onun kadar sevmedi kimse
onun kadar özlemedi
kimseler onun kadar
pencerede beklemedi
bardağımdan su içer
Gitme çocuk
Sana gülistan bağlarında koşturmak yakışır
Başında bahar yeli
Gözlerinde umut
Gülmek yakışır sana çocuk acılarından kurtulup
Saçların evlat kokuyor çocuk
İkibindokuz'un ocak ayı
Ocak ayının onaltı sı
Fosforlu bombalarla aydınlanan
Bir gecede doğmuşum ben
Kalleşliklerle yaralanan bir ülkede
Kurşunların pes ettiği
Ayrılık bir ölçü birimidir frezya
gözden ırak
dilden ırak
gönülden ırak diye uzar gider
uzar gider yokluğun
uzanan ellerimden uzağa
Martılara simit atardı
her bindiğinde vapura
köpeklere ekmek doğramaz
kedilere su koymazdı
mutlaka simit atardı martılara
Allah'tan vapurda böyle bir gelenek vardı
Bu hangi türlüsü ayrılığın
hangi mesafe birimi
bir sessizlik ki
muhabbet geçirmez duvarlar gibi
çığlıklarım
İnsanlar vardılar
Elleri nasır
Üstlerinde çul yok
Döşekleri hasır
İnsanlar vardır
İki şey
hep duracak sanmıştım
kalbimin üstünde
biri
yaka cebimde sakladığım resmin
bir de ilkokulda öğretmenimin
Sırtımda kamçı izleri
her biri bir mısra boyu
etimi kemiğimden sıyırır gibi
tarifsiz bir acı bu
Yağmur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!