Dünya adeletliymiş,külahıma anlatın
Çıkarın gözlükleri,etrafınıza bakın
Eşitliği isteseydi eğer yaratan
Aynı olurdu hepsi; yazın,kışın,baharın
Bir kilim motifine işlenmişse sevdalar
Merhaba şiir,yine ben geldim
Yabancı değilim eski sevgilin
Özür dilesem senden,
Beni affedermisin?
Bir romanla yasak aşk yaşadım
Ama romandaki kız çok güzeldi be!
yüzümdeki tebessüm aldatmasın kimseyi
Acılarla yaşamayı,biliyorum o kadar.
Guvenecek kimsen, kalmadı ama
İnsanları sevmeyi, seviyorum o kadar
Kör insanlardünyada,çirkinlere gebe
Gözleri seçmeyi biliyorumo kadar
Buralara bahar geldi
Sevdicegim sen nerdesin
Hani gidenler dönerdi
Kuşlar döndü sen nerdesin?
Bana hasret yakışmıyor
Ayrıklar yaramıyor
Hilâl eve geldiğinde Arzuyu harıl harıl ders notları kurcalarken buldu.Arzu özel okulda Fransızca öğretmenliği yapıyordu ama öyle mesleğine aman aman bir düşkünlüğü yoktu.Sadece ilerde belki daha farklı iş kollarında kariyer edinebilirim düşüncesiyle bu mesleği seçmişti.Arzunun telaşını gören Hilâl meraklanıp sordu
---Hayırdır,sınav filanmı var yarın?
---Sınav yarın değil biraz sonra
---Nasıl yani?
---Ders vereceğim çocuk gelecek,konu başlıklarına şöyle bir göz gezdiriyorum.
---Arzu bu konuda anlaşmamışmıydık,ogelmiyecekti sen gidecektin
Saat 21:30 olmuş,Hilâl halâ eve dönmemişti.Arzu akşam saatlerinde Hilalin,Muratla beraber olabileceğini düşünmüş aramamıştı,ama gece ilerleyip Hilal gelmeyince meraklanmıştı.Tam onu aramayı,nerde olduğunu sormayı aklından geçiriyorduki telefonu çalmıştı.Telefonun diğer ucundaki Hilaldi.Sesi titriyor,derin derin nefes alışları Arzuya kadar geliyordu.
---Arzu benim,Hilal evdemisin?
--Evet sen neredesin?
---Sorma çok kötü birşey oldu
---Ne oldu kızım korkutma beni,çabuk söyle
---Azize hanım intihar etmiş.Evinde ölü bulundu
Muratın örgütün kurallarına uymayan davranışlar içine girmesi Şefi kızdırmasına rağmen diğerlerinin istediği gibi onu cezalandırmamıştı.Çünki biraz asi bir ruha sahip olmasına rağmen Murat örgütün en çok iş gören sayılı elemanlarındandı.Yani aldığı görevi harfiyen ve zamanında uyguluyor olması onu şefin vazgeçilmezleri arasına sokmuştu.Zaten Şef Murattan cayarsa onu serbest bırakması filan mümkün değildi,büyük ihtimalle vazgeçtikleriher elemana yaptıkları gibi işleri bitince,yada verimi düşünce Muratıda yokedeceklerdi.Bunu Muratta dahil hepsi bilyordu.
Hilal karakolda geçirdiği uzun ve karmakarışık,korku dolu bir geceden sonra salıverilmiş fakat göz hapsinde olduğu,şehir dışına çıkmaması ve konuyla alakalı en ufak bir bilgi edinirse emniyete haber verme şartıyla bırakılmıştı.Arzu ve Hilal karakola giderken son saniyede gelen telefonla hastaneye gittiğini sandikları Murata ulaşmaya çalışmışlar fakat telefonu cevap vermemişti.Arzu birazda tam karakol önünde kendisini bırakıp giden Murata içerlemişti aslında Hilale laf dokunduruyordu
---Ne olursa olsun,insan oraya kadar geldikten sonra geri dönmez,diyelim döndü birkez arayıp ne oldu der
---Arzu hemen yargılama belki annesi dahada kötülemiştir.Telefonu bile kapalı baksana
---Aman be kızım,safsın sen saf.Sırf angaryayı evmediği için kapatmıştır telefonunu.Şimdi çıktınya gelir akşama erkek milleti işte hepsi aynı
--Ne diyosun yani bilerekmi yapıyor
Hilâl dersanede çalışmaya başlayalı bir kaç gün olmuştu.Ogün herzamanki gibi elinde notları,omzunda çantasıyla dersaneye doğru giderken saatin henüz erken olduğunu farketti.Hep aynı şey oluyordu,geç kalırım korkusuyla Çandarlıdan erken çıkıyor,her seferinde ders saatinden erken dershanede oluyordu.
Ogün ders saatinin gelmesini dersanenin çay ve bisküviden başka birşey olmayan kantininde beklemek istemiyordu.Kahvaltı yapmadan çıkmıştı,uzun yol karnını iyice acıktırmış,midesi gruldamaya başlamıştı.Hem biriki bişeyler atıştırmak hemde bir iki bardak çay içmek için pastane,kafe türü bir yer aranırken karşı caddede camekanı poaça,simit dolu bir mekan farketti.Karşı yola geçip mekana ilerlerken yaklaştığı yerin bir simimt evi olması hoşuna gitti.İzmirde simit çok sevilen bir kahvaltıydı.Gevrek diyordu izmirliler simide yanındada beyaz peynir oldumu bir bardak sıcak sahlep,yada çayla keyfine doyum olmuyordu kahvaltının.Dükkandan içeri girip boş masalardan birini seçmeye çalışırken onu farketti.Dükkanın sonuna doğru lavobaya yakın olan bir masada dersaneden öğrencisi Coşan oturuyordu,karşısında kendisinden yaşça birkaç yaş büyük gösteren biri daha vardı.Hilâl selam vermekle vermemek arasında gidip gelirken Coşan öğretmenini farketmiş kendine has konuşma stiliyle onu masaya çağırıyordu.
--He he heb bbbb
Hilâl onu daha fazla yormadan masaya yaklaştı.Başıyla Coşanı selamladıktan sonra diğer adama döndü
--Merhaba ben Coşanın öğretmeniyim,dersaneden
Genç adam hemen ayağa fırlayıp boş sandalyeyi açtı
Ey dost!
Öyle kızgın bakma yüzüme
Ben seçmedim bu rolü
Kendi senaryomu yazdırmadılar,
Bakma şiir yazdığıma,şair olmaya bırkmadılar
Bu şiirleri yazan kalemmi sence,
Ben aşık olmasam kalem ne yazacaktı,
Beyaz bir yaprakmıdır,yakıştığı yer,
Sen olmasan,kağıt şiiri ne yapacaktı.
Eylülü beklemeye yeminlimiyiz,
Temmuzada aşk yakışmazmı hiç,




-
Ebru Ercan
Tüm Yorumlarben evli bir bayan olarak bu söylediklerinizi(allaha şükür) yaşamıyor olsam da yaşayan birçok kadın adına %100 doğru bulduğumu belirtmek istiyorum ve samimi yazınız için tesk ediyorum.kaleminize sağlık...