Safiye Hanım Mersiyesi Şiiri - İlyas Kaplan

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
İlyas Kaplan
1704

ŞİİR


18

TAKİPÇİ

Safiye Hanım Mersiyesi


Eski bir mezar taşında rastlanan, Safiye Hanım'ın aziz hatırasına yazılan bir ağıttır, aruzun ezgisiyle dualarımızda yaşamaya devam edecek inşaallah. Ruhu Şad olsun .

Mef'ûlü Mefâîlü Mefâîlü Fe'ûlün

Dühter-i Hasan Efendi, goncacık bir gül iken:
Rüzgâr-ı mevt erişti, bu yâ rengi soldu, hayf: (1)

Mâder âğûşunda teslim-i emanet eyledi:
Valideyinin dîdeleri, eşk-i mâtem doldu, hayf: (2)

Halka-i tevhîdde zikr eyler iken bülbül misâl:
Terki cem‘iyyet edüb, ol nevcivan m'uçdu, hayf: (3)

Makamı cennet-i âlâ olduğuna şüphe yok:
Lîk hasret derdini bu kâinata koydu, hayf: (4)

Fırkat-ı hüznümle târîhini dedim bir âh ile:
Genç iken Safiye Hanım bu cihândan göçtü, hayf: (5)

Baht-ı sıyah eyledi bu gonceyi berbâd,
Yandı dil-i ebeveyn, oldı cihan nâ-şâd, hayf! (6)

Bir şem‘ idi kim söndü dehânında nefesler,
Figāna gelüb ağladı mevlidde hevesler, hayf! (7)

Hûn-âbe-i çeşm ile dolup kâse-i diller,
Tabutunu kıldı nicemuzterib eller, hayf! (..)

Gülzâr-ı vefâda ne çü bülbül ötebildi,
Çün devr-i kazâ hükmünü icrâ edib erdi, hayf! (9)

Sensiz bu inatçınice bir meclis-i gamdır,
Her gûşe-i viranede matemde merâmdır, hayf! (10)

Bir serv-i revan idi ki seyr eyleyemezdik,
Sensiz bu melâli dili şâd eyleyemezdik, hayf! (11)

Efkârına kurban ola bu bî-ser ü pâyân,
Hasretle yakıp cânı firâk eyledi devrân, hayf! (12)

Çeşm-i ümîdim yollara dikildi bu demler,
Sînemi deler cevr ile bu tîr-i sitemler, hayf! (13)

Sensiz neye yarar gülşen ü seyrân-ı cihanlar,
Firkatle yanar tâ derûnunda nihânlar, hayf! (14)

Redfer dahî yaktı bu gazelle dili zârı,
Cennette bulur inşallah o gonca kararını, hayf! (15)

redfer

Mersiyenin Günümüz Türkçesiyle Açıklaması
1. Beyit: Hasan Efendi’nin kızı, henüz açılmamış gonca küçük bir gül iken; ölüm rüzgârı esip geldi, bu güzelim renk solup gitti, ne yazık!

2. Beyit: Annesinin kucağında dünyaya emanetini teslim etti (vefat etti); anne ve babanın gözleri yas gözyaşlarıyla doldu, ne yazık!

3. Beyit: Tevhid halkasında (Allah'ın birliğini zikreden mecliste) bir bülbül gibi zikrederken, dünya cemiyetinden ve bağından el etek çekip o genç fidan uçup gitti, ne yazık!

4. Beyit: Makamının yüce cennet olduğundan şüphe yoktur; lakin bu ayrılık acısını ve hasretini bütün bu kâinata bıraktı, ne yazık!

5. Beyit: Ayrılığının verdiği hüzünle tarihini bir ah ile söyledim: Safiye Hanım genç yaşta bu cihandan göçtü, ne yazık!

6. Beyit: Kara baht (talihsizlik) bu goncayı mahvetti; anne ve babanın yüreği yandı, bütün cihan neşesini yitirdi, ne yazık!

7. Beyit: Nefesler boğazında düğümlenerek sönen bir mum gibiydi; mevlitteki hevesler feryat edip ağladı, ne yazic!

8. Beyit: Gönüllerin kâsesi gözyaşı kanıyla doldu; o ıstıraplı eller tabutunu nice zorlukla taşıdı, ne yazık!

9. Beyit: Vefa gül bahçesinde bülbül gibi doya doya ötemedi; alın yazısı devri hükmünü icra edip vakit tamamlandı, ne yazık!

10. Beyit: Sensiz bu ev, bu meclis nice zamandır bir gam yuvasıdır; viran olan her köşede murat artık matemdir, ne yazık!

11. Beyit: O yürüyen bir selvi gibiydi ki doya doya seyredemezdik; sensiz bu melâli, gönlümüzü şad ederek unutamazdık, ne yazık!

12. Beyit: Bu başsız ayaksız (uçsuz bucaksız) düşüncelere kurban olsun bu can; felek hasretle canı yakıp ayrılık saldı, ne yazık!

13. Beyit: Ümit gözüm bu demlerde yollara dikildi; sitem okları cefa ile sinemi delip geçiyor, ne yazık!

14. Beyit: Sensiz cihanın gülşenleri ve gezip eğlenmeleri neye yarar? Derûnumuzda (içimizde) gizli yangınlar firkatle yanıp duruyor, ne yazık!

15. Beyit: Redfer de bu gazelle inleyen zarî gönlünü yaktı; inşallah o gonca cennette kendi karar kılacağı yeri bulur, ne yazık!

İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 30.10.2026 14:48:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!