Sarıl Bana Şiiri - Metin Altıok

Metin Altıok
61

ŞİİR


49

TAKİPÇİ

Sarıl Bana

Bu yaşıma geldim içimde bir çocuk hala
Sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamam
..........
..........

Metin Altıok
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Delinin Günlügü
    Delinin Günlügü

    Sevgiden caydigim yerde daril bana

    diyerek son noktayi koymus.

  • Suna Aldıkaçtı
    Suna Aldıkaçtı

    özetle,,şahane,,

  • Gökkuşağının Ağrılı Rengi
    Gökkuşağının Ağrılı Rengi

    sarıl bana..
    ...
    anamın bıraktığı yerden sarıl bana..
    ...
    sevgiden caydığım yerde darıl bana..

  • Ali Asker Çataltaş
    Ali Asker Çataltaş

    '':(( seni yakanlar da birgün kendi ateşlerinde yanaçaklar buradan sizi yakanlara lanet olsun diyorum.... :((''

  • Tevfik Yalçın
    Tevfik Yalçın

    Antoloji.com sitesinin yöneticilerinin: 18 Mart 2007 tarihinde günün anlamını içeren Çanakkale Denzi Savaşlarının yıldönümünde; bu konuda bir şiiri siteye koymamalarının 'günün şiiri' olatrak yer almamasının hiç bir haklı nedeni olamaz. Bunun ticaret, halkla ilişkiler, hukuk, matematik, vs. le savunulması olanaksızdır. Siz böylesine Türk ulusu için çok önemli bir günde bu konuyu düşünemezseniz: Bu sitede şiir veren insanlar olarak biz, 'bu sitede ne işimiz var?' Sorusunu kendimize sorarız. Siteye kayıt olurken herkesten TC Nüfus Kağıdı fotokopi ve örneğini iseyenlerde burada kendi kimlik kartlarını yayınlamalarını İsteme hakkımız vardır.... Ne yapılmak isteniyorsa açıkca söylenmelidir! Bunun sıaradan bir sekreterya hatası, unutkanlık vs. ile açıklanması olanaksızdır. Soruyorum: Siz kimsiniz ve kime hizmet ediyorsunuz? Bilelim ve ona göre gerekeni yaparız! Hiç Kuşkunuz olmasın!...
    Tevfik Yalçın

  • Salak Sair
    Salak Sair

    Sayın Teymur Beyefedi, bu güne münhasıran
    bu köşeye Çanakkale ve Yüce Atamız yakışırdı.
    İşletmecilik meleke ister,yürek ister,tarafsızlık ister.
    Kültür ister,emek ister,gönül almak ister.
    Birazda tecrübe ister.
    Üstadım görüyorumki hiç bir özel günde bu köşede özel bir şiir ve şair yer almıyor.
    Bazı insanların gözünden kaçıyordur ama bizim gözümüzden kaçmıyor.
    Zatı aliniz şiir yarışmasında jüri üyesi olarak gözüküyor.
    Ben bu şartlarda sizin tarafsız olacağınıza inanmıyorum ve de hiç inanmadım.
    Bizler atalarımızdan bu vatanı deviraldık,
    namusumuz gibi dimdik taşıyacağız.
    Ona uzanan dilleri,elleri,kem gözleri,sözleri kanımızın son damlasına kadar engelleyip gereğini yapacağız.
    Bizler Çanakkaleyi ve Yurdumuzu kimseye geçirtmeyeceğiz.
    Yüce ATAM sen rahat uyu,bizler varken kurduğun CUMHURİYET ilelebet yaşayacak,yaşatılacaktır.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

  • Salak Sair
    Salak Sair

    MUSTAFA KEMAL

    - Dağ başını efkâr almış,
    Gümüş dere durmaz akar, -
    Gözyaşından kana kesmiş gözlerim:
    Ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar.
    Ağlar - ağlatır: Cihan ağlar,
    Mızıkalar iniler; ırlam - ırlam dövülür,
    Altmış - üç ilimiz: Altmış - üç yetim.
    Yıllar gelir - geçer: Kuşlar gelir -geçer,
    Her geçen, seni bizden parça -parça götürür.
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Diz dövdüm:
    Gözlerim şavkı gitti Sakarya'nın suyuna.
    Sakarya'nın suları namın söyleşir.
    Hemşerim Sakarya! Öksüz Sakarya!
    Ankara'dan uçan kuşlar,
    'Kemal'im' der, günler - günü çağrışır.
    Kahrolur, bulutlara karışır.
    Gök bulut, yaşamak bulut.
    Uca dağlar, dev - boyunlu morca dağlar,
    Divan durmuş, bekleşir.
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Nasıl böyle varıp geldin? Hoş geldin!
    Çıngı kaymış, alazlanmış gözlerin,
    Sol gözünde güneş - südü sıcaklık
    Ellerinden öperim Mustafa Kemal.
    Senin dalın yaprağın, biz senin fidanların.
    Biz, bunları yapamadık.
    Sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal:
    Elsiz - ayaksız bir yeşil yılan
    Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal!
    Hani bir vakitler, Kubilây'ı kestiler.
    Çün buyurdun! Kesenleri astılar,
    Sen uyudun. Asılanlar dirildi.
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Karalar kuşanmış, Kaadeniz akmam diyor,
    Dokunmayın! Ağlamaktan bıkmam diyor.
    Bu gece kıyamet gecesi.
    Bu vapur Bandırma vapuru.
    Yattığı yer nur olsun Mustafa - Kemal,
    Ben ölümden korkmam diyor,
    Korkmam diyen dilleri: Toz oldu - toprak oldu.
    Bir kusur işledik, bağışlar mı kim bilir
    O bize öğretmedi kazan kaldırmasını.
    Günahı - vebâli öğretenin boynuna,
    Erdirip - dolduran'a ana - avrat sövmesini.
    Yüreğim kırıldı. Kanım kurudu.

    Var git Karadeniz! Var git başımdan.
    Mızıka çalındı: Düğün mü sandın
    Bir yol koyup gideni gelir mi sandın?
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Ankara'nın taşına bak!
    Tut ki baktım: Uzar gider efkârım:
    Çayır ağlar, çimen ağlar. Ben ağlarım:
    Gözlerimin yaşına bak!
    Ankara Kalesi'nde, Rasat Tepe'de
    Bir akça - şahan, gezer, dolanır
    Yaşın - yaşın, mezarını aranır,
    Şu dünyanın işine bak -
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Attila İLHAN

  • Salak Sair
    Salak Sair

    KUVÂYİ MİLLİYE

    Saat 2.30.

    Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
    ne ağaç, ne kuş sesi,
    ne toprak kokusu vardır.
    Gündüz güneşin,
    gece yıldızların altında kayalardır.
    Ve şimdi gece olduğu için
    ve dünya karanlıkta daha bizim,
    daha yakın,
    daha küçük kaldığı için
    ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
    evimize, aşkımıza ve kendimize dair
    sesler geldiği için
    kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
    okşayarak gülümseyen bıyığını
    seyrediyordu Kocatepe'den
    dünyanın en yıldızlı karanlığını.
    Düşman üç saatlik yerdedir
    ve Hıdırlık - tepesi olmasa
    Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.
    Kuzeydoğuda Güzelim - dağları
    ve dağlarda tek tek
    ateşler yanıyor.
    Ovada Akarçay bir pırıltı halinde
    ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde
    şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var:
    Akarçay belki bir akarsu,
    belki bir ırmak,
    belki küçücük bir nehirdir.
    Akarçay Dereboğazı'nda değirmenleri çevirip
    ve kılıçsız yılan balıklarıyla
    Yedişehitler kayasının gölgesine girip çıkar.
    Ve kocaman çiçekleri eflâtun
    kırmızı
    beyaz
    ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki
    haşhaşların arasından akar.
    Ve Afyon önünde
    Altıgözler Köprüsü'nün altından
    gündoğuya dönerek
    ve Konya tren hattına rastlayıp yolda
    Büyükçobanlar Köyü'nü solda
    ve Kızılkilise'yi sağda bırakıp gider.
    Düşündü birdenbire kayalardaki adam
    kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.
    Kim bilir onlar ne kadar büyük,
    ne kadar uzundular?
    Birçoğunun adını bilmiyordu,
    yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlik'ten evvel
    Selimşahlar Çiftliği'nde ırgatlık ederken Manisa'da
    geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek.
    Dağlarda tek tek
    ateşler yanıyordu.
    Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
    şayak kalpaklı adam
    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    güzel, rahat günlere inanıyordu
    ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
    birdenbire beş adım sağında onu gördü.
    Paşalar onun arkaındaydılar.
    O, saati sordu.
    Paşalar: 'Üç' dediler.
    Sarışın bir kurda benziyordu.
    Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
    Yürüdü uçurumun başına kadar,
    eğildi, durdu.
    Bıraksalar
    ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
    ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
    Kocatepe'de Afyon Ovası'na atlıyacaktı.

    Nazım Hikmet RAN

  • Caner Ocak
    Caner Ocak

    müthiş şiir.cemal süreya'dan sonra ikinci yeninin en usta kalemlerinden biri.

  • Ali Kara
    Ali Kara

    UMARIM BU GÜNÜN COŞKUSU TÜM YÜREKLERDE YEŞERİR VE BU GÜNÜN KIYMETİNİ HERKEZ ANLAR

TÜM YORUMLAR (61)