bu sabah
gönülsüz uyandım uykudan
değil işe gitmek
yataktan çıkmayı bile istemedi canım
günlerden galiba Salıydı
perdenin arasından sızan güneş
ellerin gibi okşarken yüzümü
sana sarılır gibi
yastığa yorgana sarıldım
daha afyonum patlamadan
kallavi bir of ulan of çekip
duvardan sökülen paslı bir çivi gibi
çıktım yataktan
uyku sersemiydim
namludan gönülsüz çıkmış mermi gibiydim
istemediği savaşa giden askerler gibi
sofrayı kurdum
masada iki bardak çayla
bir başıma kahvaltı yaptım
yine rakı içer gibi içtim
tavşan kanı çayımı
yine ağzımda paslı bir teneke tadı
yok… yok…
bu böyle olmaz
bu Salı bozacağım bu düzeni
düşmana kılıcını teslim eden
o mağrur komutanlar gibi
bu Salı teslim olmayacağım yokluğuna
sensizlik denen bu ateşten gömleği bu Salı giymeyeceğim
işte yazıyorum gök kubbe şahit olsun
ya sana kavuşup
avuçlarından döke saça içeceğim aşkı
ya da
şehrin bütün billboardlarına
kendi kanımla senin adını yazıp
dünya denen bu sürgün ülkeden
bu Salı sessizce göç edeceğim
Çarşamba sabahı
gazeteler de o kanlı resmimi görünce
şu cümle dökülecek
o köfte dudaklarından
-ayy ne kadar şiirsel…
Ömer Yücekaya 2
Kayıt Tarihi : 31.10.2026 20:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!