Bir çam ağacıyla
Güllük otunun hikâyesinden ibaretiz
Aynı şehirde büyüyen iki çocuk kadar yabancı
Sen kusursuzca yaşayıp gidersin
Bense üç mevsim gömülürüm toprağa
Yürüdük Gelibolu'ya, dilimiz de o nida Allahu ekber!
Yürüdükçe büyüdük, biz büyüdükçe küçüldü ezildi devler.
Dikildik karşısına, sıra dağlar gibi itikatsız ordunun
Alemler görsünler ki, bu yeniden şahlanışıdır bir ulusun.
Ben gülüşlerimi
yemyeşil coğrafyalarda
ellerini iki yana açmış
gökyüzüne bağıra bağıra şiir okuyan
bir çocuğun dudaklarına sakladım
Gitme çocuk
Sana gülistan bağlarında koşturmak yakışır
Başında bahar yeli
Gözlerinde umut
Gülmek yakışır sana çocuk acılarından kurtulup
Saçların evlat kokuyor çocuk
Ayrılık bir ölçü birimidir frezya
gözden ırak
dilden ırak
gönülden ırak diye uzar gider
uzar gider yokluğun
uzanan ellerimden uzağa
Martılara simit atardı
her bindiğinde vapura
köpeklere ekmek doğramaz
kedilere su koymazdı
mutlaka simit atardı martılara
Allah'tan vapurda böyle bir gelenek vardı
Bu hangi türlüsü ayrılığın
hangi mesafe birimi
bir sessizlik ki
muhabbet geçirmez duvarlar gibi
çığlıklarım
İki şey
hep duracak sanmıştım
kalbimin üstünde
biri
yaka cebimde sakladığım resmin
bir de ilkokulda öğretmenimin
Sırtımda kamçı izleri
her biri bir mısra boyu
etimi kemiğimden sıyırır gibi
tarifsiz bir acı bu
Yağmur
kuytu bir köşeyim
çare değil yalnızlığıma
sokak lambaları
uzatsam ellerimi üşürsün
avuçlarımda
gece ayazları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!