SABAHIN DİLİ
Gece boyunca göz kırptı durdu yıldızlar,
Sanki bir şey fısıldadılar rüzgâra.
Rüzgâr aldı, sokaklara bıraktı,
Kimse anlamadı, ama herkes hissetti.
Ayaz çöktü camların ardına,
Eller üşüdü, ama yürekler ısındı içeriden.
Yağmur yağdı, ıslattı her yanı,
Ama toprak şükretti, çünkü biliyordu:
Her damla bir tohumun duasıdır.
Güneşin koru ateş gibi vursa da alnına,
Kimse eğmedi başını.
Çünkü bilirlerdi:
Güneş öfkesini saklar bulutlara,
Bulutlar ise yağmura,
Yağmur ise bahara.
Uçurtma düştü mü? Düştü evet.
Ama ipi kopardılar sandılar ya,
Oysa uçurtmanın kanatlarını rüzgâr değil,
Yere düşmeyi göze alan yürek uçurur.
Mücadele nedir?
Karanlığın ortasında bir kibrit çakmaktır.
Sesin kısıldığı yerde nefes almaktır.
Kalabalık içinde yalnız,
Ama yalnızken bin kişi gibi durabilmektir.
Ve zafer nedir?
Patlamayan bir meşaledir aslında.
Her sönmeye yüz tutan ateşte
Bir başkası yanar.
O yüzden meşale bitmez.
Gelecek mi?
Gözlerin kapalıyken bile görebildiğindir.
Kulakların sağırken bile duyabildiğindir.
Bir çocuğun gülüşünde saklıdır,
Bir annenin duasında,
Bir işçinin terinde,
Bir öğretmenin gözlerinin içinde.
Güneş yeniden doğar,
Ayaz erir gider,
Yağmur diner bir gün,
Rüzgâr durulur,
Ve uçurtma,
İpi kopmuş da olsa,
Rüzgârsız da olsa,
Yükselmeyi bilir.
Çünkü uçurtma,
Gökyüzünü özleyen
Bir kalbin dansıdır.
Sabah olur,
Karanlık gider,
Sessizlik konuşur,
Ve her şey yeniden başlar.
Ömer Tural, Duyguların şairi
Ömer Tural
Kayıt Tarihi : 18.09.2026 23:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!