Bıraktım ruhumu, şu cihan içine,
Yaralı göğsümü, açtım aleme,
Çizilen, o sahte hatlar üstüne,
Işıtır yolumu, hüznüm bu deme.
*
Kül değil, Sahra'nın çölü hiç değil,
Sırtımda duran, bir oktur derinde,
Vahşi kurtların, o pençelerinde,
Tepeden inen, o demir gülleler.
*
Hıncımı, sıktığım dişle biledim,
Zulmün, o kapkara tahtına gittim,
Çark eder felek de, kendi yönüne,
Garipler yanında, cenge tutuşur,
Mazisi, lekeli şahsa direnir.
*
Şu iklimin, sarp ve yüce bağında,
Sızlar durur, benim garip vicdanım,
Fırat'ın o kadim, derin çağında,
Kurumuş dalda, bir yaprak gibiyim.
*
Başıma taç diye, koyduğum o güç,
Sözü bol o zalim, gaddar yönetim,
Örter dertlerimi, sefaletimi.
*
Cihanın bağrına, saldım ben beni,
Feryatla sızlayan, yorgun sinemi,
Yolladım kinimi, gitsin uzağa,
Tuzakta ağlıyor şimdi, nefretim,
Sarılmış etrafım, kahpe dostlarla,
Görünmez er gibi, mertçe bir hasım.
Kayıt Tarihi : 6.2.2026 15:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!