Sadi Bey Şiiri - Celal Atay

Celal Atay
120

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Sadi Bey

SADİ BEY

(Sadi Bey apartman girişindeki çiçeklerle uğraşmaktadır.O sırada Kasım Bey gelir.)

KASIM: Selamünaleyküm komşu kolay gelsin.
SADİ: (Hiç bakmaz.Yüzünü başka tarafa çevirir.)
KASIM:(Sadi’ nin kolundan tutup sarsar.) Nasılsın? Bir şeyin yok ya?
SADİ: Sana ne! Nasıl olur olurum.Sana mı kaldı bir şeyimin olup olmadığı!
KASIM: Allah Allah! Kardeşim bir şey mi dedik.Siz her halde bu gün ters tarafınızdan kalkmışsınız.
SADİ: Orası kimseyi ilgilendirmez.İster sağımdan kalkarım istersem solumdan!
KASIM: Anladım anladım sen bu gün güneşte fazla kalmışsın.Hemen soğuk bir duş al.Kendine gelirsin.
SADİ:Asıl o soğuk duşu iki saattir buradan gelip geçenlere aldırmak lazım. Onların kafasına güneşin en şiddetlisi geçmiş.
KASIM:İyice meraklandım şimdi. Kimler geçti buradan.,sana ne dediler?
SADİ: Hiç….Hiç…Hiçbir şey demediler.
KASIM:Öyleyse neye kızıyorsun.Madem hiçbir şey dememişler.
SADİ:İşte bende hiçbir şey demedikleri için kızıyorum ya!
KASIM: Allah Allah! Şimdi daha daha meraklandım.Allah aşkına söyle ne oldu?
SADİ: Hiç…..
KASIM: Nasıl hiç? Bilmece gibi konuşmasana!
SADİ:İşte bas bayağı hiç! Yani hiçbir şey olmadı.
KASIM:Peki öyleyse nedir sendeki bu şiddet,bu celal! Çabuk söyle çatlatma insanı!
SADİ: Peki söyle öyleyse ben neyim?
KASIM:(Duraklar) Sen….Sen…Sen adamsın.
SADİ: Emin misin, ben adam mıyım?
KASIM: Allah Allah yine başladı.Elbette adamsın.Başka ne olabilirsin ki.
SADİ: Peki ben adamsam beni kim adam olarak yarattı?
KASIM: (Allahım sen benim aklıma mukayyet ol. Nereden düştüm bu adamın eline.) Elbette ki Allah.
SADİ:Peki beni Allah yarattığına göre buradan gelip geçenlerin bana Allah’ın selamını vermeleri gerekmez mi?
KASIM: Bilmem,gerekir herhalde.
SADİ: Ne demek bilmem gerekiyor. Gerekiyor mu,gerekmiyor mu?
KASIM: Elbette gerekiyor! Gerekmez olur mu?
SADİ: Peki öyleyse ben üç saattir burada çalışıyorum da neden bir tane Allah’ın kulu selam verip kolay gelsin demiyor?
KASIM: Demediler mi?
SADİ: Demediler ya demediler.
KASIM: İşte şimdi anladım neden böyle kızgın olduğunu. (Keşke ben de vermeseydim.Selam verdik borçlu çıktık diye boş yere söylememişler.Biz de selam verdik suçlu çıktık. Adam neredeyse bizi dövecek.)
SADİ: Bir şey mi dedin?
KASIM: Yok yok anladım dedim sizin ne için kızgın olduğunuzu.
SADİ: Ben kızgın olmayayım da kim olsun. Adamlar saf saf yüzüme bakıp geçiyor. Bir selam verip kolay gelsin deseler ölürler mi?
KASIM: Sadi Bey! Sadi Bey! Burası büyük şehir. Öyle selamı sabahı bilmezler.
SADİ:Ne demek büyük şehir. Büyük şehirdekileri Allah yaratmadı mı? Selam her yerde selamdır.Peygamberimiz Hz. Muhammed “Selamı yaygınlaştırınız.” Dememiş midir? Bırakın büyükleri küçük çocuklara bile selam vermenin güzel bir davranış olduğunu,selamın insanları birbirine yaklaştırdığını dinimiz tavsiye etmemiş midir?
KASIM: Haklısın Sadi Bey, haklı olmasına haklısın da bu kadar sinirlenmene gerek yok.İsteyen verir,isteyen vermez. Takma bunları kafana.
SADİ: Takarım Kasım Bey hem de çok takarım.Nasıl takmayayım Kasım Bey nasıl takmam! Daha dün adama selam verdim.Adam şöyle döndü yüzüme baktı baktı sonra da “Tanışıyor muyuz? ” demez mi? Şaşırdım kaldım. Yok dedim.”Öyleyse bir şey mi istiyorsun? ”dedi. Yok dedim. Adam ne derse beğenirsiniz!
KASIM:NE dedi
SADİ:Madem tanışmıyoruz.bir şey de istemiyorsun bu selam niye.Dondum kaldım. Be adam bizlere böyle öğretmişler.Büyük küçüğe,atlı yayaya,yürüyen oturana,yokuştan inen yokuşa çıkana selam verir.
KASIM:Haklısın Sadi Bey haklısın ama; dedim ya büyük şehirler böyle.İlk geldiğimde ben de sizin gibiydim. Hiç unutmam bir defasında aynı apartmanda oturduğumuz Zühtü Bey vardı. Uzun bir süre asansörde karşılaştıkça selam verirdim.Ama o hiç oralı olmazdı.Üstelik çok zaman yüzünü başka tarafa dönerdi. Bu davranışını kendime yapılan bir hakaret gibi görürdüm ama yine de sabrederdim.Her seferinde artık selam vermeyeceğim diyorum ama alışmışız bir kere duramazdım. O da yine her seferinde ya bön bön yüzüme bakar,ya da yüzünü çevirirdi.Bir gün dayanamadım elimi omzuna koyup sarstım.Arkadaş sen benim verdiğim selamı neden almıyorsun diye hiçte hoş olmayan bir sertlikte söyledim.Adam da yine tık yok.Sanki buz dağı.Duymamış gibi çekti gitti.Sonradan öğrendim ki adam hem dilsiz,hem de sağırmış.
SADİ:Deme ya! Sonra ne yaptın?
KASIM: Elbette ki çok çok üzüldüm.Günlerce nasıl gönlünü alırım diye düşündüm.Sonunda hanımla birlikte gittik mağazaya en kralından bir takım aldık. Ziyaretine gidip özür diledik..
SADİ: Demek öyle ya!
KASIM:Öyle ya Sadi Bey öyle.Benim yanlış davranışım bana bir takıma mal oldu.Ben takımla adamın gönlünü aldım. Bakalım sen benim gönlümü neyle alacaksın.
SADİ:Söylediklerin gerçek mi Kasım Bey.
KASIM:Hiç şakaya benzer yanı var mı? Beni dövmediğin kaldı. En kısa zamanda ziyaretime bekliyorum. Öyle günlerce de düşünmene gerek yok.Neme lazım ölümlü dünya ne olur ne olmaz. Bir an önce helalleşmek lazım. Değil mi Sadiciğim.Şöyle kaliteli bir şey olsun.Haydi şimdilik Allah’a ısmarladık (Giderken) Biliyorsun dördüncü kat mavi boyalı kapı…En kısa zamanda bekliyorum.
(Sadi arkasından baka kalır)
SADİ:Güle güle Kasım Bey güle güle…..

SON

Celal Atay
Kayıt Tarihi : 11.4.2012 18:19:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!