Bileydim bağlanmazdım bu amansız sevdaya,
Düşürmezdim ömrümü böyle sonsuz kavgaya.
Gelip geçip giderdim her çiçeğin dalından,
İçmezdim zehir gibi aşkın tatlı balından.
Kısa kısa anlatılır künyesi
Bilinmez cumhuriyetten öncesi
Sivas yöresinden gelmiş kurucu
Adı ali fakı geniş sülalesi
Sonra bir kaç kabile göçer
Uzun bir vadi geniş bir alan
Gökten süzülüyor bin bir beyaz tül,
Uykuya daldı bak papatya ve gül.
Sustu bağrımızda şakıyan bülbül,
Dünyanın üstüne serildi bu kış.
Nerede bir güzel görsem
Sana benzeyen
Bir telaş bir heycan
Serçe yavrusu bir çırpınış
Aha tam şuramda
Geceye düşerken gözün karası,
Gönlüme vurulan bir mühür gibisin.
Kapanmaz içimde aşkın yarası,
Akan dert nehrinde bir nehir gibisin.
Bir çay ocağının isli duvarında,
Yarım kalmış bir sohbet gibisin.
Ne anlatmaya mecalin var ne susmaya niyetin,
Öylece asılı kalmışsın Boğaz’ın serinliğinde.
Bazen dalar giderim doğduğum köye
Hani diyorum
Belki yaşanmamış yılların ezikliği
Belki haşarı şımarıklık çocuk rezilliği
Kalmış belleğimde dün gibi tazeliği
Hasretine tutunduğum sığınağım
Tutuşup yanıyor bozkırın ovaları
Bir avuç kül kalıyor
Cehennem yüreklim
Çeyrek bardak şaraptı senle
Nedense hep bir ağızdan
İsyan türküleri söylenir
Her akşam gün batımı
Arzular özlemler istekler
Bir çay içiçimi sohbet
Koyalım birlikte bir yastığa baş,
Dinsin gözümüzden dökülen bu yaş.
Zamanın çarkına direnip bir gün,
Kavuşsun sevdada dağ ile bu taş.




-
Nur Tuna
-
Gülay Aruç
-
Işık German Ersoy
Tüm YorumlarYüreğiniz sevdiklerinizin sevgisiyle coşsun...sevgili şiir dostu...kaleminiz gamdan eğilmesin...selam ve saygıyla
Sizin de ilhamınız bol olsun Sevgili Şiir Dostum.
Saygı ve Selamlarımla.
Gülay Aruç.
* Duygu doluydu *
Sonsuz kutluyorum