Düzen bozulup, dağıldı çöle,
Rüzgar savurdu, bütün bağları,
Cam kırığına, dönüştü sevgi.
Kimi, kuytuya saklanıp bitti,
Kimi, boşlukta mekan yarattı.
Hangi yanlışa, müttefik olduk,
Sahte oyunları, niçin kurduk?
Dağlar, şiddetli öfkeden yandı.
*
Davudun, sapan taşından öte,
Aresin kanlı kılıcını övdük.
Nuhun, masum güvercinindense,
Lokinin, vahşi kurdunu seçtik.
Ekran sahiplerinin yoluyla,
Aklımızı, dar kafese koyduk.
Altın taşkını bataklıklarda,
Sonsuz birikim hevesini biz,
Tüketmeyi hep amaç edindik.
Oğlak yıldızı parladığında,
Saraylarda, hüküm sürmek istedik.
*
Bozmamalıydık, narin ahengi,
Dağıtmamalıydık, coşkuları,
Tünelin ucunda beklemeliydik.
Yarasa kanatlı, çıyan dilli,
Kozmik evrenin, gizemli gücü,
Şüphe ederek, izi sürmeliydik.
Yutkunmadan, gerçeği kusmalı,
Fareler, sokakta can vermeli,
Kurtçuklar, ruhumuzu deşmeli.
*
Binlerce dert, ortaya doğsun,
Asla meçhuller, açılmamalı,
Has meziyet, solucan adımı.
Eşsiz biçimler, eşsiz tablolar,
Fazlasıyla büyüdü bakarak,
Vaşak misali, avı yutmalı.
Çılgın hevesler, arzular bize,
Çerçeveye, asılıp bakmalı.
Toplum maskesi, takıldığında,
Şöhretler, mülkler, makamlar, tahtlar,
Salyangoz misali, geç varmalı.
Kayıt Tarihi : 27.2.2026 13:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!