Sana Susuyordum
Sen çiçekleri sularken,
ben sana susuyordum...
Gövdesi kırık bir cümleydim o an
ne sesim vardı toprağa değen,
ne de yüzüm göğe dönük.
Bir kelimenin boğazıma takılıp da
çıkamadığı yerden
sessizliğime ,çiçeklerin kadar
hiç kimse eğilmedi.
Kuşlar cıvıl cıvıl ölüyordu o sırada.
Sesleri hâlâ havadaydı,
ama canları çoktan düşmüştü toprağa.
Gökyüzü onlara mezar olmadan önce
gözlerinin kenarında
gülümseyen bir yokluk asılı duruyordu.
Ağzında yarım bir sigara
sanki zamanla birlikte tükeniyor,
her nefeste içime,
bir daha asla sorulmayacak soruların
dumanı sızıyordu.
Ben, her gece o kelimeleri
rüyalarımın en karanlık köşesine gömüyordum.
O hayalet harfler
uykumun en derin yerinden
sessizliğime sızarak
kalbimin taş duvarlarına çarpıyorlardı.
İçimde yankılanan bir ağıt gibi…
Sustum sandın.
Oysa ben her gece
bir suskunluğu gömüp
bir hayalini diri bırakıyordum içimde.
Bir ismin vardı.
Ama ben seni hep
sessizliğinle çağırdım.
Bir bakışın vardı,
ama ben, o bakışın ardına gizlenmiş
gitmeleri sevdim.
Çünkü bana hep kalan,
gidenin gölgesi oldu.
Sen lavantalarla konuşuyordun,
belki de toprakla sırlı bir anlaşmanız vardı.
Ben o sırada
dudaklarımda biriken kanı
gizlemeye çalışıyordum.
İçimde çatlayan her harfi
"bir gün duyar" ümidiyle susturuyordum.
Aynı şiiri ezberliyordum her gün,
aynı yokluğu yeniden içiyor,
aynı acıyla yeniden uyanıyordum.
Senin ellerin toprakla meşguldü.
Benim ellerimse
senin adını taşımaktan nasır bağlamıştı.
Sen köklerine su veriyordun,
ben her gün biraz daha
kökümden kuruyordum.
Çiçek açmayan bir iç bahçeydim ben;
senin hiç bakmadığın bir pencerenin ardında.
Her şey yerli yerindeydi belki.
Ama ben artık
hiçbir yere ait hissetmiyordum.
Gözlerinde kaybolmuş bir mevsim gibiydim.
Bahar geldiğinde bile
içimden buzlar erimiyordu.
Bozkırları bile yeşerttin,
bir tek benim gönlümde çiçek açmadın, can.
Bunu bile çok görmedim sana.
Sustum.
Suskunluğumun gövdesine seni diktim.
Köklerin bana dokundu belki…
Ama sen orada bile
gölge vermedin.
Ben seni susarak seviyordum.
Çünkü konuşmak,
seni eksiltmek gibi geliyordu.
Sustuğum her saniyede
içimde bir ömür büyüyordu.
Ama sen bunu hiç duymuyordun.
Şimdi kuşlar hâlâ ölüyor.
Çiçekler hâlâ sulanıyor.
Ve sen hâlâ bilmiyorsun...
Ben hâlâ oradayım:
Sana en çok sustuğum yerdeyim.
Ve bil can,
susarak yok olmadım...
Ama artık hiçbir kelimeyle var olmak istemiyorum.
Çünkü sen duymadın…
çünkü sen bakmadın…
çünkü sen beni — olduğum gibi değil,
olamadığım hâlimle terk ettin.
Şimdi ben,
yok sayıldığım o sessizlikte
kendimi gömmekle meşgulüm.
Ve sen ne zaman dönsen…
beni artık orada bulamayacaksın.
Kayıt Tarihi : 20.6.2025 21:56:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!