmış ve Maviyle birlikte olmaya başlamıştı.Orhan bu aşamada ne yapacağını şaşırmış,yüreğini kemiren kıskançlığı,Mavinin kendisine herhangi bir bağlılığı olmadığı gerçeği karşısında ezilmişti.Bir şey yapamıyordu çünkü bu hakkı kendisinde bulamıyordu,kenara atılmış,yılgın bir bekleyişten başka çaresi olmadığını düşünmek,ve Maviyibaşka birinin kollarında düşünmek her nekadar erkeklik gururunu,yerle bir etsede,bu durum karşısında hiç bir şey yapamıyor olmak,mavinin başkasıyla olmasından bile çok koyuyordu ona.
Mavi çektiği mesajda biraz olsun Orhana karşı yumuşadığını belli etmiş,fakat artık başka biriyle olduğunu ve kendisinin bu duruma saygı duymaktan başka birşey yapmasının yakışık almayacağınıda ima etmişti.Mavi başka biriyleydi,ve Orhan buna saygı duyacaktı,bu gerçekten Orhan için bir kamyonun altında kalmaktan,bir mayına basmaktan,yada yamaç paraşütü yaparken paraşütünün açılmamasından daha korkunç bir durumdu.Bunu yüreğine anlatması uzun sürecekti,ve bunu kabullenmesinin belkide en aptalca olmasına rağmen,en olabilir yolu romana devam etmekti.Maviyi beklediğini,onu hep sevdiğini,sevmeye devam edeceğini,ve belkide ömründe ilk defa ikinci adam olmayı yani ıskartada durabilmeyi yüreğine kabul ettirecekti.Çünki başka bir şey istediğine emin değildi.
Mavi birkaç hafta sonra ''ben sana döndüm,onu bıraktım ''dese nekadar yüreği soğur,yada onu nekadar aynı doğallıkta kabul edebilirdi bunu bilmiyordu ama,bildiği tekşeyhala Maviyi deliler gibi sevdiğiydi.
Demekki,belkide Maviden kurtulmanın en olabilir yolu sürekli Maviyle yaşamaktı,çünkü Mavi kolye nekadar uzun sürerse,yüreği Maviden okadar uzakta olacaktı.İşte bunun için

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Dayısı Erzuruma geri döndükten sonra Orhan için karmaşık günler başlıyordu.Gerçekten Erzuruma gidip şu tarlaya bi baksamıydı,yoksa lanet olsun diyip dayısına bıraksamıydı bilmiyordu.Erzuruma gitmek istemiyordu,aslında tarla falanda istemiyordu,sadece dayısının tutumu hoşuna gitmediği için işi yokuşa sürmek istemişti,yoksa yıllardır sanki o tarlamı karnını doyurmuştu.
Sıkıntısı sadece bu değildi elbet,asıl sorun hala ve her geçen gün biraz daha büyüyerek duruyordu sırt çantasında.Mavinin platonik aşkını taşımak ne kadar zordu,ne içinden çıkılmaz bir durumdu.Sadece Mavi okusun,yada o duysun diye yazdığı yazıyı herkes okuyor,bir şeyler yazıyor,listelerine alıyorlardı.Ama Mavi henüz ben okuyorum dememişti.Yazdığı romanı kitap haline getirmeyi çok istiyordu,kitap kapağının fonunda kullanmak için Maviden bir fotoğraf istemiş,ama Mavi veririm yada vermem diye cevap bile yazmamıştı.Yüreği sıkışıyordu,resim kabiliyeti olsa Mavinin resmini kendisi çizecekti ama resim yapmayı beceremiyordu.İyi karakalem çalışmaları olan bir dostuna Maviyi tarif etmiş ama onun çizdiğide Maviye benzememişti.Zaten bir karakalem çalışması nasıl Mavinin gül yüzünün
yerini alabilirdiki.
Son zamanlarda yine şiirler yazmaya başlamıştı,artık eskisi gibi istekli,heyecanlı yazamıyordu ama yinede arşiv olsun diye yazıyordu.Düşüncelerine önem verdiği bir üstadı '' şair her durumda yazabilendir,yazar kalemine geleni ertelemeyendir'' demişti,Orhanda ustasının sözünü dinliyordu.Mavinin ızdırabını şimdi dizelere dökmezse,ilerde acısı hafifleyince,yada aşkının yoğunluğu azalınca nasıl yazacaktı.Değilmiydiki en beğenilen şiirlerini hep ızdıraplı günlerde yazmıştı.Eğer annesi vefat ettiği gün,babası vefat ettiği gün,okulu bıraktığı gün,sözlüsünden ayrıldığı gün,abisi şehit olduğu gün yazmasaydı şimdi kendisini en azından etrafındaki insanlara şair sıfatıyla tanıtan şiirlerini nasıl oluşturacaktı.Defter arkasını,tuvalet kapılarını,ağaç gövdelerini yeterli görseydi nasıl günün birinde önemli şairler arasına girmeyi hayal edecekti.
Mavi senin nesrin şiirinden iyi sen öykü yazacak adamsın aslında dediğinde buna biraz sevinmişti,yani mavinin onun bu özelliğini farketmiş,ve yeterli derecede beğenmiş olması hoşuna gitmişti ama,açıkçası şiirlerin pek olmuyor demesinede içerlemişti.Oysa ne emeklerle,ne acılarla yazmıştı o dizeleri.Her yazdığı satırda hangi acıları gizlemişti süslü kelimelere,Hangi sevinçleri heba etmişti şiir,şiir diye.Şimdi gönlünü kaptırdığı insan sen pek iyi şiir yazamıyorsun,diyordu,Oysa bu lafı etmemiş olsa,böyle düşünmese belkide yüzlerce şiir yazmak istiyordu Maviye.Ama kendisini bir şair olarak görmeyen birine şiir yazmak çok heyecanlandırmıyordu onu açıkçası.Bunun için yüzlerce sayfayı bulsada,hiç bitiremesede,ve Mavi hiç okumasada romana devam ediyordu.Çünki Mavi onun düz yazısını seviyordu,ve sırf o seviyor ve beğeniyor diye sonsuza kadar uzatabilirdi bu romanı.İnsanlar doğal olarak bir son,yada belki kavuşma veya sürekli ve kesin bir ayrılık bekliyorlardı romanın bir yerinde ama Orhan henüz bunu kendisi bilmiyorduki romana yazsın.Uydurma bir hikayeyle Maviyle evlenip çoluğa çocuğa bile karışabilirdi isteseydi ama o gerçekte ne oluyorsa onu yazmak ve gerçeği yaşamak istiyordu,hayali bekleyerek.
Kim bilir belki bir gün bu roman mutlu sonla biterdi,sırf bu hayal için bile yazmaya ve okumaya değer.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Berberden çıktığında saat henüz onbir olmuştu.Kapalı çarşıya beraber gideceği birini aramalıydı.Kuzeni çalışıyordu,sürekli beraber olduğu arkadaşlarından biriylede o gitmek istemiyordu.Çünkü farklı şeyler konuşup,farklı hazlar alacağı bir arkadaş istiyordu yanına.Mesela şöyle bir kaç aydır görüşemediği,hayatındaki gelişmeleri merak ettiği biri.
Biraz düşününce tam aradığı gibi birinin olduğunu buldu,Şerifi arıyacaktı.
Şerifle hastanede tanışmışlardı,ve o hastane ikisininde babasına mezar olmuştu. Hastanede refakatçi kalanların daha iyi anlayacağı o paylaşımcı ve yardım sever olma uğraşı,bu iki adamın yaşıt olmalarıyla kısa sürede samimi bir arkadaşlığa dönüşmüştü.Sonra haliyle farklı hayatlarda,farklı iş dallarında ve ayrı semtlerde yaşadıkları için görüşmeleri seyrelmiş fakat dostluklarını hep taze tutmaya çalışmışlardı.Şerif,Orhanın kimsenin bilmediği gizli sırdaşıydı,çünkü Şerifi,Orhanın etrafındaki insanların hiçbiri tanımıyordu,dolayısıyla onunla ters düşselerde kendisine ihanet etmesi söz konusu değildi.Aynı şey Şerif tarafından bakıldığı vakit Orhan içinde geçerliydi.Birbirlerinden dinledikleri olayların kahramanlarını sadece ismen tanıyorlardı.

Şerife telefon açıp vakti varsa kendisiyle biraz sohbet etmek,hemde bir şeyler yemek istediğini söylediğinde aslında Şerifinde böyle bir telefonu hayal ettiğini bilemezdi.Çok sevinmişti Şerif çünkü galiba dertliydi ve kimseye anlatamadığı bir dertti bu.''Fazla oyalanma hemen gel,Ulu Caminin orda bekliyorum'' demişti

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Ulucaminin üzerindeki çay bahçesine vardığında Şerif çoktan gelmiş,hatta bir iki çay içmişti.Orhanın gelmesiyle ayağa kalkan şerif herzaman yaptığı gibi Orhanın dağınıklığına ve umursamaz tavrına takılmadan edemedi.
--Yahu bir seferde sen erken gelsen dişimi kırarım,zaten üç beş ayda bir görüşüyoruz ondada en az yarım saat gecikiyorsun
Orhan biraz durgun birazda kederli görmüştü Şerifi,bu hayra alamet değildi,çünkü Şerif kolay kolay surat asmazdı,demekki problem ciddiydi.
---Kusura bakma,yine geciktim.Ama brader ben ulucaminin bahçesinde oturmuyorum,otuz kilometre yoldan geliyoruz
---Tabi tabi,ben senin gençliğinide bilirim oğlum,sen hastanedeykende yemeğe geç gelirdin,sorun uzaklık değil,senin rahatlığın.
--Neyse boşver,bidahakine ben erken gelirim ödeşiriz,Anlat bakalım neler yapıyosun

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Şerif gündüz biraz olsun sıkıntısını almıştı,Orhan Görükleye geri döndüğünde en azından Şerif gibi mecburi mutsuzluklar yaşamadığına seviniyordu.Öyle ya,belki Maviye uzaktı ama hiç olmazsa istemeden sürdürdüğü,yada çıkmazlarda olduğu bir ilişkiside yoktu.Şerif kendisine teselli olması için bir başkasıyla arkadaşlık kurmasını tavsiye etmişti ama bu Orhanın hayatında belkide hiç başvurmayacağı bir yoldu.Asla b,rinin yerine bir başkasını koyamaz,teselli olsun diye istemediği,yada sevmediği biriyle ilişkiye girmezdi,bu hem kendisine,hem arkadaşlık edeceği insana karşı saygısızlıktan başka birşey olmazdı.

Tekrar bilgisayarın başına geçmiş,romanına devam etmek istiyordu.Önce mesajlarını kontrol etmek istemişti,ama buna bin pişman oldu,çünkü ahlaksızın biri Orhana hiçte hoş olmayan mesajlar çekmiş,ondan bu sapıkça mesajlara karşılık vermesini istiyordu.Üstelikte bir telefon numarası bırakmış,akşamları ararsan hertürlü fantazilere açığım diye not düşmüştü.Bu mesajlar midesini bulandırdı,O interneti böyle dengesizlerinde kullandığını düşününce aslında internetten tanıdığı insanlara güvenemeyeceğini düşünmekten kendini alamıyordu.İster istemez kafasında bazı sorular oluşuyordu,acaba gerçekten tehlikeli bir oyuncakmıydı internet.Aylardır gözünde büyüttüğü,yere göğe sığdıramadığı,laf söyletmediği Mavide bu oyunun bir parçasımıydı sadece.Buna inanmak istemiyordu,o Mavinin iyi bir yüreği olduğuna,en azından dobra bir insan olduğuna inanmıştı,ve Tanrıya kendisini yanıltmaması için dua ediyordu.
Sadece o ahlaksız teklifi yapan şahıs mesaj atmamıştı Orhana,her nasılsa Mavi ona yazdığı mesajları okumuştu,günlerdir okumadığı mesajları okumuştu Mavi ve telefonda Orhan bana Mavi diye mesaj atan senmisin diye mesaj çekmişti maviye.Mavide nasıl olmuşsa aramış ve hayır ben değilim demişti,Oan azkalsın kalbi duracaktı Orhanın neredeyse kırküç gündür(yani tama kırküç gündür) ilkez mavinin sesini duymuştu o gece öyle bir rahat yatacaktıki.Çünki gecelerdir allaha dua ediyordu,bana mavinin sesini birkez daha duymadan ölmeyi nasip etme diye,ve Tanrı duasını kabul etmişti,
Kimbilr belkide tanrıdan daha fazlasını istese belkide kabul ederdi,Bu duygularla yatağına uzandığında ağzindan şu cümle çıkıyordu''Allahım birinci duamı kabul ettin sana şükürler olsun,şimdi ne olur biraz daha cömetr olda bana Maviyle tekrar aynı eskisi gibi olacağım günler göster''

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hani ölene kadardı sevdamız,
Hani kırkyıl olsa beklerdın,
Bak üç günde tükendi
Bitmez dediğin aşkın.
Artık o eski yarim değilsin.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Dünya hiç bukadar yavaş dönmedi
Var olduğu günden beri
Sabah sekiz,akşam onbir arası
Sanki bir asırlık yürek yarası
Felek!
Buda son kazığınmı,bana

Devamını Oku