Senden Sonra Kalan Yangın

Hikmet Metin Çavdar
462

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Senden Sonra Kalan Yangın

Sen gittin…
Öyle sessiz gitmedin.
Bir ev yıkıldı içimde,
duvarları değil,
hatıraları çöktü.
Bir insanın yokluğu
bazen bir kentin üstüne çöken kış gibidir.
Sokaklar kalır,
evler kalır,
kalabalıklar yürür yanından…
Ama insanın içinde
bir meydan boşalır.
Sen gittin.
Ben kaldım.
Ne yapacağımı bilmeden
uzun uzun oturduğum geceler oldu.
Telefon elimde kaldı,
adını yazdım, sildim.
Aramak istedim seni,
sonra vazgeçtim.
Özlemek vardı içimde,
bir de yeniden incinmekten korkmak.
Seni unuttum diyenler oldu.
Güldüm.
İnsan hiç yaşanmamış gibi
nasıl unutur ki?
Bir şarkı çaldı mı
sesin geliyor aklıma.
Bir yerde aynı kokuya rastlasam
başımı çeviriyorum.
Sonra kendi kendime kızıyorum.
“Yine mi?” diyorum.
Yine aynı yüz,
aynı ses,
aynı eski gün…
Bunlar geçer dediler.
Geçti de…
Her şey geçmedi.
Bazı şeyler insanın içinde
yer değiştiriyor yalnızca.
Önceleri canını yakıyor,
sonra sessizce bir köşeye çekiliyor.
Sen de alıştığını sanıyorsun.
Ta ki bir akşam
hiç beklemediğin bir şarkı çalana kadar.
Ben hâlâ konuşuyorum seninle.
Gece yarılarında,
kimsenin duymadığı saatlerde,
yüreğimin en kuytu yerinde.
Kimi gece sana kızıyorum,
kimi gece kendime.
“Keşke şunu söyleseydim…”
“Keşke o gün gitmeseydim…”
“Keşke biraz daha kalsaydın…”
Ne çok şey kalmış içimde.
Gözlerin kaldı bende…
Bir fotoğraf gibi değil,
eski bir evin duvarında
yeri belli olan bir çivi gibi.
Resim yok artık.
Ama izi duruyor.
Ben de öyleyim.
Seni değil belki,
senden önceki hâlimi arıyorum.
Daha kolay gülen,
birine inanırken bu kadar düşünmeyen,
“Nasıl olsa gitmez.” diye
insanlara güvenen o adamı…
Bir insan severken
sadece kalbini vermiyor.
Günlerini veriyor,
alışkanlıklarını veriyor,
evinin sessizliğini bile değiştiriyor.
Ben sana ömrümden verdim.
Sen gittin.
Bende senden kalanlar
öyle büyük sözler değil.
Birlikte içtiğimiz çayın tadı,
masanın üzerinde kalmış bir anahtar,
bir akşamüstü söylediğin
ve benim hâlâ unutamadığım
o küçücük cümle…
Beni asıl bunlar yakıyor.
Büyük şeyler değil.
Küçük şeyler.
Sana kırgınım.
Bunu saklamıyorum.
Ama artık sana kızarken
içimden bağırmıyorum.
Sesim yoruldu.
Kendi kendime konuşmaktan,
aynı günü yeniden yaşamaktan,
olmayan cevapları aramaktan
yoruldum.
Bir gece fark ettim;
sana kızarken bile
sesim çıkmıyordu artık.
Belki de insan
aynı yaraya her gün dokunmaktan
usanıyor.
Ben seni beklemeyi de bıraktım.
Bir zamanlar kapı çalsa
sen geldin sanırdım.
Şimdi kapı çalıyor,
yerimden kalkıyorum,
kim olduğunu öğreniyorum
ve hayatıma devam ediyorum.
Çok bekledim.
Bir kış geçti.
Bir bahar geldi.
Sonra bir başka kış…
Takvim değişti,
ev değişmedi.
Ben değiştim.
Bir sabah kalktım,
perdeyi açtım.
Sokakta insanlar vardı.
Fırından ekmek kokusu geliyordu.
Bir adam çocuğunun montunu düzeltiyordu.
Karşı komşu balkonunu yıkıyordu.
Kimsenin benim içimde olanlardan
haberi yoktu.
Herkes kendi işindeydi.
Ben de kalktım.
Yürüdüm.
Bir süre sonra yoruldum.
Bir banka oturdum.
Yanımdan insanlar geçti.
Bir çocuk güldü.
Bir kadın telefonda birine
“Akşama erken gel.” dedi.
O kadar sıradan şeylerdi ki bunlar…
Ama o gün
uzun zamandır ilk kez
etrafıma bakıp durdum.
Seni daha az düşündüğüm günler oldu.
Bunu fark edince
içim biraz tuhaf oldu.
Sanki seni daha az hatırlarsam
sana haksızlık edecekmişim gibi.
Sonra düşündüm…
Olmazdı.
İnsan birini sevdi diye
ömrünün geri kalanını
aynı yerde beklemek zorunda değil.
Ben de bıraktım biraz.
Ne tamamen geçti,
ne de eskisi gibi kaldı.
Arada bir aklıma geliyorsun.
O kadar.
Bazen bir şarkıda,
bazen yolda yürürken,
bazen de hiçbir şey yokken.
Birden.
Adın geçiyor içimden.
Sonra çayımı içiyorum,
pencereyi kapatıyorum.
Akşam oluyor.
Ertesi gün yine işime gücüme bakıyorum.
Senden sonra
kendimde kalan adama da alıştım artık.
Eskisi kadar konuşmuyor.
Kolay kolay güvenmiyor.
Ama hâlâ birine yardım edince
içi rahat ediyor.
Hâlâ güzel bir şarkı duyunca
birkaç dakika durup dinliyor.
Hâlâ sabahları
pencereyi açıyor.
Demek ki tamamen değişmemişim.
Belki de değişen yalnızca şu:
Eskiden seni bekliyordum.
Şimdi günün ne getireceğine bakıyorum.
Bazen güzel bir şey oluyor,
bazen canımı sıkan bir şey.
Akşam eve geliyorum.
Ayakkabılarımı çıkarıyorum,
çay koyuyorum.
Gün bitiyor.
Ben de öylece oturuyorum.
Senden sonra kalan yangın
tamamen sönmedi.
Belki de sönmeyecek.
Ama artık başında oturup
külü karıştırmıyorum.
Ne seni çağırıyorum,
ne de eski günlerin peşine düşüyorum.
Yaşandı.
Bitti mi?
Belki bitmedi.
Ama artık benimle
aynı yerde durmuyor.
Bazen seni hatırlıyorum.
Bir şarkıda,
bir sokakta,
bir akşamüstü sessizliğinde…
İçimden adını geçiriyorum.
Sonra başka bir şey düşünüyorum.
Hayat devam ediyor demeyeceğim.
Çünkü bazen etmiyor gibi geliyor.
Ama sabah oluyor.
Kalkıyorum.
Yüzümü yıkıyorum.
Çayımı koyuyorum.
Sonra ne varsa
onunla uğraşıyorum.
Şimdilik bana bu yetiyor.
Ben hâlâ buradayım.

Hikmet Metin Çavdar
Kayıt Tarihi : 21.09.2026 12:57:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!