Senle karşılaşmadan hülyalarım vardı
Onları alıp gittin,bir akşam üstü
Gülen gözlerim vardı içleri ısıtan
Gözümü kör edip gittin,bir akşam üstü
Sevgilerim vardı insanları saran
Gönlüm vardı içine tüm dünya sığan
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




'Hayat, şaire küstü
Gittiğin akşamüstü...'
Giden gider, derdi kalır yadigar, o da böyle dökülür işte, sitem olur, feryat olur, şiir olur....
Kutlarım güzel dizelerinizi Mesut bey,
saygımla, sevgimle efendim,
Ünal Beşkese
Yüreğine ve gönlüne sağlık
kutluyorum Mesut bey kardeşim,
tebrikler ediyorum seni,
selam, sevgi ve muhabbetlerimle...
Sen ve Ben
Senle karşılaşmadan hülyalarım vardı
Onları alıp gittin,bir akşam üstü
Gülen gözlerim vardı içleri ısıtan
Gözümü kör edip gittin,bir akşam üstü
Sevgilerim vardı insanları saran
Gönlüm vardı içine tüm dünya sığan
Bir yürek vardı hep aşk için çarpan
Kırağı çalıp gittin,bir akşam üstü
Bir gülüşüm vardı şen kahkahalarla
Yaşamak sevincim vardı bu hayatta
Gündüz düşlerde,gece rüyalarda
Tümünü buz kesip gittin,bir akşam üstü
bazen güneşe açılan bir kapı vardır o kapı açılır hayat neşe olur mutluluk olur
aydınlığa kapınız daima açık olsun
Sen ve Ben
Senle karşılaşmadan hülyalarım vardı
Onları alıp gittin,bir akşam üstü
Gülen gözlerim vardı içleri ısıtan
Gözümü kör edip gittin,bir akşam üstü
Sevgilerim vardı insanları saran
Gönlüm vardı içine tüm dünya sığan
Bir yürek vardı hep aşk için çarpan
Kırağı çalıp gittin,bir akşam üstü
Bir gülüşüm vardı şen kahkahalarla
Yaşamak sevincim vardı bu hayatta
Gündüz düşlerde,gece rüyalarda
Tümünü buz kesip gittin,bir akşam üstü
bazen güneşe açılan bir kapı vardır o kapı açılır hayat neşe olur mutluluk olur
aydınlığa kapınız daima açık olsun
Şiirin başlığı bence sen ve ben yerine, şiirin yazılmasına neden gidiş ile ilgili olarak mesela 'gittin bir akşam üstü' olabilir ...
Yüreğinize sağlık sevgili Mesut Özbek, kutluyorum...
Şiirin başlığı bence sen ve ben yerine, şiirin yazılmasına neden gidiş ile ilgili olarak mesela 'gittin bir akşam üstü' olabilir ...
Yüreğinize sağlık sevgili Mesut Özbek, kutluyorum...
TEBRİK VE TAM PUANLA BU GÜZEL ÇALIŞMANIZI TEBRİK EDİYORUM HOCAM.SELAM VE DUA İLE.
YÜREĞİNE SAĞLIK, HOŞ BİR ŞİİR, TEBRİKLER!
Umulur ki yine bir akşam üstü döner gelir.
Duygu yoğun,
anlamlı ve anlatımı harika bir şiir okudum
severek ve hazla.
Emeğinize ve yüreğinize sağlık.
Tam puan ve saygılar sunuyorum................halilşakir
Tebrikler Mesut bey yüreğin var olsun keşke bu gitmeler olmasaydı değilmi onlar olamasaydı şiirlerde olmazdı herhalde slam ve muhabbetlerimi gönderiyorm tam puan
Bu şiir ile ilgili 17 tane yorum bulunmakta