Sanı Şiiri - Ali Püsküllüoğlu

Ali Püsküllüoğlu
58

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Sanı

gece benim ülkemdir sarışın kadınları olan
genelevleri büyük, çirkin dumanları çıkan göğe
en çok günaha benzer acı bir yeşil öyle
ve saçlarını kesip kalçalarını daraltan
renkli bardaklar gibi kahkahanın kırdığı
sarışın kadınları olan arsız ve sokulgan

ne zaman görsem kan ve ölüm gibi aklımda

kalır düşmanlığımla birlikte kesik bilekleri
şamdanlara benzeyen kocaman kollu bir adam
korkuya benzer bir sevgi -şiire benzer bir bıçak-
en çok da karanlığa doğru yağmurdan
en çok da gece cambazının tellerinde
hep ülkemdir o hep bilir uyusam

ne zaman uyansam kan ve ölüm gibi aklımda

Ali Püsküllüoğlu
Kayıt Tarihi : 10.3.2013 02:58:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Ünlü Şair
    Ünlü Şair

    ne zaman uyansam kan ve ölüm gibi aklımda

  • Osman Nurani
    Osman Nurani

    …nihayet dostumdan doğru yanıt geldi. İşte özlenen yorum bu. Bu yoruma birileri 1 puan verse ne çıkar. Puantaj yanlışından da eminim vazgeçmişsinizdir.

    …ayrıca;

    “biz ne yapmisiz azalmasi adina.. onu demek istemistim.. devlet olarak fakir gencleri evlendirecek yasami cikmis.. benimmi haberim yok.. Hüseyin DEMİRCAN”

    …yok tabi “NAMAZDA GÖZÜ OLMAYANIN EZANDA KULAĞI OLMAZMIŞ”

    …Şaka be dostum. Adam evlendirmek için müessese kurmuyor ama 4-5 çocuk isterim deyu işin siyasetini yapıyor. Çok sevdiğim bir siyasetçinin böyle konuşması içimi sızlatıyor. Ama NURANİ bu babam olsa doğruyu yazarım.

    …saygılar efendim.

  • Hüseyin Demircan
    Hüseyin Demircan

    bz bugun kalkar zavalli cocuklar baklava calmis ne var bunda dersek..

    biz kalkar.. ne yani.. kafana silah dayayip parani gasp etmedi ya.. surda guzel guzel dileniyor.. dersek..

    biz cikar.. zavalli kadin cocuguna sut parasi almak icin.. fuhus yapiyor ne var bunda.. dersek..

    carpitmis.. olacagimiz gibi..

    empati yapip.. tum yonu ile ele almaz.. tek tarafli bakarsak.. adil gorus olmaz..

    namusu ile.. calisip cabalayan.. gun boyu.. temizlik isinde.. gundelik isinde.. olmadi.. cocuk bakicilik.. tekstil sektoru.. olmadi.. kalem selpak satmaya calisip.. ayakta durmaya.. dahasi cocuk yetistirmiye issiz kocasina para yetistirmiye calisan kadinlar varken..

    kalkip.. bunlarin hepsi.. ac gozlu.. kolay yoldan para kazanmak icin bu yolu secti.. dersekte.. carpitma olur..

    cunku.. her yonlu baktigimizda..

    her fuhus yapan kadinin..


    fuhusu bir basina yapamadigi..

    mutlak.. fuhus yapan bir erkek faktoru ile.. bu isin dondugunu biliyor..

    ve.. her gun.. ucuncu sayfalarda.. siddete maruz.. cinayete kurban.. cogunluga bakip.. egitim
    ortalamasi tabak gibi ortada iken..

    ne var yani.. zengin kokona yapinca zevk.. fakir yapinca fuhusmu oldu..

    o bilgili gorgulu egitimli insanlar da yapjyor hem bunlar gibi para icin de degil.. uste para verip.. dersek.. esas sorunu gormezden gelmis oluruz..

    benim aklima gelen.. egitim ve ekonomik durum idi..

    isttatistik olarak ele alinsa.. daha cok sey cikar.. bence..

    ahlaki egitim noksanligi.. din kulturu..
    her tur.. davranisin normal oldugu.. tivi dizileri yapimlari.. vebcam ile sanal birliktelik.. su bu..

    biz ne yapmisiz azalmasi adina.. onu demek istemistim.. devlet olarak fakir gencleri evlendirecek yasami cikmis.. benimmi haberim yok..

    izdivac porogramlarinda.. ev varmi araba varmi.. asgari ucret yetermi diyenler uzaydanmi geldi..

    paranin tek deger oldugu toplumda.. bedenle fuhus affedilebilir.. peki beyni fuhus yapan..

    ben fuhus yapmadim beni ilgilendirmez diyen..

    yarin kim kimin hangi yakini.. belirsiz bi toplumda.. buyuk konusmamali..

    git gide.. toplumsal kokusmaya gittigimiz bir gercek..

    ben ankaradan ornek vereyim..
    cankiri caddesinde yurunmez hale geldi.. kaldirimlarda.. kartvizit.. tel numarasi anafartalar.. on yil once boylemi idi..
    kapaninca..
    duzeldimi..

    ayni seyleri konusuyor.. farkli frekanslardan yayin yapiyoruz sanirim.. iyikine varsiniz.. kalem daim olsun.. yureke saglik..

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    Benim ülkemin geceleri kadar gündüzleri de vardır.
    Kendini modern, çağdaş gören pek çok Batılı veya Batı tarzı yaşayan ülkelerin gecesi gündüzü belli değilken…
    Benim ülkemin gündüzleri de vardır, gecenin zifiri karanlığından daha aydınlık.
    Kendini modern, çağdaş sanan ve hatta inançlı görünen, dilinden nice kutsallarımızı düşürmeyen, lakin Uzakdoğu’nun, bilemem nerenin zavallı yavrucaklarını kendilerine oyuncak yapan, köle olarak kullanan bilmem ne düşkünlerinin vicdanına, insafına sığmayan…
    Sokaklardaki adımların masumiyetine yakışmayan nice kıvırmalar dökülen ve kaldırım taşlarının aralarına sıkışıp kendini bulmaya çalışan…
    Ve bir hastahane odasında “virjinmiş!” tuhaflığını, kendince acayipliğini yaşayan nice kendinden uzaklaşmış, kendi olamamış, okumuş, iş aş; mevki makam sahibi olmuşların kendilerince hor gören, tenzil eden, alaycı seslerine yansıyan şuhça kahkahaları ve anlamsız tavırları…
    “Sizler ki, pek çok kadının namusuna kalkan oluyorsunuz; en zor işi yapıyorsunuz!..” mealindeki Mevlana’nın düşmüşlere sahip çıkıp kola kanat gerişi…

    Hayatın gerçekleri.
    Belki de hayatın gerekleri…
    Belki de çok daha tehlikeli durumların oluşmasına mani olabilecek engelleri o yerler…
    Konu komşu rahat olsun. Arlı namuslu huzurlu olsun.
    Olsun da…
    Maalesef günümüzde özellikle büyük şehirlerde genç kızlarımızın, daha çok da üniversiteli kızlarımızın (bir genelleme) bir şekilde –ihtiyaçtan veya zevk için- gençlerle aynı evleri paylaşmaları ve pek çok şeyi çok çok normal karşılamaları…
    Gece karanlığına bürünmüş koyu dumanlarına gerek bırakmıyor o evlerin…

    Sizler ne derseniz deyin, bir tarafta alabildiğine özgürleşen(!) gençler…
    Bir yanda, adı masumiyetse, kendi olmaya, özüne, inancına ve imanına uygun yaşama mücadelesi veren yahut en azından öyle olmaya çalışan bir anlayış…

    Bu noktada hiç kimse bana kızmasın, beni yanlış değerlendirmeye kalkmasın. Bilakis, söylediğim her sözün sonuna kadar arkasında olduğum bilinmeli…

    Nicelerini gördü, duydu, şahit oldu bu gözler ve bu irade…
    *
    Bence şiir olarak güzel anlatılmış.
    Dil de gayet yerinde ve çırılçıplak durmuyor. İnsana batmıyor, yormuyor, müstehcen gelmiyor. Argo bile görünmeyecek incelikte dile getirilmiş bir şiir.

    Kimimiz imana gözüyle hayat dersi verecek; kimimiz mihenk taşında ayar bulmaya, ayar tutturmaya çalışacağız.

    Görüşlerini, yorumlarını yazan bütün arkadaşların düşüncelerine sonuna kadar anlayış gösteriyorum.
    Herkes kendine münhasırdır. Dolayısıyla farklı farklı algılarla, anlayışlarla bakmak da çok doğal.

    Sevgi ve saygı rüzgarları esenliğiniz olsun.

    Sağlıcakla…

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

  • Osman Nurani
    Osman Nurani

    “neyin ne oldugu.. erkeklerimiz bile sokaga duser oldu ise..

    salt tek perspektiften bakmamali.. Hüseyin DEMİRCAN”

    …şimdi efendim biz bir önceki yorumumuzda ne demiştik. “Bu pislik yuvalarının olması pisliğin sokağa taşmasını önlemez aksine artırır” demiştik değil mi? Bak sizde aynı fikre geldiniz. Bizim sağlamamızı yaptınız. Zaten her daim hemen her yorumumda zat-ı alinizi iyi yönde zikrederim. Evet sizinde temas ettiğiniz gibi eğer genelevleri fuhuşun sokağa taşmasını önlemiş olsaydı “gay erkekler otoyol kenarlarında müşteri beklemezlerdi” bu örneği vermenize çok teşekkür ederim.


    “neden avrupa ulkelerinde ki gibi..
    kaynakci vinc operatoru.. duvarci alci ceken boya yapan kadinlarimiz yok..

    ekonomik sorunlari duzeltemeyen.. okuldan cok cezaevi olan.. ve kafayapisi ortacag birey nufusu ile ele alininca.. Hüseyin DEMİRCAN”

    …Kıymetli dostum kadınların ekonomik durumlarını düzelttiğimizde, onlardan da vinç operatörü, kaynakçı yaptığımızda geneleve düşmeyeceğini iddia ediyorsunuz. Az önce siz söylediniz. Erkeklerimizin de oto yol kenarlarında müşteri beklediğini. Peki kaynakçılığı, vinç operatörlüğünü erkeklerimizin de mi elinden aldık ki bu yola düştüler. Eğer öyle olsaydı erkekler içerisinden “gay” olmaması gerekirdi. Demek ki bu tezinizde çürümüş oldu. Bugün sol yanınızdan mı kalktınız bilmiyorum. Bugün hep ters köşeye yattınız. Benim DEMİRCAN’ım böyle değildi.

    “oyle yada boyle duseni kaldirmali..

    yeni dusme olmamasi icin.. rogar kapaklari kapatilmali.. uyari levhasi konmali.. sesli ikaz ile haberdar edilmeli.. ki rogar cukuru inilmesin.. Hüseyin DEMİRCAN”

    …bu önerinizi ayakta alkışlıyorum. Tek başına olmasa da işte esas çarelerden birisi bu.


    “ben yonetimden istirham ediyorum.. siire puan verdigimiz gibi.. yorumlarada puan verilsin.. ne ise halimiz ciksin falimiz.. bence.. Hüseyin DEMİRCAN”

    …bu konuda da isabetli görüş serdetmemişsiniz. Çünkü sizi çok iyi tanıyan biri var karşınızda. Yani sizin ciğerinizi bilirim. Sizin genel görüşünüz şiire verilen puanların hiçbir kıymeti harbiyesinin olmadığı yönündedir ve de çok doğru yerinde bir karardır. Ama bugün daha önceki fikirlerinize ters bir tavır takınmanız size yakışmaz. Ben bu doğruları Hüseyin benim canciğer dostumdur der es geçersem yarın Ruzi mahşerde Rabbim benden sorar.

    …başta siz değerli dostuma ve tüm izleyenlere saygılar sunar hayırlı akşamlar dilerim.

TÜM YORUMLAR (15)