Akşam,
Üzerime ıslak yorgan gibi iniyor,
Yalnızım,
Fakat etrafımda onlarca insan,
Akşam,
Akşam,
Üzerime ıslak yorgan gibi iniyor,
Yalnızım,
Fakat etrafımda onlarca insan,
Akşam,
Bir sözcük arıyorum, kimse bilmesin,
Çocuklarca basit şaire imkansız,
Bir hazine ki sandıklara girmesin,
Binbir bilinse ama olsa manasız,
Adı aşk değilse dilsizler söylesin.
Uyumak isteyeceksiniz,
Yaşamaktan kaçarken.
O ilk sabah çok farklı olacak;
Güneşi hiç böyle göremeyeceksiniz,
Bilmiyorum belki sizde hava yağmurlu
Haliyle güneşide göremeyeceksiniz,
Ayrılığın şekli varmış meğer
Ellerinden tutabilirsen eğer
Ayrılığa dokunursan yıldızlar
Hatta ayrılıklar rengi parlar
Karanlıkta gördüm rengini
Işıkta göremezsin dengini
Yeşil döküldü yine
Siyah beyaz kağıda
O kırgın ilk mevsime
Küskün sarılar bahçesine
Haziran her atışta
Arada çiçek bırakır
Geçmez sanıyordum yılları
Günler bile yıllar gibiyken
İlk sabahı hatırlıyorum
İlk sabahın ilk şiirini bile
İlk sabah dünyayla tanıştım
Yalnızlığı ilk o sabah yaşadım
Bir kadın tanıdım
Yıldızlar durağında
Onu tanıyana kadar
Kendimi tanıyamadım
Onu tanıdıkça tanıştım
Benle, ayrılıkla, yalnızlıkla
Tak eder canına sevgili
Can katar canına sevgili
Gül olsa canına dikenli
Kül olsa canına ipekli
Dökülse boynunda sırma saçları,
Boyun eğer fulya tarlaları,
Çevirse başını bir baksa,
Kalem kaşıyla kalbimi çalsa,
Gönlüme girdin boynu zarif,
Olamaz kelimeler sana tarif.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!