Şayet ( Eğer ) Şiiri - Dr Yusuf Polat

Dr Yusuf Polat
688

ŞİİR


43

TAKİPÇİ

Şayet ( Eğer )

Tüm çevrendekiler yalana teslim olup
Seni suçladıklarında
Tepkisiz kalıp susabiliyorsan
Herkes senden şüphelendiği halde
Kendinden emin başkası olmuyorsan

Birincilik kürsüsünde olmana rağmen
Boyuna takılacak madalyaların
Kölesi olmadan
Ruha takılacak madalyalar için
Maskeni çıkarıp kendin olabiliyorsan

Eğer varlık ya da yokluğun pençesinde
Her iki duruma aynı sabrı gösteriyorsan
Uğruna ömür tükettiğin mülkünün
Bir anda yandığını görür de
Küllerinden şükür olarak doğabiliyorsan

Kalbin akciğerlerinden habersiz durumda
Bedenin nefes alamaz bir halde
Hızla iflasa doğru yollarda
İraden dışında tüm varlığın sönse de
Sen tükenmişliğe teslim olmuyorsan

Eş dost sevgili her ne varsa yolculuğuna
Eşlik eden
Gereğinden fazla bağlanmadan
Her birinin kendi alın yazıları ölçüsünde
Durağında inmesine saygı duyabiliyorsan
Senden iyisi yok sen sen olmaya devam et

Dr Yusuf Polat
Kayıt Tarihi : 18.04.2026 00:27:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Denizli

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tuna Kıpçak
    Tuna Kıpçak

    doktoranızı tebrik ederim, ne doktorusunuz tabi bilemiyorum;
    tıp doktoru olduğunuzu varsayarak, bizden de size küçük hatıra...

    he/kimim

    kaldır ayrılığın perdesini
    gözlerimiz bir kez daha kamaşsın ayniyetle,
    göz bebeklerimiz hicapla yere baksın,
    uzun sürmez bilirsin zaten efsunkâr muhabbetler;
    hızır/ilyas tepesinde bir yetimhane türküsü gibi,
    şimdi ayrılık…

    ki beni mahbup mu sandın sevgili hekimim,
    senden de, benden de öte ve
    bizden ziyade,
    pusuladır muhabbet;
    rotasız ve yolda kalmış yalnızlara,
    yedi yöndür aşıklara vuslat çilesi…
    ah

    olmazsan olmaz,
    sen olmazsan olmaz;
    kuşlar konmaz dallarıma ve iyi gelmez kasvetime,
    denizden esen rüzgâr…
    canımsın, yoldaşımsın, sırdaşımsın
    son çare he/kimim;

    ve sıyırdım yüreğimin zarını,
    kızıl denizin tuzu gözlerimde/halsizim...
    yüreğini kuytuya seren,
    sümbül yüzlü,
    yanık buğday tebessümlü lokmanım,
    o aydı,
    doğru mevsim doğru kış/doğru yazdı/doğru güz/
    doğru ba/har/dı, …yazgıydı…
    gün doğru gündü,
    cuma vaktinin müjdecisi,
    soluğu tütün kokan perşembe;
    takvimler yalan söylemez…

    artık gel desen bile gelemem,
    hicâbım var yollarım biçildi,
    kutsanarak ayrılık yemini içildi,
    sevgili hızır/ilyas muştusu, sende;
    bütün benliklerden geçildi, muhabbetin;
    en ayağa düşmeyeni seçildi,
    umulur ki böylece,
    sonsuzluk sevildi,
    o da umulur ki,
    bilirsin…
    ah

    sanıyor musun ki,
    ey güya kıraati düzgün karî,
    bu dizeleri avlamak için yazıyorum seni
    ve gözüne girme çabamdır bunlar,
    öyle mi…
    her harfi damla damla gözyaşımdır,
    yalnız;
    yalnız sana akan,
    sendeki halis saflığa,
    ve feleğe sitemdir dizelerim,
    ah

    ey aşk; varsın münkir desinler,
    sunarım kızıl ve kenarda kalmış güllerimi ben,
    tenha yüreğine…

    bir küfür gibi doldu içime
    kavuşup/ayrılmamız,

    keramet eblehlerine postnişin atarım ikimizi de,
    ki içimde uğuldayan ötenazi,
    ne olur sus sus,

    ve şimdi;
    hiçlik mezhebindeyim,
    yurtsuz ve
    kimse/sizim,
    sevgili; terk/et/me/beni
    ah

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)