Eski bir mezar taşında rastlanan, Safiye Hanım'ın aziz hatırasına yazılan bir ağıttır, aruzun ezgisiyle dualarımızda yaşamaya devam edecek inşaallah. Ruhu Şad olsun .
Mef'ûlü Mefâîlü Mefâîlü Fe'ûlün
Dühter-i Hasan Efendi, goncacık bir gül iken:
Rüzgâr-ı mevt erişti, bu yâ rengi soldu, hayf: (1)
Mâder âğûşunda teslim-i emanet eyledi:
Valideyinin dîdeleri, eşk-i mâtem doldu, hayf: (2)
Halka-i tevhîdde zikr eyler iken bülbül misâl:
Terki cem‘iyyet edüb, ol nevcivan m'uçdu, hayf: (3)
Makamı cennet-i âlâ olduğuna şüphe yok:
Lîk hasret derdini bu kâinata koydu, hayf: (4)
Fırkat-ı hüznümle târîhini dedim bir âh ile:
Genç iken Safiye Hanım bu cihândan göçtü, hayf: (5)
Baht-ı sıyah eyledi bu gonceyi berbâd,
Yandı dil-i ebeveyn, oldı cihan nâ-şâd, hayf! (6)
Bir şem‘ idi kim söndü dehânında nefesler,
Figāna gelüb ağladı mevlidde hevesler, hayf! (7)
Hûn-âbe-i çeşm ile dolup kâse-i diller,
Tabutunu kıldı nicemuzterib eller, hayf! (..)
Gülzâr-ı vefâda ne çü bülbül ötebildi,
Çün devr-i kazâ hükmünü icrâ edib erdi, hayf! (9)
Sensiz bu inatçınice bir meclis-i gamdır,
Her gûşe-i viranede matemde merâmdır, hayf! (10)
Bir serv-i revan idi ki seyr eyleyemezdik,
Sensiz bu melâli dili şâd eyleyemezdik, hayf! (11)
Efkârına kurban ola bu bî-ser ü pâyân,
Hasretle yakıp cânı firâk eyledi devrân, hayf! (12)
Çeşm-i ümîdim yollara dikildi bu demler,
Sînemi deler cevr ile bu tîr-i sitemler, hayf! (13)
Sensiz neye yarar gülşen ü seyrân-ı cihanlar,
Firkatle yanar tâ derûnunda nihânlar, hayf! (14)
Redfer dahî yaktı bu gazelle dili zârı,
Cennette bulur inşallah o gonca kararını, hayf! (15)
redfer
Mersiyenin Günümüz Türkçesiyle Açıklaması
1. Beyit: Hasan Efendi’nin kızı, henüz açılmamış gonca küçük bir gül iken; ölüm rüzgârı esip geldi, bu güzelim renk solup gitti, ne yazık!
2. Beyit: Annesinin kucağında dünyaya emanetini teslim etti (vefat etti); anne ve babanın gözleri yas gözyaşlarıyla doldu, ne yazık!
3. Beyit: Tevhid halkasında (Allah'ın birliğini zikreden mecliste) bir bülbül gibi zikrederken, dünya cemiyetinden ve bağından el etek çekip o genç fidan uçup gitti, ne yazık!
4. Beyit: Makamının yüce cennet olduğundan şüphe yoktur; lakin bu ayrılık acısını ve hasretini bütün bu kâinata bıraktı, ne yazık!
5. Beyit: Ayrılığının verdiği hüzünle tarihini bir ah ile söyledim: Safiye Hanım genç yaşta bu cihandan göçtü, ne yazık!
6. Beyit: Kara baht (talihsizlik) bu goncayı mahvetti; anne ve babanın yüreği yandı, bütün cihan neşesini yitirdi, ne yazık!
7. Beyit: Nefesler boğazında düğümlenerek sönen bir mum gibiydi; mevlitteki hevesler feryat edip ağladı, ne yazic!
8. Beyit: Gönüllerin kâsesi gözyaşı kanıyla doldu; o ıstıraplı eller tabutunu nice zorlukla taşıdı, ne yazık!
9. Beyit: Vefa gül bahçesinde bülbül gibi doya doya ötemedi; alın yazısı devri hükmünü icra edip vakit tamamlandı, ne yazık!
10. Beyit: Sensiz bu ev, bu meclis nice zamandır bir gam yuvasıdır; viran olan her köşede murat artık matemdir, ne yazık!
11. Beyit: O yürüyen bir selvi gibiydi ki doya doya seyredemezdik; sensiz bu melâli, gönlümüzü şad ederek unutamazdık, ne yazık!
12. Beyit: Bu başsız ayaksız (uçsuz bucaksız) düşüncelere kurban olsun bu can; felek hasretle canı yakıp ayrılık saldı, ne yazık!
13. Beyit: Ümit gözüm bu demlerde yollara dikildi; sitem okları cefa ile sinemi delip geçiyor, ne yazık!
14. Beyit: Sensiz cihanın gülşenleri ve gezip eğlenmeleri neye yarar? Derûnumuzda (içimizde) gizli yangınlar firkatle yanıp duruyor, ne yazık!
15. Beyit: Redfer de bu gazelle inleyen zarî gönlünü yaktı; inşallah o gonca cennette kendi karar kılacağı yeri bulur, ne yazık!
İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 30.10.2026 14:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!